Japon

Japon

543
0
PAYLAŞ


Japonya (Japon, 2002), şehir yaşamının keşmekeşinden bir türlü kurtulamayan, modern yaşamın sırtına yüklediği yükleri artık kaldıramayan ve huzur arayan orta yaşlı bir ressamın ölüme doğru yaptığı yolculuğu anlatıyor. Tıpkı Abbas Kiarostami’nin Kirazın Tadı (Taste of Cherry, 1997) filmindeki gibi intihar etmeyi plânlayan isimsiz başkarakter, ölüme doğru yapmış olduğu yolculuk sırasında yaşamın aslında ölümle kutsandığının farkına vararak intihar etmekten vazgeçiyor. Doğaya yakınlaşarak ve hayatını daha basite indirgeyerek yüklerinden ve kafasını meşgul eden sorumluluklarından kurtulan adam, bu sefer de içgüdülerine söz geçiremiyor ve doğaya yakınlaştıkça içgüdüleri baskınlaşıyor.

Japonya, yaşam ve ölüm üzerine çekilmiş konusuz bir belgesel gibi. Konu olmadığı gibi başkarakterin ismi ve geçmişi de yok. Dini motiflerin bolca kullanıldığı, diyaloglardan çok görüntülerle derdini anlatan, hikâyeden çok anlatım yapısıyla dikkat çeken ve minimalist sinemanın sınırlarını zorlayan film, kuşkusuz ilk elden Tarkovski ve Bresson gibi önemli yönetmenleri de akla getiriyor. Özellikle Carlos Reygadas’ın filminde ölümü olağanca sadeliğiyle ekrana yansıtışı, bir başka Meksikalı Guillermo Arriaga’nın da sıkça kullanmış olduğu “ölümün farkındalığı”nı işaret ediyor. Bu farkındalık hâli ise; modern yaşamın ölümü inkâr edişine ve mekanik olarak devam eden yaşamlarımızı yeniden düşünmemize olanak sağlıyor.

Barış Saydam
bar_saydam@hotmail.com

PAYLAŞ
Önceki makaleUtomlyonnye Solntsem 2
Sonraki makaleThe Kid With The Bike

1983, İstanbul doğumlu. 2006 yılında Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden mezun olduktan sonra Altyazı dergisinde sinema eleştirileri yazmaya başladı. 2008’de Avrupa Sineması isimli web sitesini kurdu. 2011 yılında Hayal Perdesi dergisinde web sitesi editörlüğüne başladı ve derginin yayın kurulunda görev aldı. TÜRVAK bünyesinde çıkartılan Cine Belge isimli derginin yazı işleri müdürlüğünü yaptı. 2012’den beri Sinematek Derneği’nde Film Analizi dersi veriyor. 2013 yılından beri Türk Sineması Araştırmaları (TSA) projesinde koordinatör yardımcılığı ve içerik editörü olarak görev yapıyor. Ayrıca Giovanni Scognamillo’nun Gözüyle Yeşilçam(2011), Sinemada Tarih Yazımı (2015), Erol Ağakay: Yeşilçam’a Adanmış Bir Hayat (2015), Oyuncu, Yönetmen, Senarist, Yapımcı Yılmaz Güney (2015) ve Karanlıkta Işığı Yakalamak: Ahmet Uluçay Derlemesi (2016) isimli kitapları da bulunuyor. Başta Jean-Luc Godard olmak üzere Fransız Yeni Dalgası’nı, pek çok farklı sanat dalını filmlerinde ustalıkla kullanabilen yönetmenleri ve eleştirilerini sanattan ödün vermeden yapabilen filmleri seviyor. Istvan Szabo’nun sinemacılar dünyayı değiştiremez sözüne katılıyor; ama sinemanın insanı değiştirebileceğine inanıyor.

YORUM YOK

BİR CEVAP BIRAK