Barfuss

Barfuss

369
0
PAYLAŞ

Barfuss

Başına buyruk bir hayat yaşayan Nick (Til Schweiger), iş başvurusu için gittiği akıl hastanesinde temizlik işçisi olarak işe alınır. Tuvalette kendini asmak üzere olan hastalardan Leila’yı (Johanna Wokalek) tesadüfen görüp kurtarınca Leila, Nick’e bağlılık duyar. Hastaneden kaçıp onu evine kadar takip eder ve artık onu hiç bırakmayacağını söyler. Fazlaca saf olan ama deli sayılamayacak Leila’yı ikna edemeyeceğini anlayan Nick, çok zengin olan üvey babasının iş teklifini değerlendirmek ve terk ettiği eski kız arkadaşı ile evlenecek olan erkek kardeşinin düğününe gitmek üzere Leila ile birlikte yola çıkar. Görüldüğü üzere bir romantik komedinin sahip olabileceği en iyi konulardan birine sahip olan Barfuss, bazı Hollywood aksiyonlarının silik tiplemelerinden hatırlayabileceğimiz Alman oyuncu Til Schweiger’in yönettiği, senaryosuna, prodüktörlüğüne ve editörlüğüne katkıda bulunduğu, başrolü üstlendiği sıcak, samimi, eğlenceli bir film. Kendisi dışarıdan çok Formula 1 bir insan gibi görünse de, ele aldığı görevleri hakkıyla yerine getiriyor. Romantik komedi kitabının en mühim maddelerini uygulamaya başarıyla geçirmesi haliyle bazı saçma sahnelere de zemin hazırlamıyor değil. Ama oldukça dokunaklı birkaç sahne içermesi ve bu sahnelerin gözlerde birikmelere yol açması bile çok yüksek bir ihtimal. Sabun köpüğü severlerin atlamaması gereken çok sevimli bir yapım. Öyle ki, fonda Leonard Cohen şarkısı Hallelujah coverı çalan lunapark sahnesini belki iki, hatta üç kez izletebilecek, elinizi yüzünüzü tekrar köpükleme arzusu uyandırabilecek hoş kokulu bir sabun adeta..

Osman Danacıoğlu
odanac@gmail.com

PAYLAŞ
Önceki makaleTaken
Sonraki makaleKeinohrhasen
İngiliz Dili ve Edebiyatı mezunu. Sinema, müzik ve edebiyat, ilgi alanı olmaktan öteye geçmiş, yaşam biçimi olmuş. Geçmişinde radyo programı, bir gazetenin Pazar ekinde albüm eleştirmenliği ve amatör fotoğrafçılık yapmışlığı var. Öğrenciyken Shakespeare, Wordsworth, Austen, Hardy, Lawrence okumanın, Virginia Woolf üzerine bitirme tezi vermenin, önüne gelen her albümü dinlemenin, özellikle 80'leri ve 90'ları türlü komikliği ve dramatikliğiyle yaşamanın sonucu doğan yazma ihtiyacını sinema ve müziğin bünyesinde anlamlandırmaya çalışıyor.

YORUM YOK

BİR CEVAP BIRAK