Ana sayfa 2010'lar 2018 The Man Who Surprised Everyone

The Man Who Surprised Everyone

1
0

Amansız bir hastalığa yakalandığı için doktorların iki ay ömür biçtiği orman bekçisi Igor, karısı Natalia’nın ısrarlarıyla son çare olarak bir şaman şifacıyı ziyaret eder. Şifacı, ona Azrail’i aldatmak için kılık değiştiren erkek ördek Jamba’nın hikâyesini anlatır. Duyduklarından etkilenen Igor, büyük bedeller ödemek pahasına herkesi şaşırtan bir plan yapar. Natasha Merkulova ve Aleksey Chupov’un birlikte yazıp yönettikleri ikinci uzun metraj olan Chelovek, kotoryy udivil vsekh (The Man Who Surprised Everyone), hakkında fazla bilgi sahibi olunmadan izlenmesi gereken düşündürücü, sorgulayıcı ve yaralayıcı bir dram. Bir Sibirya masalından yola çıkan yönetmen karı-koca, ölüm psikolojisinin yarattığı travmatik tuhaflıklar üzerine başıyla sonuyla damak çatlatan bir drama adlarını yazdırıyorlar. Bu tuhaflıkların Igor tarafında toplumsal cinsiyet kalıplarını ters yüz eden bir hikayeye dönüştürülmesi filme sıra dışı bir kimlik kazandırıyor. Söz konusu ölüm psikolojisi olunca, ne zaman öleceğini öğrenen karakterlerin kabullenmişlikle reddediş arasında kalmalarının getirdiği davranış biçimlerine dair yorumların sınırsızlığı içinden öyle bir hikaye kurgulanmış ki, birbirini tetikleyen toplumsal bakış açıları filme farklı boyutlar açıyor.

İki ay ömrünün kaldığını öğrendikten sonra durumu kabullenip bitmek üzere olan kendi mütevazi yaşantısına göre hazırlıklarını yapmaya başlayan Igor, başlangıçta tam da olması beklendiği gibi vakur bir kederle kapanmaya başlıyor. Ama bu durumu kabullenmeyen biri var ki, o da kocasını çok seven, onu iyileştirme ihtimali olan bilimsel veya spiritüel her türlü çareyi denemeyi göze alan Natalia. Tıbbi olanaklar tıkanınca Igor’u bulundukları köyde bulunan yaşlı kadın şifacıya gitmeye ikna eden Natalia, farkında olmadan kocasının akla hayale gelmeyecek planının da önünü açmış oluyor. Yakında öleceğinin farkındalığı ile bu ölümü erteleyebileceği ihtimali arasında sıkışarak şifacıdan duyduğu bir hikayeye sığınan, sığınmakla kalmayıp onu kendi yorumladığı bir yaşam biçimine dönüştüren Igor, adeta kabuk değiştirerek ailesini ve yaşadığı köyün ahalisini karşısına almayı göze alıyor. Aslında buna tam olarak göze almak denilmeyebilir. Zira Igor, yaptığı bu tercihle ölüme karşı çaresizliğini yenebileceğine dair sağlam temeller üzerine oturmamış bir varoluş mücadelesi veriyor. Ölüm gerçeğiyle nasıl mücadele edeceğinin çaresizliği ve onun durumundaki biri için normal karşılanabilecek cehaleti, akıl almaz bir cesareti beraberinde getiriyor.

Merkulova ve Chupov ikilisinin söz konusu Sibirya masalından ne ölçüde ilham aldıklarını bilmesek de, Igor’un seyirciye bile haber vermeden aldığı cesur kararının yarattığı sonuçları, açtığı yaraları, özünde ümit ve saflık yüklü mücadelesini güçlü bir anlatımla kendi masallarına dönüştürüyorlar. Bu masal Igor’un topluma karşı yalnızlaşması, toplum tarafından dışlanması, dışlanmakla kalmayıp yok sayılmak, yok edilmek istenmesi üzerinden şekillendikçe sadece olayın geçtiği köye değil, bireysel ve kitlesel davranış biçimlerinin örtüşmesi açısından modern toplumlara bile ait hale geliyor. Ölüm fikrini karşılama, cinsellikle ilgili önyargılar, çaresizlik karşısında batıl olana sığınma fikirleri bu masalın kahramanı Igor bedeninde kendi yolunu çiziyor. Ama bu masal sadece Igor’u değil, sevgisi, fedakarlığı ve içine düştüğü ikilem karşısındaki duruşuyla Natalia’yı da güçlü bir karakter olarak anlatıyor. Yazan ve yönetenler hayat arkadaşı olunca, Igor ve Natalia’nın ilişkilerindeki gelgitlerin gerçekliği -her ne kadar anormal bir sınavla teste tabi tutulmuş olsa da- içinde narin ve hüzünlü bir samimiyet taşıyor. Bu samimiyette, iz bırakan Igor performansıyla Evgeniy Tsyganov ve 2018’de Venedik Film Festivali’nin en iyi kadın oyuncu ödüllerinden birini kazanan Natalya Kudryashova’nın eforları önemli rol oynamakta. Hele de duygu yüklü finaldeki sessiz anların yarattığı psikolojik derinlik görülmeye değer. Gizemli, hüzünlü, kışkırtıcı, yıpratıcı ve çok boyutlu yapısıyla Chelovek, kotoryy udivil vsekh 2010’lu yıllarda Rusya’dan çıkan en iyi filmlerden biri.

 

Osman Danacı

odanac@gmail.com

Twitter

Önceki makaleBuğday
İngiliz Dili ve Edebiyatı mezunu. Sinema, müzik ve edebiyat, ilgi alanı olmaktan öteye geçmiş, yaşam biçimi olmuş. Geçmişinde radyo programı, bir gazetenin Pazar ekinde albüm eleştirmenliği ve amatör fotoğrafçılık yapmışlığı var. Öğrenciyken Shakespeare, Wordsworth, Austen, Hardy, Lawrence okumanın, Virginia Woolf üzerine bitirme tezi vermenin, önüne gelen her albümü dinlemenin, özellikle 80'leri ve 90'ları türlü komikliği ve dramatikliğiyle yaşamanın sonucu doğan yazma ihtiyacını sinema ve müziğin bünyesinde anlamlandırmaya çalışıyor.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here