Dom Zly

Dom Zly

427
0
PAYLAŞ

dom-zly
1982 kışında Polonya’nın ücra bir kasabasında bir grup polis, bir savcı, iki sivil ve bir suçludan oluşan ekip, dört yıl önce Dziabas ailesinin vahşice katledilmesinin ardındaki esrarı aydınlatmak için tatbikat yapmak üzere onların çiftlik evine giderler. 1978 sonbaharında karısının ölümünden iki yıl sonra Devlet Çiftliği’nde zooteknisyen olarak işe başlamak üzere yola çıkan Edward Srodon, dağlık bir bölgede otobüsün arızalanmasıyla yola yayan devam ederken yağmura yakalanır ve en yakın çiftlik evine sığınır. Katil zanlısı Srodon, burada çiftçi Zdzislaw ve ondan biraz daha genç karısı Bozena ile yaşamaktadır. Filmin ilk ayağı, bu uzun geceyi, ikinci ayağı ise dört yıl sonrasında olay yerinde Srodon’a yaptırılan tatbikat esnasında yaşananları anlatmakta. Bu sayede dört yıl arayla birbirine trajik biçimde bağlanacak iki hikâyeyi iç içe geçmiş bir kurguyla izlemeye başlarız.

Senaryosunu Wojciech Smarzowski ve Lukasz Kosmicki’nin yazdığı, Smarzowski’nin yönettiği Dom zly, karanlık atmosferi ve özellikle ikinci yarısıyla hareketlenen temposuyla sağlam bir kara film örneği. Yarattığı salaş gerçeklik, 1982 Polonya’sının siyasi çalkantılarının devlet kurumları, onları temsil edenler ve sivil halk üzerinde yarattığı baskının neden olduğu türlü yozlaşmalarla kendini göstermekte. 1978 yılına ait bir cinayet davasının izini 1982’de sürmeye çalışan polis ekibinin, olayın geçtiği çiftlikte yürüttüğü tatbikatı ve olay gecesinin ayrıntılarını ustaca karıştıran kurgu, filmin ilk yarısında temposunun ağırlığıyla fazla dikkat çekmiyor. Aslında diyalog yönünden oldukça zengin bu tempo, hem lokal sohbetler, hem de dönemin boğucu sosyo-ekonomik ikliminin yarattığı kamusal çürümüşlüklere yapılan vurgular yüzünden asıl konusundan uzaklaşır görünüyor. Durup dinlenmeden votka içen karakterlerin sarhoş muhabbetleri de buna bir nebze çanak tutuyor.

Fakat film, o dönemin Polonya’sında alıp yürüyen yolsuzluklara, ekonomik ve sosyal çürümüşlüklere kendi mütevaziliğiyle ayna tutar nitelikte. Birbirinin kuyusunu kazan, üstlerine ispiyonlayan polisler, şantaj yoluyla davaların üstünü örtmeye çalışan, birbirlerini köşeye sıkıştırmaya çalışan emniyet yetkilileri, bir viraja mâledilen şüpheli ölümler, ahlâki çöküntünün neden olduğu şehvet suçları, kaçak içkiler, karaborsa, kuyruklar, filmin polisiye hamuru içine katılmış, hatta o hamuru şekillendiren niteliklere sahip. Polonya ve Varşova film festivallerinde önemli ödüller kazanan film, ilk yarıdaki temposunu giderek arttırarak sabırlı seyirciyi etkisi altına alabiliyor. O seyirciyi ise bana göre olağanüstü bir son 20 dakika bekliyor. Sözünü ettiğimiz birbirine ustaca karıştırılan 78 ve 82 yıllarında yaşananlar arasındaki geçiş süreleri kısalıyor, gerilim artıyor. Ölüm ve doğum, iyi ve kötü, doğru ve yanlış birbirine karışıyor.

Filmin son sahnesinde kamera yerden tepeye doğru yükselmeye başlayınca bembeyaz karlar üzerinde siyah lekeler gibi kalan insanların, kurumuş ağaçların ve “Şer Evi”nin görüntüsü çok çarpıcı bir görüntü yaratıyor. Wojciech Smarzowski, yaptığı siyasi eleştirileri ve anlattığı trajik polisiyeyi kağıt üzerindeki senaryodan, kasvetli film şeritlerine başarıyla aktarıyor. Soğuk, bıkkın ve bunalımlı bir atmosferde bile çok iyi bir iş çıkarıyor. Smarzowski’nin hem senaryo, hem de yönetmenlik açısından esnek bir oyun alanı yarattığı, oyuncuların doğal duruş ve konuşmalarından, iniş-çıkışlarından kolaylıkla hissedilebiliyor. Dom zly, sinema sanatına ihanet etmeyen, hatta henüz ikinci uzun metrajında bazı ustaların ayak izlerini başarıyla takip eden bir yönetmenin filmi.

Osman Danacı
odanac@gmail.com

PAYLAŞ
Önceki makaleLe Gamin au Vélo
Sonraki makaleYapı Kredi’de İnan Temelkuran Söyleşisi
İngiliz Dili ve Edebiyatı mezunu. Sinema, müzik ve edebiyat, ilgi alanı olmaktan öteye geçmiş, yaşam biçimi olmuş. Geçmişinde radyo programı, bir gazetenin Pazar ekinde albüm eleştirmenliği ve amatör fotoğrafçılık yapmışlığı var. Öğrenciyken Shakespeare, Wordsworth, Austen, Hardy, Lawrence okumanın, Virginia Woolf üzerine bitirme tezi vermenin, önüne gelen her albümü dinlemenin, özellikle 80'leri ve 90'ları türlü komikliği ve dramatikliğiyle yaşamanın sonucu doğan yazma ihtiyacını sinema ve müziğin bünyesinde anlamlandırmaya çalışıyor.

YORUM YOK

BİR CEVAP BIRAK