Train of Life

Train of Life

392
0
PAYLAŞ

train-of-love
1941 yılında, Romanya’da küçük bir Yahudi köyünde, köyün “delisi” Shlomo köylerine Nazilerin baskın yapacağı haberini alır ve köydeki hahamları uyarmaya gider. Bunun üzerine hahamlar düşünürler ve yine Shlomo’nun önerisiyle, sahte bir nakliyat treniyle Kudüs’e gidilmesine karar verilir. Trene, bir grup Yahudi, oylama sonucu Nazi kılığında, geri kalanlar ise, tutuklu olarak binerler. Ve yolculuk başlar…

Eğitimini Fransa’nın prestijli eğitim merkezlerinden biri olan IDHEC’te tamamlayan, Romen yönetmen Radu Mihaileanu, Train of Life’ta Nazi dönemini kendince absürd bir komediyle hicv ediyor. Bu Nazi dönemi eleştirisini, Alman ve Yahudilerin yaşantıları, Tanrı kavramı ve insani bakışı ön plana çıkaran anlatımıyla da destekliyor.

Keman, klarnet ve davulun bolca kullanıldığı, Goran Bregovic imzalı enfes Balkan müzikleri, klasik Balkan insanı tiplemeleri ve absürd bir tren yolculuğuyla, izleyene keyifli dakikalar vaat eden Train of Life, özünde insanı ve insani değerleri anlatan bir film. Bu evrensel konusuyla da Brezilya’dan Almanya’ya, İtalya’ya, Fransa’ya ve Amerika’ya kadar uzanan, birçok farklı kültürden sinemaseverin ilgisini çekebilmiş ve birçok festivalden ödülle dönmüş. Son olarak, filmden bir diyalogla, filmin absürdlüğünü ve komikliğini yansıtarak nokta koymalı.

-Shlomo nasıl oldu da deli oldun?
-Tesadüfen ! Haham olmak istemiştim, ama pozisyon doluydu. Sonra baktım ki delilik boşta, başkası olacağına, ben olayım dedim.

 

Barış Saydam

bar_saydam@hotmail.com

 

PAYLAŞ
Önceki makaleTillsammans
Sonraki makaleVinterkyss
1983, İstanbul doğumlu. 2006 yılında Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden mezun olduktan sonra Altyazı dergisinde sinema eleştirileri yazmaya başladı. 2008’de Avrupa Sineması isimli web sitesini kurdu. 2011 yılında Hayal Perdesi dergisinde web sitesi editörlüğüne başladı ve derginin yayın kurulunda görev aldı. TÜRVAK bünyesinde çıkartılan Cine Belge isimli derginin yazı işleri müdürlüğünü yaptı. 2012’den beri Sinematek Derneği’nde Film Analizi dersi veriyor. 2013 yılından beri Türk Sineması Araştırmaları (TSA) projesinde koordinatör yardımcılığı ve içerik editörü olarak görev yapıyor. Ayrıca Giovanni Scognamillo’nun Gözüyle Yeşilçam(2011), Sinemada Tarih Yazımı (2015), Erol Ağakay: Yeşilçam’a Adanmış Bir Hayat (2015), Oyuncu, Yönetmen, Senarist, Yapımcı Yılmaz Güney (2015) ve Karanlıkta Işığı Yakalamak: Ahmet Uluçay Derlemesi (2016) isimli kitapları da bulunuyor. Başta Jean-Luc Godard olmak üzere Fransız Yeni Dalgası'nı, pek çok farklı sanat dalını filmlerinde ustalıkla kullanabilen yönetmenleri ve eleştirilerini sanattan ödün vermeden yapabilen filmleri seviyor. Istvan Szabo'nun sinemacılar dünyayı değiştiremez sözüne katılıyor; ama sinemanın insanı değiştirebileceğine inanıyor.

YORUM YOK

BİR CEVAP BIRAK