A Serbian Film

A Serbian Film

689
0
PAYLAŞ

Bir Sırp Filmi, aile babası ve porno yıldızı etiketlerini bir arada taşımanın yüküyle “çökmüş” bir adamın, ailesini hayatı boyunca geçindirmesini sağlayacak miktarda bir para karşılığı bilinmedik bir sanatsal porno projesine bulaşmasıyla başlıyor. Zaman ilerledikçe bu projenin pedofili, nekrofili,“yeni bir janr” newborn porn (yeni doğmuş bebek pornosu) temalarıyla harmanlanmış bir snuff filmi olduğu ortaya çıkıyor. Karakterin kendini bu projeden sıyırması imkansızlaştıkça, Bir Sırp Filmi’nin kendisinin politik doğruculuk karşıtı bir korku parodisi olarak başarısı da imkansızlaşıyor. Filmin böyle bir başarı iddiası olduğunu filmin kendisinden çok, yönetmenin sözlerinden anlıyoruz; “Şok edici filmim politik doğruculuğun faşizmini eleştiriyor” diyor Srđan Spasojević. Şok edici olduğunu söyleyebilsek de, politik doğruculuğun faşizminin filmde tekabül ettiği şey, devlet otoritesinin piyonu ve dolayısıyla kurbanı olan aile kurumunun bir büyük pornografik snuff projesi içinde eritilmesi olunca bu tekabülün bir eleştiri niteliği taşıdığını söyleyemiyoruz. Çünkü kurban olmanın, daha doğrusu mağduriyetin temsili olarak sunduğu Milos karakterine filmin kendisi işkence etmekte. Bunu iki aşamada açıklarsak:

1. Politik doğruculuğu, realiteden uzaklaşıp mağdurların kahramanlaştırıldığı bir romantik dünya davranışı olarak gören yönetmen, ilk olarak porno yıldızı olmayı bir mağduriyet çeşidi olarak gösteriyor. Pornonun anaakım medya ve sanat ürünleri içinde en bağımsız ve en durdurulamaz olduğu düşünüldüğünde, pornoyu alıp devletleştirmesinde zaten bir tek taraflılık ve bu yüzden realiteden uzaklaşma var. Film, kendi derdini pornoya yükledikleri yüzünden kendi yanlışlıyor.

2. İkinci olarak sinemanın da devlet otoritesinin uzantısı bir sanatsal otoriteyle kontrol edilmesini eleştirmeye çalışırken, Milos karakterini bu otorite tarafından uyuşturulup kendi içinde zaten var olan cinsel gücüyle adeta hayvanlaşmış bir hale sokmak, bu kontrol mekanizmasını mutlak bir güç gibi göstermek oluyor. Dolayısıyla böyle bir eleştiriden bahsetmek şöyle dursun, mağdurların içinde de otoriteyle birlikte çalışan bir çeşit “pedofil/nekrofil/katil hormonu” olabileceğini söyleyerek ve bunları son derece ötekileştirip korkunç biçimde bir kenara atarak, kendisi eleştirdiğini söylediği otoriteye hizmet ediyor.

Savaş sonrası pasifize olmuş bir halkın iktidar güçleri tarafından baskılanmasına ve bu ülkeden çıkan sinemanın sadece “mağdur sineması” olmasına öfkelenmiş görünen yönetmenin şiddeti görselleştirmedeki yaratıcılığının ve pornografi açlığının kendi kendini yiyip bitiren bir işlevsizliği var. Gerçekten politik doğruculuk meselesiyle savaşmaya çalışmaktansa sadece bu yaratıcılığına odaklansa işlevselliğe belki biraz yaklaşabilirdi. Film eleştirmeni Karina Longworth’un film hakkındaki cümlesiyle sonlandıralım: “Filmin içindeki herhangi bir direkt ifade ya da metafordan çok, bu filmin başlı başına var olması bile Sırbistan halkının kollektif travmasına dair daha ikna edici bir yorum yapıyor.”

Temmuz S. Gürbüz
temmuzsr@gmail.com

PAYLAŞ
Önceki makaleLeos Carax Röportajı
Sonraki makaleMaurice Pialat

İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde Bilgisayar Bilimleri ve Sinema okuyor. Sinemayla neredeyse fetişistik bir ilişki kurduğu için fazla heyecanlı, bir çeşit siberkültür çocuğu.

YORUM YOK

BİR CEVAP BIRAK