Savrseni Krug

Savrseni Krug

441
0
PAYLAŞ

Savrseni Krug

Ademir Kenovic’in Bosna Savaşı sırasında, Boşnakların yaşamlarını anlattığı Savrseni Krug; savaş zamanında bile değişmeyen insanlık hallerine ayna tutuyor. Savaş yüzünden karısını ve kızını Saraybosna’ya gönderen Hamza’nın eve döndüğünde bulduğu iki yetim çocukla hayata yeniden bağlanmasıyla gelişen hikaye; ağırlıklı olarak çocukların gözünden savaşın insanlar üzerinde açtığı yaralara kamerasını uzatıyor. Etraflarında patlayan bombalara, havada uçuşan mermilere ve her gün ölen yakınlarına karşı; evlerini kaybeden, soğukta sığınacak yer arayan, aç susuz insanların inadına hayata tutunmaya çalışmaları büyük bir azim örneği. Emir Kusturica gibi Balkan insanının yaşadığı acıları duyarlı ve nükteli bir sinema diliyle anlatan Kenovic, kimi zaman da son derece şiirsel diyaloglarla filmini zenginleştiriyor. Savaş zamanında harabeye dönen kentin köşe kapmaca oynamaya zorlanan sakinleri izleyicilere hayat dersi verirken, yaşam çemberi de bazılarını içine alıyor bazılarını da dışarıda bırakıyor. Savrseni Krug; karanlık bir zamandan aydınlık bir hikaye anlatıyor. Ne çok duygusal ne de gereğinden fazla kurgusal. Gerçekçi ve etkileyici. İnsanın derisinin altına nüfuz etmeyi başaracak ölçüde de sarsıcı.

Barış Saydam
bar_saydam@hotmail.com

PAYLAŞ
Önceki makaleSecret Life of Words
Sonraki makaleDans Ma Peau
1983, İstanbul doğumlu. 2006 yılında Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden mezun olduktan sonra Altyazı dergisinde sinema eleştirileri yazmaya başladı. 2008’de Avrupa Sineması isimli web sitesini kurdu. 2011 yılında Hayal Perdesi dergisinde web sitesi editörlüğüne başladı ve derginin yayın kurulunda görev aldı. TÜRVAK bünyesinde çıkartılan Cine Belge isimli derginin yazı işleri müdürlüğünü yaptı. 2012’den beri Sinematek Derneği’nde Film Analizi dersi veriyor. 2013 yılından beri Türk Sineması Araştırmaları (TSA) projesinde koordinatör yardımcılığı ve içerik editörü olarak görev yapıyor. Ayrıca Giovanni Scognamillo’nun Gözüyle Yeşilçam(2011), Sinemada Tarih Yazımı (2015), Erol Ağakay: Yeşilçam’a Adanmış Bir Hayat (2015), Oyuncu, Yönetmen, Senarist, Yapımcı Yılmaz Güney (2015) ve Karanlıkta Işığı Yakalamak: Ahmet Uluçay Derlemesi (2016) isimli kitapları da bulunuyor. Başta Jean-Luc Godard olmak üzere Fransız Yeni Dalgası'nı, pek çok farklı sanat dalını filmlerinde ustalıkla kullanabilen yönetmenleri ve eleştirilerini sanattan ödün vermeden yapabilen filmleri seviyor. Istvan Szabo'nun sinemacılar dünyayı değiştiremez sözüne katılıyor; ama sinemanın insanı değiştirebileceğine inanıyor.

YORUM YOK

BİR CEVAP BIRAK