Caos Calmo

Caos Calmo

527
0
PAYLAŞ

Caos Calmo

Ünlü İtalyan sinemacı Nanni Moretti (“Chacun son cinéma”, “Caimano, Il”, “Stanza del figlio, La”)’nin bu kez senaryosunu yazıp başrolüne kendini kondurduğu son filmi “Caos Calmo” annesini kaybetmiş bir aileden geri kalan iki ferdin baba figürü üzerinden bu kayıpla yüzleşmelerini anlatıyor. Lakin çok kereler tekrarlanmış ölümle başa çıkma dönemindeki buhranlar aracılığıyla seyirciye bildik konuyu yeniden anlatmak yerine sanki karısını kaybeden o değilmiş gibi davranan bir babanın hazırlıklı olmadığı bu “gelişme” ile tepetaklak olan hayatını bizlere aktarıyor.

Kardeşiyle birlikte sahilde vakit geçiren başarılı iş adamı Pietro denizden gelen yardım çığlıklarına hemen tepki verip boğulmakta olan bir kadını kurtarır. Eve döndüğündeyse yüzünü görmediğimiz karısını yerde yatar vaziyette ölü olarak bulur. Kızıyla birlikte ortada kalmış olan Pietro ne gözyaşlarına boğulur ne de kadere lanet eder. Bize “ters” gelen şekilde hiçbir üzüntü, acı, matem belirtisi göstermez ancak hayatında köklü bir değişiklik yapmadan da duramaz. Ofisten süresiz izin alarak günlerini kızının okulunun önündeki parkta geçirir. Dostları, kardeşi, kurtardığı kadın, iş arkadaşları ve patronu parka bizzat gelseler de asla kızından uzaklaşmaz. Ne dışarıya yansıttığı bir isyanı vardır ne de insanlardan kaçma isteği. Kelimelere dökemese de eşinin yasını kızını bekleyerek tutar.

Pietro karakteri aslında bir nevi sistemin çarkları arasında senelerce düzenli işlemekten sistemin dışına çıkmasını gerektiren bir olayda verilecek tepkiyi bilememenin çaresizliğinde vücut buluyor. Yıllarca aynı yastığa baş koyduğu eşinin yüzü asla gözünün önüne gelmediği gibi ilişkilerini de ancak eşi öldükten sonra sorgulama fırsatı buluyor. Pietro eşini kaybederek bir bakıma kendini bulma şansını yakalıyor. Vakit ayıramadığı kızını her gün okul kapısında bekleyerek, önceden hiç katılmadığı okul aile birliği toplantılarına katılarak, parktaki köpek gezdiren kızla masumca flört ederek, ofisini okul bahçesine taşıyarak derin bir nefes alıyor. Dışarıdan bir gözle kendine bakma cesaretini gösteriyor. “Caos Calmo” ölümle başa çıkma konusunda farklı bir söylemle, yapılanları değil yapılmayanları paylaşıyor. Ölümün kendine has orijinalliğinde insan doğasının da rutinlere hapsolmayabileceğini bizlere hatırlatıyor. Pietro içindeki kaosu sessizce ve kendi yöntemleriyle dindiriyor.

Melih Tu-men
tumenm@gmail.com

PAYLAŞ
Önceki makaleA Heart in Winter
Sonraki makaleGaspar Noe Röportajı
Bir çevirmen. Çeviri onun için kendini ifade etmenin en uygun yolu. Son dönemde animeye sinemadan daha çok önem (değer) veriyor ve haddizatında Japoncaya merak salmış durumda. Sinemada 80 öncesi (Godard hariç) filmlerini elinin tersiyle itmekten çekinmiyor, saygı duymasına rağmen izlemekten hoşlanmıyor. "Sinema öldü!" fikrine katılmasa da sürekli gençleştirme operasyonları geçirdiğini düşünüyor ve dolayısıyla da izleyeceği filmlere katmanlı bir seçicilik uygulamaktan vazgeç(e)miyor. Her tür kara film ve animasyon onun için bir şansı hak ediyor. Reha Erdem ve Satoshi Kôn ne çekse seyrediyor.

YORUM YOK

BİR CEVAP BIRAK