45 Years

45 Years

182
0
PAYLAŞ

David Constantine’in kısa hikayesinden Andrew Haigh’in uyarladığı 45 Years, evliliklerinin 45. yılını bir partiyle kutlamak üzere olan Geoff ve Kate Mercer çiftinin aldıkları bir mektupla evliliklerinin farklı bir boyuta geçmesini anlatan bir yapım. Mektupta, İsviçre Alplerindeki buzullar içerisinde bir kadın cesedi bulunduğu yazmaktadır ve bu ceset 50 yıl önce Geoff’un Katya adındaki sevgilisine aittir. Böylece 45 senelik bir evliliğin hangi değerler üzerine kurulduğunun muhasebesini yapmaya soyunan Andrew Haigh, sakin, karamsar ve söylemediği pekçok şeyi bile seyircinin anlayabileceği basitlikle bir drama adını yazdırıyor. Bu basitlik, festival yapımlarının sık sık başvurduğu ağır, kasvetli, zahmetsiz bir anlatımla sağlansa da, herşeyin karı koca arasındaki tansiyonu küçük dozlarla arttırmaya yönelik olduğu fark ediliyor. Filmin yormayan felsefi derinliği, manidar göndermeleri, rutinlikten devşirilen bunalımı, diyaloglarındaki doğal akıcılık, hepsi bu uzun evliliğin örümcek ağlarını ören unsurlar.

45 Years’ın en önemli meselesi olan iletişimsizlik, aslında Geoff ve Kate arasında 45 yıldır var olan iletişimin üzerinde yükseldiği temellerin geç sorgulanışıyla ortaya çıkıyor ki, konunun en can alıcı noktası da burası. Birlikte olan çiftler arasında paylaşılmayan, sır olarak kalması uygun görülmüş bir sürü hikaye, o hikayelerin içinden geçen bir sürü kişi olması normal. Bu hikaye ve kişilerin o anki beraberliğin huzurunu kaçırmaması istendiğinden hiç eski defterlerin açılmaması veya yüzeysel geçilmesi de öyle. Peki o sırlardan biri küçük bir açık bulur da evliliğe sızarsa? Gerçi Geoff ve Kate, bu Katya meselesini çok önceden konuşmuşlar. Fakat Geoff’un bir sahnede de söylediği gibi asıl mesele Katya değil. Yarım asır sonra Katya’nın öldüğünü öğrenmek Geoff’un duygusal, sosyal, hatta ideolojik tüm sıkıntılarının yüzeye çıkmasına sebep oluyor. Geoff’un duygu dünyasını karmaşıklaştıran bu yoğunluk, başlangıçta Kate’i fazla etkilememiş görünse de, bir süre sonra eşinin bu durumunun, kabullenmesi güç bir hal almaya başladığını fark ediyor. 45 yıldır evli bir çiftin olgunluğuna tuhaf gelecek konuşmalar, teorik sorular, o sorulara verilen dürüst cevaplar sayesinde buzlar altına gömülü Katya’nın, Geoff – Kate çiftinin evliliğinin de buz tutmuş olduğu gerçeğine ayna tuttuğunu anlıyoruz.

Tüm bunların üstüne ortaya çıkan tavan arasındaki bir sürpriz, Geoff’un duygusal düşüşüne daha da anlam katıp, öte yandan Kate’in duygusal çöküşüne neden olunca, bir evliliğin 100 yıl da sürse belli bir süre sonra biryerlerinden erimeye başlayacağını anlıyoruz. Evlilik gibi zor bir bağlılık formunun kusursuz olabilmesi için çok fazla şey gerekiyor. Bunu 45 yıl sonra fark etmenin trajik kısmı bir yana, artık küllendiği düşünülen evliliklerde bile içe düşen şüphelerin telafisinin mümkün olup olmadığı finalde çok güzel (hatta şaşırtıcı biçimde gerilimli) bir üslupla önümüze konuyor. Filmin içine girmek, iki karakterin de duygu dünyasının açmazlarına empatiyle yaklaşabilmek usta oyuncular Charlotte Rampling ve Tom Courtenay olmasa nasıl mümkün olurdu bilemiyorum. Courtenay’in zaman zaman Ozzy Osbourne’un TV şovu The Osbournes’daki hallerini anımsatan doğallığı bir yana, 70 yaşındaki Charlotte Rampling’in canlandırdığı karakterin görünen yönü kadar, görünenin ötesine de geçmeyi başaran eforsuz gücü olağanüstü. Adeta bir duygular haritasına benzeyen yüz hatlarını, gözlerini, az sayıdaki mimiklerini büyük bir ustalıkla istediği kanala yönlendirebilen oyuncu, Kate Mercer’a et ve kemik verdiği kadar ruh da bahşediyor. 45 Years, Michael Haneke’nin Amour filmiyle birlikte yıllanmış bir evliliğin anatomisinin birçok farklı stil ve hassasiyetlerle çıkarılabileceğinin kanıtı yapımlardan biri.

 

Osman Danacı

odanac@gmail.com

 

PAYLAŞ
Önceki makaleCesare Deve Morire
Sonraki makale36. İstanbul Film Festivali Ulusal Yarışma Değerlendirmesi
İngiliz Dili ve Edebiyatı mezunu. Sinema, müzik ve edebiyat, ilgi alanı olmaktan öteye geçmiş, yaşam biçimi olmuş. Geçmişinde radyo programı, bir gazetenin Pazar ekinde albüm eleştirmenliği ve amatör fotoğrafçılık yapmışlığı var. Öğrenciyken Shakespeare, Wordsworth, Austen, Hardy, Lawrence okumanın, Virginia Woolf üzerine bitirme tezi vermenin, önüne gelen her albümü dinlemenin, özellikle 80'leri ve 90'ları türlü komikliği ve dramatikliğiyle yaşamanın sonucu doğan yazma ihtiyacını sinema ve müziğin bünyesinde anlamlandırmaya çalışıyor.

YORUM YOK

BİR CEVAP BIRAK