Utomlyonnye Solntsem 2

Utomlyonnye Solntsem 2

487
0
PAYLAŞ

Utomlyonnye Solntsem 2
Güneş Yanığı (Utomlyonnye Solntsem, 1994) belki de Rus yönetmen Nikita Mikhalkov’un kariyerindeki en özel filmlerden biridir. Yönetmenin babasına adadığı ve başrolde kızıyla birlikte oynadığı filmde, Albay Kotov ve altı yaşındaki kızı Nadia arasındaki ilişki filmin temelini oluştururken, arka plânda da Stalin’in baskıcı rejiminin yıkıcılığı bütün çarpıcılığıyla ekrana yansır. Mikhalkov aradan geçen on altı yıldan sonra filmine bir devam bölümü ekleyerek, bu sefer de baba-kız arasındaki ilişki aracılığıyla bizleri savaş dönemine götürür ve savaşı sorgular. Filmde Almanlar kadar Sovyetlere de eleştirel yaklaşan, iki tarafın askerlerini alaya alan ve savaş sırasında yaşanan katliamlara ayna tutan yönetmen, bununla birlikte dört başı mamur bir savaş filmine de imza atıyor. Prodüksiyon olarak büyük bütçeli savaş filmlerinden geri kalmayan Güneş Yanığı 2, yönetmenin üçlemeye dönüştüreceği serisinin de ikinci halkasını oluşturuyor.

Barış Saydam
bar_saydam@hotmail.com

PAYLAŞ
Önceki makaleDrive
Sonraki makaleJapon
1983, İstanbul doğumlu. 2006 yılında Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden mezun olduktan sonra Altyazı dergisinde sinema eleştirileri yazmaya başladı. 2008’de Avrupa Sineması isimli web sitesini kurdu. 2011 yılında Hayal Perdesi dergisinde web sitesi editörlüğüne başladı ve derginin yayın kurulunda görev aldı. TÜRVAK bünyesinde çıkartılan Cine Belge isimli derginin yazı işleri müdürlüğünü yaptı. 2012’den beri Sinematek Derneği’nde Film Analizi dersi veriyor. 2013 yılından beri Türk Sineması Araştırmaları (TSA) projesinde koordinatör yardımcılığı ve içerik editörü olarak görev yapıyor. Ayrıca Giovanni Scognamillo’nun Gözüyle Yeşilçam(2011), Sinemada Tarih Yazımı (2015), Erol Ağakay: Yeşilçam’a Adanmış Bir Hayat (2015), Oyuncu, Yönetmen, Senarist, Yapımcı Yılmaz Güney (2015) ve Karanlıkta Işığı Yakalamak: Ahmet Uluçay Derlemesi (2016) isimli kitapları da bulunuyor. Başta Jean-Luc Godard olmak üzere Fransız Yeni Dalgası'nı, pek çok farklı sanat dalını filmlerinde ustalıkla kullanabilen yönetmenleri ve eleştirilerini sanattan ödün vermeden yapabilen filmleri seviyor. Istvan Szabo'nun sinemacılar dünyayı değiştiremez sözüne katılıyor; ama sinemanın insanı değiştirebileceğine inanıyor.

YORUM YOK

BİR CEVAP BIRAK