Avrupa Filmleri Karadeniz’de

Avrupa Filmleri Karadeniz’de

590
0
PAYLAŞ


Avrupa sinemasından on beş seçkin film 13-22 Mayıs tarihleri arasında Karadeniz’e geliyor. EUNIC (Avrupa Birliği Uluslararası Kültür Merkezleri) tarafından düzenlenen “Avrupa Kültür Günleri: Sanat Hareketleniyor” etkinlikleri kapsamında sekiz Avrupa sinemasından toplam 15 filmin ücretsiz gösterimi yapılacak.
Sinop, Trabzon, Ordu ve Samsun’un (yalnızca dil etkinliği) yanı sıra Erzurum’un da dahil olduğu beş şehirde 10 gün boyunca devam edecek etkinlikte film gösterimlerinin yanı sıra sergi, konser ve Avrupa Dil Günleri buluşmaları da yapılacak.
Programda yer alan filmler ise şu şekilde;
Duvar (Die Wand)
Yön: Julian Pölsler
Avusturyalı yazar Marlen Haushofer’in sinemaya uyarlanamaz denilen romanı Duvar, Julian Pölsler tarafından beyazperdeye aktarıldı. Filmde hafta sonunu bir dağ evinde dostlarıyla vakit geçirmek isterken, yapayalnız kalan ve üstelik etrafı şeffaf bir duvarla çevrilen bir kadının, hayatta kalma mücadelesi anlatılıyor.
Kara Göl (Black Pond)
Yön: Tom Kingsley, Will Sharpe
BAFTA tarihinde En İyi İlk Film kategorisinin en genç adayları olan Sharpe ve Kingsley’in ilk uzun metraj filmi. Çarpık mizahı, iddiasız derinliği, saçma sapan diyaloglarla güzel sözlerin, şiirin tuhaf karışımı ve dünyanın en heyecansız cinayet gizemiyle türünün tek örneği.
Bir Şarkının Peşinde (Searching for Sugar Man)
Yön: Malik Bendjelloul
2013 En İyi Belgesel Film Oscar’ı ve 2012 Sundance Film Festivali Seyirci Ödülü ve Jüri Özel Ödülü olmak üzere tüm dünyada sayısız ödül kazandı. Müzik aşkını, sözleri içinize işleyen şarkıların tutkusunu hissettiren bir film.
Geride Kalanlar (Ceux qui Restent)
Yön: Anne Le Ny
Koridorlarda yürürken yasak soruları soran, gazete büfesinde dikkatleri üzerine çeken, kafeteryada yüksek sesle konuşan, eşlerinin tedavi gördüğü bu hastanenin çatısında gizlice sigara içenlerdir onlar. Hayatta olmanın suçluluk duygusuyla başa çıkmak, gülmek, sevmeye devam etmek ve yaşamak için Bertrand ve Lorraine birbirlerine yardım etmeye, karar verirler.
Paris’te İki Gün (Two Days in Paris)
Yön: Julie Delpy
Julie Delpy’nin yönetmenliğini ve başrol oyunculuğunu yaptığı ikinci film. Diyaloglarıyla seyirciyi güldüren bu eğlenceli komedi, bir yandan nevrotik bir entelektüelin neşeli portresini çizerken, bir yandan da Fransız başkentini ve bu başkentin sakinlerinin hikayesini anlatıyor.
Pumping Ercan
Yön: Peter Künzel, Frank J. Müller
Vücut geliştirmede Dünya Şampiyonu olan Ercan Demir, 10 yıl ara verdikten sonra, son kez Vücut Geliştirme Şampiyonası’nda ağır siklette birincilik için yarışacaktır. “Pumping Ercan” belgeseli 40 yaşında olan Ercan’ı bir yıl boyunca izleyerek şampiyonaya nasıl bir irade gücü ve disiplinle hazırlandığını konu alıyor.
Başkalarının Hayatı (Das Leben der Anderen)
Yön: Florian Henckel von Donnersmarck
1984 yılının Doğu Almanya’sında geçen bir politik gerilim filmi. Film birçok ödülün yanı sıra 2006’da Alman Film Ödülünü, En İyi Yabancı Film Akademi Ödülü’nü ve aynı dalda BAFTA Ödülü’nü kazandı.
Bir Tutam Baharat (Politiki Kouzina)
Yön: Tassos Boulmetis
İstanbul’da yaşayan bir Yunan gencinin (Fanis) öyküsü; bir mutfak filozofu ve mentoru olan büyükbabası Fanis’e hem yemeklerin hem de yaşamın tat için biraz tuza ve bir tutam baharata ihtiyacı olduğunu öğretir.
Mustafa’nın Tatlı Rüyaları
Yön: Angelos Abazoglo
Bu belgesel film, 16 yaşındaki bir Türk gencinin öyküsünü anlatıyor. Mustafa, Türkiye’de “baklavanın başkenti” Gaziantep’te pastacı çırağı olarak çalışmaktadır. Hayali, İstanbul’da kendi işini kurmak ve ünlü bir pasta şefi olmaktır.
Yapabiliriz (Si Puo Fare)
Yön: Giulio Manfredonia
80’li yılların başında işini kaybeden Milano’lu bir iş adamı olan Nello, Basaglia kanunlarının yürürlüğe girmesinden sonra, üyeleri psikiyatri hastanesinin eski hastalarından oluşan bir kooperatifi yönetmektedir. Nello, işinin saygınlığına sıkı sıkıya inanarak kooperatifin her bir üyesini kendilerine verilen yardım ödemelerinden kurtarmak amacıyla yeteneklerine uygun inanılmaz işler uydurarak bir meslek öğrenmeye zorlar. Ancak sonunda son derece insancıl ve trajikomik bir o kadar da kaçınılmaz çelişkilerle karşı karşıya kalır.
İçimdeki Güneş (Il Sole Dentro)
Yön: Paolo Bianchini
1999 yılında tüm Afrikalı gençler ve çocuklar adına “Avrupa’nın saygın sorumlularına” yazmış oldukları mektupla gündeme gelen Gineli gençler Yaguine ve Fodè, ceplerine sakladıkları mektupla, Brüksel’e giden uçağın iniş takımlarının içine gizlenerek, trajik bir şekilde sonlanacak olağanüstü umut yolculuğuna başlarlar.
José ve Pilar (Jose e Pilar)
Yön: Miguel Gonçalves Mendes
Miguel Gonçalves Mendes imzalı bir belgesel olan “José ve Pilar,” aşk, kayıp ve edebiyata dair derinden etkileyici bir öykü. Film, Nobel ödüllü Portekizli roman yazarı José Saramago ve eşi Pilar del Rio’nun hayatlarını izler.
Fados
Yön: Carlos Saura
Ödüllü Carlos Saura (Flamenco, 1995; Tango, 1998)’nun müzikal üçlemesini tamamlıyor. Lizbon’u fon olarak kullanan Fados, Portekiz’in en amblematik müzik janrı olan fadoyu ve sevgiliye duyulan hasretin (melankoli) insanı nasıl etkilediğini irdeliyor.
Yarın (Morgen)
Yön: Marian Crisan
Nelu, Romanya-Macaristan sınırındaki küçük bir kasabanın süpermarketinde çalışmaktadır. Bir sabah nehirden her zamankinden farklı bir şey “tutar”: Yasa dışı yollarla sınırı geçmeye çalışan bir Türk…
İyi niyetler (Din dragoste cu cele mai bune intentii)
Yön: Adrian Sitaru
Adrian Sitaru’nun kendi deneyimlerine dayanıyor ve annesinin hastaneye düşmesiyle hayatı rayından çıkan “sağlam bir adamı” anlatıyor. Hastane Alex için acayip karakterler ve sürprizlerle dolu, karnaval gibi bir insan bahçesidir.
Film gösterimleri Sinop’ta Deniz Sineması’nda, Trabzon’da Lara Sineması’nda, Ordu’da Ordu Belediyesi Karadeniz Tiyatrosu’nda ve Erzurum’da Atatürk Üniversitesi Kültür Merkezi’nde yapılacak.
PAYLAŞ
Önceki makaleÇoğunluk
Sonraki makale66. Cannes Film Festivali Başlıyor
Sinemaya gönül veren bir grup sinefilin kurduğu Avrupa Sineması internet sitesi, Avrupa sinemasını daha geniş kitlelere tanıtmak ve bu filmlerle ilgili ufak da olsa bir tartışma ortamı yaratmak amacıyla kuruldu. Sitenin kuruluş amaçlarından biri de; tür sinemasını da yadsımadan, sinemanın sadece bir eğlence aracı olmadığının vurgusunu yapmak. Metin Erksan’dan bir alıntı yapacak olursak; bilimlerin ve sanatların varoluşlarının sınırları, geçmişin derinlikleri içindedir… Sinema bilim; sinema sanatı ve sinema bilimi kapsamında; sanatsal düşüncenin ve uygulamanın, sinemasal düşüncenin ve uygulamanın, yaratısal düşüncenin ve uygulamanın, görüntüsel düşüncenin ve uygulamanın, çekimsel düşüncenin ve uygulamanın, oluşumunu, gelişimini, dönüşümünü saptar ve oluşturur. Bu nedenle bizler de günümüzde çekilen filmler dışında, geçmişin derinliklerine doğru bir yolculuk yaparak; bu sanatı etkileyen filmleri ve yönetmenleri de tanıtmaya, eleştirmeye ve onların sinemayı nasıl algıladıklarını kavramaya gayret ediyoruz. Bir yandan da sinemanın diğer sanatlarla olan ilişkisini, filmler bağlamında tartışarak; sinemanın diğer sanatlardan ayrı düşünülemeyeceğini savunuyoruz. Bu amaçlarla, birbirinden farklı coğrafyalarda, farklı zamanlarda çekilmiş ve birbirinden farklı türlerde pek çok film eleştirisine yer vermeye çalışıyoruz. Sinemayı bir kültür olarak gören herkesin katılımına da açığız. Arzu edenler mail adresinden bizlere ulaşabilir, yazılarını paylaşabilir ve filmlerle ilgili görüşlerini iletebilir.

YORUM YOK

BİR CEVAP BIRAK