Grbavica

Grbavica

535
0
PAYLAŞ

Grbavica
Jasmina Zbanic savaş mağduru kadınların ağıtlarını geniş açıdan kamerasına alırken, birden Esma’ya odaklanarak anlatacağı hikayeyi de imlemiş oluyor. Esma biraz şaşkın biraz utangaç bir vaziyette, işvereninin karşısında yalan söyleyerek bir gece kulübünde iş buluyor. Bu noktadan sonra yavaş yavaş Esma’yı tanımaya ve savaş sırasında yaşadıklarını öğrenmeye başlıyoruz. Sırplıların Bosnalı Müslümanlara yaptığı soykırım derecesine varan katliamda, Esma da Sırplı askerlerin tecavüzüne maruz kalıyor ve hamile bırakılıyor. Hamile kaldığı çocuğu dünyaya getirerek onu büyüten Esma, kızına, babasının şehit olduğunu söylüyor. Bu olayı ne kadar derinlere gömse de, onun bütün hayatında bu travmanın izlerini görebiliyoruz. Kızıyla şakalaşırken, otobüsle giderken, bir erkekle el sıkışırken ve buna benzer şekilde, ona tecavüzü hatırlatacak en ufak bir şeyde kendini hemen geri çektiğine tanık oluyoruz.

Yönetmen Zbanic, filminin merkezine Esma’nın ve kızının dramını alsa da film, hiçbir zaman birey merkezli bir yapıya bürünmüyor. Filmde Esma’nın hikayesinden, aslında bütün kadınların hikayeleri anlatılıyor. Bu da bir tarafı suçlamak ve politik bir mesaj vermek yerine, yaşanan trajedinin bu kadınlar üzerindeki etkilerini gözlemleyerek, savaşın insanlar üzerindeki etkilerine bakış atarak ekrana yansıtılıyor. Bu açıdan son derece insancıl ve duygusal bir yapım Grbavica. Merkezine aldığı savaşta eşlerini kaybetmiş, defalarca tecavüze uğramış, şiddete maruz kalmış ve birçok travma geçirmiş kadınların, hayata tutunma çabalarını ve yaşadıkları travmaların etkilerini gösteriyor. Savaşta yaşadıklarından dolayı acılarını içlerine atarak yeni bir hayata başlamaya çalışan, ama toplumsal hayatın her aşamasında yaşadıklarının etkisini bir türlü üzerlerinden atamayan kadınlar ya sessizleşerek sinik bir yaşam sürmeye devam ediyor. Ya da olayları hatırlamama yoluna giderek, geçmişlerinin üstünü örtmeye çalışıyorlar. Esma da bu olayları unutmayı tercih edenlerden. Filmin ağırlık merkezlerinden biri de, Esma’nın neden böyle bir tercih yaptığı sorusuna yanıtlar aramak. Esma, kızına tecavüz sonucu dünyaya gelmiş bir çocuk olduğunu söyleyerek, onun hayallerini boşa çıkarmak istememesinin dışında, bir de toplumsal bakış açısından dolayı kendisine suçlu ve kirlenmiş gözüyle bakılmasından çekiniyor. Toplumun tecavüz mağdurlarına “kirli” gözüyle bakması ve onlara acıması, Esma’nın kabullenemeyeceği bir şey. Bu yüzden, onun başından geçenleri unutmak istemesinin başlıca nedenlerinden biri de toplumsal baskı. Zbanic buradan tecavüze ve tecavüz mağdurlarının içinde bulundukları duruma dair de çok çarpıcı bir durum tespiti yapıyor. Tecavüz mağdurlarının neden sessiz kaldığını ve bu şiddeti neden kabullendiğini de, bu durum tespitiyle ortaya koyuyor.

Toplumsal ve psikolojik nedenlerle bilinçaltına atılan gerçekler yüzeye çıktığında ise, hem Esma hem de Sara büyük bir trajediye ortak oluyorlar. Esma uzun süredir içine attığı gerçeği kızıyla paylaşmanın getirdiği öfke ve rahatlama arasında gidip gelen bir ruh haliyle kızına yüklenirken, kızı Sara bu gerçeğe bir müddet karşı çıkmaya çalışıyor. Gerçekle yüzleştiğinde ise, annesinin babasına en çok benzediğini söylediği saçlarından başlıyor, kendini baba tarafına yabancılaştırmaya ve ondan ayrıştırmaya… En sonunda o da gerçeği kabullenerek, tıpkı annesinin yaptığı gibi bu gerçeği unutmaya ve hayatına kaldığı yerden devam etmeye çalışıyor.

Grbavica çizmiş olduğu canlı ve gerçekçi karakterleri üzerinden savaşın etkilerini izleyicisine sunuyor. Savaşın neden olduğu ölümlerin ve tecavüzlerin, geride kalanlar üzerindeki etkisinden, savaşın boyutlarına ve savaşın trajik sonuçlarına vurguda bulunuyor. Üstüne üstlük bir de bunlara, bu zor şartlar altında anne olmanın getirdiği yükü ekliyor. Yönetmen Zbanic’in savaş sırasında bir çocuğunun olduğunu ve o dönemde anne olmanın zorluklarını kişisel hayatından izlerle ekrana taşıdığını düşünürsek, filmin dramatik sahnelerinin neden bu kadar etkileyici ve sahici olduğunu da daha iyi kavrayabiliriz. Savaş döneminde anne olmanın zorluğunu bizzat yaşayan Zbanic, bu sayede baş karakteri Esma’nın ruhsal durumunu da daha derinlikli bir bakış açısıyla anlatmayı başarıyor. Bir bayan olmanın getirdiği hassasiyetle de, tecavüzü ve tecavüz mağdurlarının içsel durumunu daha bütünlüklü ve hassas bir çerçeveden bakarak sunuyor. Özellikle tecavüzün kadınları sindirmek ve hayat karşısında yenilgiye uğratmak için kullanıldığını, ama buna rağmen kadınların yenilgiyi kabullenmeyerek içine düştükleri durumdan çıkmaya çalışmalarının mücadelesini de gözler önüne seriyor. Onun bu mücadeleye yaklaşımı ve hayatın devam ettiğine dair inancı ise, Grbavica’nın güçlü yapısının bel kemiğini oluşturuyor. Grbavica insancıl bir bakış açısıyla, geride kalanlar üzerinden savaşın etkilerini sorgulayan bir film. Bu sorgulama sürecinden sonra, yaşadıkları kötü anılarla yüzleşerek hayatına devam etmek isteyen, güçlü, özverili ve cesur kadınların, sevgiye ve hayata dair taşıdıkları umutları da es geçmeyen, bütünsel ve duygusal bir yapım.

Barış Saydam
bar_saydam@hotmail.com

PAYLAŞ
Önceki makaleYeni Romen Sineması
Sonraki makaleLa Haine
1983, İstanbul doğumlu. 2006 yılında Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden mezun olduktan sonra Altyazı dergisinde sinema eleştirileri yazmaya başladı. 2008’de Avrupa Sineması isimli web sitesini kurdu. 2011 yılında Hayal Perdesi dergisinde web sitesi editörlüğüne başladı ve derginin yayın kurulunda görev aldı. TÜRVAK bünyesinde çıkartılan Cine Belge isimli derginin yazı işleri müdürlüğünü yaptı. 2012’den beri Sinematek Derneği’nde Film Analizi dersi veriyor. 2013 yılından beri Türk Sineması Araştırmaları (TSA) projesinde koordinatör yardımcılığı ve içerik editörü olarak görev yapıyor. Ayrıca Giovanni Scognamillo’nun Gözüyle Yeşilçam(2011), Sinemada Tarih Yazımı (2015), Erol Ağakay: Yeşilçam’a Adanmış Bir Hayat (2015), Oyuncu, Yönetmen, Senarist, Yapımcı Yılmaz Güney (2015) ve Karanlıkta Işığı Yakalamak: Ahmet Uluçay Derlemesi (2016) isimli kitapları da bulunuyor. Başta Jean-Luc Godard olmak üzere Fransız Yeni Dalgası'nı, pek çok farklı sanat dalını filmlerinde ustalıkla kullanabilen yönetmenleri ve eleştirilerini sanattan ödün vermeden yapabilen filmleri seviyor. Istvan Szabo'nun sinemacılar dünyayı değiştiremez sözüne katılıyor; ama sinemanın insanı değiştirebileceğine inanıyor.

YORUM YOK

BİR CEVAP BIRAK