Dom Hewingway

Dom Hewingway

396
0
PAYLAŞ

İngiliz suç filmlerini severlerin imdadına yetişen bir film Dom Hemingway. Amerika ve İngiltere’de çeşitli film festivallerinde açılışı yaptıktan sonra ülkemizde biraz geçte olsa !f İstanbul Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali’nde gösterildi. Karakter filmlerinde kurgu ve senaryo, türü ne olursa olsun derine inemez. Tek bir karaktere odaklı çekildiği için senaryoda çok sayıda olay döngüsü veya çeşitlilik beklenmemeli. Mümkün olduğunca sade anlatımla, izleyeni yormadan anlatılan bu karakter filmlerinin tek riski izleyeni sıkmamaktır. Bu konuda Richard Shepard çok şanslı olacak ki Jude Law ile çalışmıştır. Bazen filmi film yapan tek bir isim olabilir. Jude Law etkisini, sergilediği oyunculukla görmek mümkün. Amerikalı yönetmen Richard Shepard daha önce orta düzey aksiyon filmleriyle bizlere kendini tanıtmıştı. Bu sefer bir festival filmiyle karşımızda. Jude Law haricinde yan karakterde kendini ispatlamış bir isim Richard E. Grant ise oyunculuğuyla kesinlikle ön plana çıkıyor. The Walking Dead’ten tanıdığımız Kerry Condon oyuncu kadrosunda yer alıyor.
İngiliz sinemasından tanıdığımız In Bruges, Piggy, Snatch, Lock, Stock & Two Smoking Barrels gibi filmler daha önce büyük yankı uyandırmış, ülke sınırlarının dışına çıkmış yapımlar olmuştu. Aynı topraklardan aynı tür film olan Dom Hemingway‘i diğerlerinden ayıran özelliği ise aksiyonu sınırlı seviyede tutmuş olması. Bunun yanı sıra oyuncu kadrosu ve senaryosuyla daha dar bir yol izlenmiş. Yine de bilindik İngiliz havasını, bol diyaloglu komedi dolu sahneleri izliyoruz. Dar açılarla değil de geniş açıdan gözü yormayan tek açı tekniği kullanılmış. Bu sıcak İngiliz suç filminin kahramanını tanıyalım.
Sicili pek iç açıcı olmayan Dom Hemingway Londra’nın en meşhur kasa hırsızıdır. 12 yıl hapis cezasından sonra özgürlüğüne kavuşur ve kendini Londra sokaklarına atar. 12 yıl aradan sonra bıraktığı her şeyin değiştiğinin farkına varır. Eşini kanserden kaybetmiş, ufak kızının çocukluğunu kaçırmış kötü bir baba damgası yemiştir. Şimdi tek arzusu kızıyla kaçırdığı zamanları telafi etmek ve kendini affettirmektir. Yaptığı eski işleri bırakıp tekrar hayatına yön vermek isteyen Dom tahmin ettiği kadar kolay bir başlangıca geçemeyecek.

Açılış sahnesi Jude Law’ın tüm hünerlerini sergilemeye yetmiştir. Karakteri tanımamıza yardımcı olan ve güldüren bu açılış sahnesi filme olumu bir önyargıyla yaklaşmamıza yardımcı olmaktadır. Devamında Dom 12 yıl hapis yatmasına neden olan olay için beraber çalıştığı isimlerden birinden kendisine borçlu olduğunu söyler ve istediği parayı almaya gider. Olaylar ve talihsizlikler kahramanımızın yakasını bırakmaz ve komik bir aksiyon film boyunca devam eder. Tüm bu koşuşturmaca devam ederken, Dom’un ailesiyle arasını düzeltme çabalarına ve karakterini tanıma fırsatı buluyoruz.

Jude Law o muhteşem İngiliz aksanıyla ve oyunculuğuyla bir kez daha kendisini hayran bırakıyor. İngiliz filmlerinin tipik özelliği bol diyaloglar içermesidir. Söz konusu Jude Law olunca bu diyaloglar keyifli bir hal almakta. Dom karakteri farklı biri değildir aslında. Bilindik İngiliz kültürünü taşıyan, alkole ve kadınlara olan düşkünlüğüyle geveze bir tip. Dom patavatsız, küfürbaz, başına buyruk biridir. Bu halleri başına dertler açacaktır. Filmde en çok vurgulanan özelliği ise şanssız oluşu ve attığı her adımda işlerin kötüye gitmesidir. Ama en kötü zamanda mutlaka işler iyiye gider sözüyle birlikte şansı yaver gidecektir. Karakterde kendinizden bir şeyler bulabilirsiniz ve sanki daha önce izlediğiniz bir filmin devamı gibi tanıdık gelebilir. Kuşkusuz bunda Jude Law’ın etkisi çok büyük.

Filmde kurgu ve senaryodaki duruluktan bahsetmişken senaryodaki bazı boşluklardan söz etmek gerekir. Özellikle sonunu daha iyi bağlayıp en azından izleyiciye aktarılsaydı eminim karakterin amacına ulaşmasına en az Dom kadar bizler de sevinecektik. Karakter her ne kadar açıklansa, olaylar düzgün bir kurguyla devam etse de filme biraz dram katılabilirdi. Kızıyla olan hesaplaşması ve yapması gereken konuşmalar çok kısa ve havada kalmış. Halbuki bu bölümler karaktere faklı anlamlar katabilirdi. İngiliz aksanıyla Jude Law’ı özleyenler, İngiliz suç filmlerini seven sinemaseverler için izlenebilir yapım olmuş.



Eren Şimşek
erensim189@hotmail.com
PAYLAŞ
Önceki makaleKörlük Vizyona Giriyor
Sonraki makale71. Venedik Film Festivali’nde Ödüller Sahiplerini Buldu
Sinemaya gönül veren bir grup sinefilin kurduğu Avrupa Sineması internet sitesi, Avrupa sinemasını daha geniş kitlelere tanıtmak ve bu filmlerle ilgili ufak da olsa bir tartışma ortamı yaratmak amacıyla kuruldu. Sitenin kuruluş amaçlarından biri de; tür sinemasını da yadsımadan, sinemanın sadece bir eğlence aracı olmadığının vurgusunu yapmak. Metin Erksan’dan bir alıntı yapacak olursak; bilimlerin ve sanatların varoluşlarının sınırları, geçmişin derinlikleri içindedir… Sinema bilim; sinema sanatı ve sinema bilimi kapsamında; sanatsal düşüncenin ve uygulamanın, sinemasal düşüncenin ve uygulamanın, yaratısal düşüncenin ve uygulamanın, görüntüsel düşüncenin ve uygulamanın, çekimsel düşüncenin ve uygulamanın, oluşumunu, gelişimini, dönüşümünü saptar ve oluşturur. Bu nedenle bizler de günümüzde çekilen filmler dışında, geçmişin derinliklerine doğru bir yolculuk yaparak; bu sanatı etkileyen filmleri ve yönetmenleri de tanıtmaya, eleştirmeye ve onların sinemayı nasıl algıladıklarını kavramaya gayret ediyoruz. Bir yandan da sinemanın diğer sanatlarla olan ilişkisini, filmler bağlamında tartışarak; sinemanın diğer sanatlardan ayrı düşünülemeyeceğini savunuyoruz. Bu amaçlarla, birbirinden farklı coğrafyalarda, farklı zamanlarda çekilmiş ve birbirinden farklı türlerde pek çok film eleştirisine yer vermeye çalışıyoruz. Sinemayı bir kültür olarak gören herkesin katılımına da açığız. Arzu edenler mail adresinden bizlere ulaşabilir, yazılarını paylaşabilir ve filmlerle ilgili görüşlerini iletebilir.

YORUM YOK

BİR CEVAP BIRAK