In America

In America

462
1
PAYLAŞ

in-america

İrlandalı 4 kişilik sevimli bir ailenin Amerika’ya yerleşmelerini, orada yaşadıkları sıkıntıları ve hayatlarında iz bırakacak olaylar dizisini konu alan In America, birçok yönden usta tornasından çıkmış bir film. Taksi şoförü olarak iş bulan, bunun yanında oyunculuk seçmelerine katılan baba Johnny, aslen öğretmen olan, ama yine başka bir işte çalışmak zorunda kalan anne Sarah, onların akıllı, sevimli ve duygusal kızları Christy ile Ariel, ayrıca gizemli ve asabi ressam komşuları Mateo’dan kurulu karakterlerini gerçekçi, aynı zamanda biraz da masalsı bir anlatımla sunan bu ustalık, My Left Foot, In The Name Of The Father, The Boxer, Some Mother’s Son filmlerini yöneten İrlandalı Jim Sheridan’a ait. Trajik bir kaza sonrası küçük oğulları Frankie’yi kaybetmiş olan aile, hem Amerika’da tutunma, hem de Frankie’nin acısını geride bırakma çabası veriyor. Tekrar çocuk doğurması riskli olan Sarah’nın hamile kalması bunlara tuz biber olunca kulağa bolca gözyaşı ve duygu sömürüsü çağrıştırsa da, özellikle zamanlaması mükemmel birkaç sahnede insanın yüreğine etkili şekilde dokunan, hüznünü istediği anda zirveye taşıyabilecek bir yapım. Paddy Considine, Samantha Morton, Djimon Hounsou gibi kaliteli oyuncular ile, sık sık onlardan rol çalan iki harika kız çocuğunun varlıkları (ki Sheridan bu kızların performanslarını kariyerinin en gurur verici olayı olarak görürmüş) es geçilemez. 2004 Oscar’larında En İyi Kadın (Morton) ile En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (Hounsou) ve En İyi Orijinal Senaryo dallarında aday olan In America, Jim Sheridan’ın senaryosunu kızları Naomi ve Kirsten ile yazdığı bir film. Bu senaryo Sheridan’ın 1980’li yıllarda New York’a yerleştiğinde yaşanılanlardan etkilenerek yazılmış ve film de Jim Sheridan’ın erkek kardeşi Frankie’ye adanmış. 1989’da New York’tan İrlanda’ya dönen Sheridan, bir yıl sonra çektiği My Left Foot ile parlak kariyerine ilk adımı atmıştı. In America bir bakıma bu kariyerin hemen öncesinde Sheridan ailesinin Amerika tecrübelerinden kesitler de içeren son derece dokunaklı bir film.

Osman Danacıoğlu
odanac@gmail.com

PAYLAŞ
Önceki makaleBal-Can-Can
Sonraki makaleMülteci
İngiliz Dili ve Edebiyatı mezunu. Sinema, müzik ve edebiyat, ilgi alanı olmaktan öteye geçmiş, yaşam biçimi olmuş. Geçmişinde radyo programı, bir gazetenin Pazar ekinde albüm eleştirmenliği ve amatör fotoğrafçılık yapmışlığı var. Öğrenciyken Shakespeare, Wordsworth, Austen, Hardy, Lawrence okumanın, Virginia Woolf üzerine bitirme tezi vermenin, önüne gelen her albümü dinlemenin, özellikle 80'leri ve 90'ları türlü komikliği ve dramatikliğiyle yaşamanın sonucu doğan yazma ihtiyacını sinema ve müziğin bünyesinde anlamlandırmaya çalışıyor.

1 YORUM

adsoy için bir cevap yazın Cevabı iptal et