Miehen Työ

Miehen Työ

536
0
PAYLAŞ

Miehen Työ

Üç çocuklu bir aileyi geçindirmek zorunda olan Juha’nın çalıştığı işten kovulduktan sonra yaşadıklarını anlatan Miehen Työ; hayatın içinden bir drama. İşten kovulduğunu bir türlü karısına söyleyemeyen Juha, bir süre sonra yalan üstüne yalan söylemek zorunda kalıyor. Bir yandan bakması gereken ailesi, bir yandan evde eskiyen eşyaların değişme zorunluluğu ve çocukların bitmek tükenmek bilmeyen istekleri Juha üzerinde günden güne baskı yaratıyor. Juha ise bu karmaşanın içinden sıyrılmak için çareyi jigololukta buluyor.

Hikayenin ana çatısı sıradan bir dramı andırırken, yönetmen Juha karakterinin gelişimine yoğunlaşıyor. Karakterin dışa kapalı oluşu ve yaşanılan gerçeklikle seyirciler arasında bir mesafenin bırakılması; hikayenin sıradanlığının üstünü kapatan unsurlar oluyor. Baştan sona kadar olan süreçte Juha’nın değişimine tanık oluyoruz, ama hep uzaktan uzaktan… Bu mesafenin film boyunca korunması ve yönetmenin elindeki hikayeyi net çerçeveler içinde yansıtması filmin en büyük avantajları. Yine de Miehen Työ, izlenmese de çok şey kaçırılacak filmlerden biri değil. Çok sıradan bir hikaye, bilindik bir tema, içinde fazlalıklara yer vermemesine rağmen; üstüne yeni bir şey de eklemeyen düz bir anlatım… Tipik bir festival filmi, izlesen de pişman olmazsın izlemesen de hayıflanmazsın…

Barış Saydam
bar_saydam@hotmail.com

PAYLAŞ
Önceki makaleJe M’Appelle Elisabeth
Sonraki makale2 Days in Paris
1983, İstanbul doğumlu. 2006 yılında Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden mezun olduktan sonra Altyazı dergisinde sinema eleştirileri yazmaya başladı. 2008’de Avrupa Sineması isimli web sitesini kurdu. 2011 yılında Hayal Perdesi dergisinde web sitesi editörlüğüne başladı ve derginin yayın kurulunda görev aldı. TÜRVAK bünyesinde çıkartılan Cine Belge isimli derginin yazı işleri müdürlüğünü yaptı. 2012’den beri Sinematek Derneği’nde Film Analizi dersi veriyor. 2013 yılından beri Türk Sineması Araştırmaları (TSA) projesinde koordinatör yardımcılığı ve içerik editörü olarak görev yapıyor. Ayrıca Giovanni Scognamillo’nun Gözüyle Yeşilçam(2011), Sinemada Tarih Yazımı (2015), Erol Ağakay: Yeşilçam’a Adanmış Bir Hayat (2015), Oyuncu, Yönetmen, Senarist, Yapımcı Yılmaz Güney (2015) ve Karanlıkta Işığı Yakalamak: Ahmet Uluçay Derlemesi (2016) isimli kitapları da bulunuyor. Başta Jean-Luc Godard olmak üzere Fransız Yeni Dalgası'nı, pek çok farklı sanat dalını filmlerinde ustalıkla kullanabilen yönetmenleri ve eleştirilerini sanattan ödün vermeden yapabilen filmleri seviyor. Istvan Szabo'nun sinemacılar dünyayı değiştiremez sözüne katılıyor; ama sinemanın insanı değiştirebileceğine inanıyor.

YORUM YOK

BİR CEVAP BIRAK