Cutie and the Boxer

Cutie and the Boxer

476
0
PAYLAŞ

Kariyerini biyografik belgesellerle süsleyen yönetmen Zachary Heinzerling yeni belgeselinde New York’ta yaşayan Japon ressam Ushio Shinohara’u konuk ediyor. Ushio Shinohara tanka şiirleri yazan bir babanın ve ressam bir annenin oğlu olarak sanatla iç içe büyür. New York’ta sanatını icra ederken kendisinden 22 yaş küçük Noriko ile evlenir. Evlendiğinde henüz 19 yaşında olan Noriko ressamdır ve kendisini geliştirmek için New York’a gelmiştir. Yıllarca kocasının sorunlarıyla (alkol-para) uğraşmaktan ve çocuğuyla ilgilenmekten sanatından uzak kalmıştır. Yıllar ilerlemiş ve Ushio alkol problemini bitirmiş Noriko tutsaklığını fırçalarıyla kırmıştır.

Noriko Shinohara resimlerinde bile kendi yaşamından kesitler sunmaktadır. Ushio ile anlaşmazlıklarını sorunlarını resmeden sanatçı aynı şekilde kocasını sevmektedir. Belki de yıllarca kocasının sanatının gölgesinde kalmasının biriktirdiği bir sitemdir resimlerinde anlatmak istediği. Eric Hoffer’in dediği gibi : “Yaratıcılık mutsuzluğun sanata çevrilmiş halidir”.


Ushio Shinohara çeşitli müzelerde sergilerde sanatseverlerle buluşmasına ve tanınmasına rağmen maddi sıkıntılar çekmektedir. Bu kısım gerekli şekilde yansıtılmış belgeselde. Gerçek sanatçıların ne şartlarda ne zorluklarda eserlerini ortaya çıkardığını görüyoruz. Sanatın ve sanatçının değeri verilmelidir. Eğer sanatçı sadece sanatçı olarak kalırsa, işini tutkusu için değil para kaynağı olarak yapar. Tüm sitemler gerçek sanatçıların değerini bulamamasıdır. Şanslılarsa diğer talihsiz sanatçılar gibi öldükten yüzyıllar sonra milyon dolarlara tabloları satılabilir. Nedense her güzel şey kaybedilince kıymetlenir, bu sanat eseri dahi olsa…

Belgeselin en ilgi çekici yanı, Ushio ve Noriko çiftinin yıllar önce kayda alınmış görüntülerine yer vermesidir. Yine Ushio’nun eski içki içtiği günlerden bir kesit var ki görülmeye değer. Oradaki sanatının maddi karşılığını alamamasındaki ve maddi sorunlar yaşamasına olan sitemi kendisi gibi tüm gerçek sanatçıların feryadı sanki. Belgeselden öte kurmaca bir film gibi. Kendilerine hayran olmamak elde değil. 80 dakikalık süresi belki bir biyografik film için fazla gelip izleyeni bunaltabilir. Biraz daha kısa bir süre olsaydı fena olmazdı. Ama en azından Ushio Shinohara’yı tanımak için büyük bir fırsat. Büyük ustayı ve eserlerini tanımak için kendi internet sitesini de ziyaret edebilirsiniz. http://www.ushioshinohara.com/

Eren Şimşek

erensim189@hotmail.com

PAYLAŞ
Önceki makaleIn Fear
Sonraki makaleAlfred Hitchcock Kitabı Çıktı
Sinemaya gönül veren bir grup sinefilin kurduğu Avrupa Sineması internet sitesi, Avrupa sinemasını daha geniş kitlelere tanıtmak ve bu filmlerle ilgili ufak da olsa bir tartışma ortamı yaratmak amacıyla kuruldu. Sitenin kuruluş amaçlarından biri de; tür sinemasını da yadsımadan, sinemanın sadece bir eğlence aracı olmadığının vurgusunu yapmak. Metin Erksan’dan bir alıntı yapacak olursak; bilimlerin ve sanatların varoluşlarının sınırları, geçmişin derinlikleri içindedir… Sinema bilim; sinema sanatı ve sinema bilimi kapsamında; sanatsal düşüncenin ve uygulamanın, sinemasal düşüncenin ve uygulamanın, yaratısal düşüncenin ve uygulamanın, görüntüsel düşüncenin ve uygulamanın, çekimsel düşüncenin ve uygulamanın, oluşumunu, gelişimini, dönüşümünü saptar ve oluşturur. Bu nedenle bizler de günümüzde çekilen filmler dışında, geçmişin derinliklerine doğru bir yolculuk yaparak; bu sanatı etkileyen filmleri ve yönetmenleri de tanıtmaya, eleştirmeye ve onların sinemayı nasıl algıladıklarını kavramaya gayret ediyoruz. Bir yandan da sinemanın diğer sanatlarla olan ilişkisini, filmler bağlamında tartışarak; sinemanın diğer sanatlardan ayrı düşünülemeyeceğini savunuyoruz. Bu amaçlarla, birbirinden farklı coğrafyalarda, farklı zamanlarda çekilmiş ve birbirinden farklı türlerde pek çok film eleştirisine yer vermeye çalışıyoruz. Sinemayı bir kültür olarak gören herkesin katılımına da açığız. Arzu edenler mail adresinden bizlere ulaşabilir, yazılarını paylaşabilir ve filmlerle ilgili görüşlerini iletebilir.

YORUM YOK

BİR CEVAP BIRAK