The Last Laugh

The Last Laugh

294
0
PAYLAŞ


Alman yönetmen F.W Murnau’nun 1924 tarihli siyah beyaz ve sessiz filmi nadir rastlanan bir yapıt. Özellikle sinemada izlemek büyük şans. Gittiğim gösterimde filme eşlik eden piyano müziği de atmosferi daha etkin, hikâyeyi de daha ilginç kılıyor. Hikâye lüks bir otelde konukları kapıda karşılamakla görevli yaşı ilerlemiş bir adamın hikâyesi. Kahramanımız artık bu iş için yaşı ilerlemiş olduğundan hızlı çalışamamaktadır. Otelin yöneticisi işi başka birine vererek adamcağıza daha alt seviyede başka bir iş verir. Yaşlı adam gurur duyduğu ve insanlar tarafından saygı gördüğü işinden olduğu için sudan çıkmış balığa döner. Büyük bir bunalıma düşer, bir gece gizlice elinden alınan üniformasını otelden çalar. Daha sonra pişman olur, üniformayı yerine bırakır ve yeni işine razı olur. Murnau, filmlerinde ışık ve gölgeyi kendine has bir teknikle kullanmasıyla kişisel tarzını oluşturmayı başarıyor. Ana karakterin bir tiyatro oyuncusuymuşcasına aşırı mimiklere başvurması da bu filmin dikkat çekici bir başka özelliği. Kamera da karakterin duygusal değişimlerini ve tepkilerini kaydetmek konusunda başarılı.

Filmin başında beliren bir not çekimlerin ‘devamlılık’ prensibine sadık kalınarak yapıldığını; montaj sürecinde başvurulan kesme (cut) ve gözden kaybolma (fade) gibi efektlerin uygulanmadığını belirtiyor. Hatta bunun sinema tarihinde bir ilk olduğu vurgulanıyor. Fakat biraz film yapım tecrübesi bulunan veya teknik terimlere hakim birisi işin böyle olmadığını fark edecektir. Filmde hem kesme hem ‘fade’ kesinlikle kullanılmış. Baştaki not sadece kafa karıştırıyor.

Umut Hanioğlu
umutable@gmail.com

PAYLAŞ
Önceki makale18. Adana Altın Koza Film Festivali Değerlendirmesi
Sonraki makaleSecuestrados
Sinemaya gönül veren bir grup sinefilin kurduğu Avrupa Sineması internet sitesi, Avrupa sinemasını daha geniş kitlelere tanıtmak ve bu filmlerle ilgili ufak da olsa bir tartışma ortamı yaratmak amacıyla kuruldu. Sitenin kuruluş amaçlarından biri de; tür sinemasını da yadsımadan, sinemanın sadece bir eğlence aracı olmadığının vurgusunu yapmak. Metin Erksan’dan bir alıntı yapacak olursak; bilimlerin ve sanatların varoluşlarının sınırları, geçmişin derinlikleri içindedir… Sinema bilim; sinema sanatı ve sinema bilimi kapsamında; sanatsal düşüncenin ve uygulamanın, sinemasal düşüncenin ve uygulamanın, yaratısal düşüncenin ve uygulamanın, görüntüsel düşüncenin ve uygulamanın, çekimsel düşüncenin ve uygulamanın, oluşumunu, gelişimini, dönüşümünü saptar ve oluşturur. Bu nedenle bizler de günümüzde çekilen filmler dışında, geçmişin derinliklerine doğru bir yolculuk yaparak; bu sanatı etkileyen filmleri ve yönetmenleri de tanıtmaya, eleştirmeye ve onların sinemayı nasıl algıladıklarını kavramaya gayret ediyoruz. Bir yandan da sinemanın diğer sanatlarla olan ilişkisini, filmler bağlamında tartışarak; sinemanın diğer sanatlardan ayrı düşünülemeyeceğini savunuyoruz. Bu amaçlarla, birbirinden farklı coğrafyalarda, farklı zamanlarda çekilmiş ve birbirinden farklı türlerde pek çok film eleştirisine yer vermeye çalışıyoruz. Sinemayı bir kültür olarak gören herkesin katılımına da açığız. Arzu edenler mail adresinden bizlere ulaşabilir, yazılarını paylaşabilir ve filmlerle ilgili görüşlerini iletebilir.

YORUM YOK

BİR CEVAP BIRAK