Boyhood

Boyhood

463
0
PAYLAŞ

Su gibi geçen on üç yılınızı sadece üç saate sığdırabilir misiniz? Peki, bu üç saatte on üç yılınıza dair anlatacağınız neler olurdu? İşte Gün Batımı’ndan Önce, Gün Batımından Sonra ve Gece Yarısından Önce üçlemesiyle dikkat çeken Richard Linklater, yönetmenliğini ve senaristliğini üstlendiği Çocukluk (Boyhood) filminde tam olarak bunu yapıyor: Bir ailenin bir çocuğun gözünden on üç yıllık hayatını gözler önüne seriyor.

Beş yaşından on sekiz yaşına kadar büyüyüp serpildiğini gördüğümüz Mason’ın gözünden sade ve doğal bir dille anlatılan film, aslında büyüme sancılarının anlatıldığı filmlerle benzer olduğu düşünülse de Çocukluk’u bunlardan ayıran belli başlı özellikler var. Mason’ı merkeze alarak her karakterin gelişimini ve olgunlaşmasını, fiziksel özelliklerinin değişimi paralelinde mercek altına alan Çocukluk, “film şeridi” söz kalıbını gerçek anlamıyla kullanarak çekimi on üç yıl süren bir hayat hikayesini masaya yatırıyor. Karakterlerdeki ses, vücut, düşünce, yaşam tarzı gibi değişimlere anbean tanık olmamızı sağlarken, hem çocukların çocukluktan ergenliğe ve ergenlikten yetişkinliğe adım attığı alışıldık ama bir o kadar da önemli anları beyazperdeye yansıtmakla kalmıyor; aile bireylerinin değişimini onlarla birlikte büyüyen ve algısı değişen bir çocuğun gözünden aktararak kendi yaşamımızla ve çocukluğumuzla özdeşleşlik kurmamızı sağlıyor. Sanki o ailenin bireyiymişçesine yaşanılan değişimlere ve olaylara ilk elden tanık oluyor, bir hayat hikayesine kendi hayatımızdan bir parçaymış gibi eşlik ediyoruz. Anlatım dilinin sadeliği, performansların duruluğu, olayların kronolojik olarak değişmesi ve dönüşmesinin, karakterlerin dönüşümü ve değişimiyle paralellik seyretmesi, bizde film izliyor etkisi yaratmaktan ziyade on üç yılın sığdırıldığı bir hayata ikinci bir göz olarak bakmamızı sağlıyor.

2001 yılından itibaren başlayan film, beş yaşında Mason adlı bir oğlan çocuğunun çimenlere uzanmış ve derin düşüncelere dalmış haliyle açılışını yapıyor. Ardından bize ablası Samantha’yı ve çocukların yaramazlıklarıyla baş etmeye ve ailesinin geçimini sağlamaya çalışan annelerini tanıtarak aslında tipik bir çekirdek aileyi karşımıza getiriyor. Ekrana getirdiği sorumsuz ve sorunlu baba figürleriyle, aile reisi ve erkeklik konumunu alaşağı ederek bu konuyu masaya yatırırken kadına yönelik erkek şiddeti konusunu, ataerkilliği ve annelik-kadınlık ikilemini, cinselliği, ebeveyn ve çocuk hiyerarşisi paralelinde özgürlük kavramını, çeşitli ayrımcılık biçimlerini ve toplumsal normları politik bir dille olmasa da eleştirel bir dille ele alarak bu konuların karakterlerin gelişiminde büyük rol oynadığını gösteriyor.

Mason ve  ailesinin sık sık taşınmak durumunda kalması ve kahramanımızın fotoğrafçılığa duyduğu tutkuyla beraber hayata bakışındaki değişim ve hayata dair sorgulamaları eşliğinde izlediğimiz Çocukluk’ta Richard Linklater, bir yandan bize deneysel bir video günlük sunarken bir yandan da alışıldık tarzını koruyarak karakterlerin ve ilişkilerin değişimini yalın, mizahi ve gerçekçi bir dille beyazperdeye taşıyıp bu dönüşümü, on üç yıllık hayatın belirli bölümlerinden kesitlerle etkileyici bir biçimde merkezine alıyor. Açılışı, Mason’la yapan film, dairesel bir yörünge çizerek filme epik büyüme hikayesine yaraşır metaforik bir mükemmellik katıyor ve en sonunda tekrar bizi Mason’ın on sekiz yaşındaki haliyle başbaşa bırakıyor. Film boyunca biz “o” anı yakalamaktan ziyade “o” an bizi yakalıyor.

Gizem Aslan
g.aslan91@hotmail.com

PAYLAŞ
Önceki makaleSeptimo
Sonraki makaleSadi Bey’e Malatya’dan Ödül
Sinemaya gönül veren bir grup sinefilin kurduğu Avrupa Sineması internet sitesi, Avrupa sinemasını daha geniş kitlelere tanıtmak ve bu filmlerle ilgili ufak da olsa bir tartışma ortamı yaratmak amacıyla kuruldu. Sitenin kuruluş amaçlarından biri de; tür sinemasını da yadsımadan, sinemanın sadece bir eğlence aracı olmadığının vurgusunu yapmak. Metin Erksan’dan bir alıntı yapacak olursak; bilimlerin ve sanatların varoluşlarının sınırları, geçmişin derinlikleri içindedir… Sinema bilim; sinema sanatı ve sinema bilimi kapsamında; sanatsal düşüncenin ve uygulamanın, sinemasal düşüncenin ve uygulamanın, yaratısal düşüncenin ve uygulamanın, görüntüsel düşüncenin ve uygulamanın, çekimsel düşüncenin ve uygulamanın, oluşumunu, gelişimini, dönüşümünü saptar ve oluşturur. Bu nedenle bizler de günümüzde çekilen filmler dışında, geçmişin derinliklerine doğru bir yolculuk yaparak; bu sanatı etkileyen filmleri ve yönetmenleri de tanıtmaya, eleştirmeye ve onların sinemayı nasıl algıladıklarını kavramaya gayret ediyoruz. Bir yandan da sinemanın diğer sanatlarla olan ilişkisini, filmler bağlamında tartışarak; sinemanın diğer sanatlardan ayrı düşünülemeyeceğini savunuyoruz. Bu amaçlarla, birbirinden farklı coğrafyalarda, farklı zamanlarda çekilmiş ve birbirinden farklı türlerde pek çok film eleştirisine yer vermeye çalışıyoruz. Sinemayı bir kültür olarak gören herkesin katılımına da açığız. Arzu edenler mail adresinden bizlere ulaşabilir, yazılarını paylaşabilir ve filmlerle ilgili görüşlerini iletebilir.

YORUM YOK

BİR CEVAP BIRAK