Wild

Wild

480
0
PAYLAŞ

Alman sinemasının tecrübeli oyuncularından biri olan, özellikle kendi adıma Der Tunnel (2001) filmindeki performansıyla hatırladığım Nicolette Krebitz’in yazıp yönettiği üçüncü uzun metrajı Wild, rutin ve boğucu hayatı bir gün işe giderken şehrin ortasındaki parkta karşılaştığı bir kurt ile değişen, kısa sürede bu vahşi hayvanı takıntı haline getiren Ania’nın tuhaf öyküsünü anlatıyor. Krebitz, Ania ve bu kurt üzerinden, bir canlı olarak insan ya da hayvanın modern toplumla olan sarsıcı imtihanını ele alıyor. Çoğu insanın birbirinin aynı tempoda ilerleyen günlük iş ve özel hayatlarının sıkıcılığı arasında, bu rutini bozacak en ufak bir değişikliğe karşı verebileceği tepkilerden hareket eden Krebitz, bu hakikatten müthiş bir fantezi üretmeyi başarıyor. Rutin bozucu bu değişiklik güzel bir kadın ile vahşi bir kurt arasında gelişince, üstelik Krebitz senaryo bazında gerçekleştirmeye çalıştığı bu kendine meydan okumayı perdeye aktarırken de aynı cesur zihniyetle hareket edince ortaya çok farklı okumalara açık bir film çıkıyor.

Kurt ile normal yollardan iletişim kuramayacağını anlayan Ania’nın birkaç Uzakdoğulu tekstil işçisinin de yardımıyla eski bir Alman avcılık yöntemiyle kurdu yakalayıp gizlice yaşadığı apartman dairesindeki bir odaya hapsetmesi ve ikili arasındaki iletişim süreci, Ania’nın iş hayatında yaşadıklarıyla paralel ilerliyor. Ania’nın bu takıntısının onu bir insan olarak dönüştürmeye başlamasına çevresinin vereceği tepkilere karşı “yatalak hasta büyükbaba” kalkanını hep kenarda tutan Krebitz, süreçleri makul hale getiren buna benzer ufak dokunuşlarla Ania’nın önce yalnızlığını ve bıkkınlığını, sonra da ürkütücü tutkusunu ve anarşist tekinsizliğini çok iyi resmediyor. Bu dönüşümün Kafkaesk tonlar sızdıran alternatif bir Kırmızı Başlıklı Kız veya Güzel ve Çirkin yıpranmışlığı var. Hatta Lilith Stangenberg’in ürkütücü güzelliğiyle hayat verdiği Ania, bazı yönlerden bana tam açıklayamayacağım biçimde kıyısından Fight Club’ın Edward Norton tarafının Almanya’daki kayıp kızkardeşi olarak göründü.

En başta Ania’nın bir insan olarak kendi sosyal çevresine olan yabancılaşmasını betimlemek isteyen Krebitz, kurdun dahil olmasıyla bu uğurda elini iki katı güçlendiriyor. Kurt sayesinde insana fazla görülen özgürlükleri hissederek gizlice onların tadını çıkarmaya çalışan, bireysel bir reddediş ile ketum şekilde vahşileşen, başka bir deyişle kontrollü biçimde hayvanlaşan Ania için bu deneyimin psikoloji kitaplarından fırlamaya çalışan bir tadı var. Ama diğer yandan doğal ortamından koparıp hapsettiği kurtla Stockholm sendromundan nemalanarak kurduğu ilişki, Ania’nın bir erkekle kurduğu ilişkide yaşayabileceklerinin kısa bir özeti olarak onun sıkıcı derecede normal olmaya ne kadar yakın bir insan olduğuna da işaret ediyor. Bu kontrast, Krebitz’i ikircikli ve kafası karışık göstermediği gibi, onun bu iki canlı türü arasında serbestçe gidip gelebileceği bir tüp geçit işlevi görüyor. Sadece Bavyera Film Festivali’nden En İyi Yönetmen ödülü alan Wild, akılcı girişi, şok sahnelerle dolu gelişmesi, teslimiyet ifadesi finaliyle Nicolette Krebitz’in oyunculuk dışında bir yazar/yönetmen olarak saygınlığını perçinleyen bir film.

Osman Danacı

odanac@gmail.com

 

PAYLAŞ
Önceki makaleİstanbul Kırmızısı
Sonraki makaleMurat Düzgünoğlu’ndan Yeni Film
İngiliz Dili ve Edebiyatı mezunu. Sinema, müzik ve edebiyat, ilgi alanı olmaktan öteye geçmiş, yaşam biçimi olmuş. Geçmişinde radyo programı, bir gazetenin Pazar ekinde albüm eleştirmenliği ve amatör fotoğrafçılık yapmışlığı var. Öğrenciyken Shakespeare, Wordsworth, Austen, Hardy, Lawrence okumanın, Virginia Woolf üzerine bitirme tezi vermenin, önüne gelen her albümü dinlemenin, özellikle 80'leri ve 90'ları türlü komikliği ve dramatikliğiyle yaşamanın sonucu doğan yazma ihtiyacını sinema ve müziğin bünyesinde anlamlandırmaya çalışıyor.

YORUM YOK

BİR CEVAP BIRAK