Durak

Durak

456
0
PAYLAŞ
Durak

the-fool-posterYuriy Bykov’un yazıp yönettiği Durak (The Fool), dürüst su tesisatçısı Dima Nikitin’in, 800 kişinin yaşadığı eski bir binadaki çökme tehlikesini fark edip yetkilileri uyarmaya çalıştığı uzun bir gecenin hikayesi. Ebeveynleri, karısı ve küçük oğluyla yaşayan Dima, gece bir arıza için çağrıldığı bu binanın her an yıkılabileceğini anlayınca, çoğu kişinin farklı tepkiler vereceği bu durumda doğru olanı yapıp vakit kaybetmeden üstlerine haber vermeyi seçiyor. Bykov, bu “doğru olanı yapma” ilkesinden hareketle, lokal bir belediyenin tüm birimlerindeki çürümüşlüğünü akıcı ve doyurucu biçimde gözler önüne seriyor. Üstelik bu birimlerin birbirlerinden haberdar, hatta işbirliği içinde olmaları, haliyle yolsuzluk bağlantılarının üst mevkilere doğru çıkıyor olması, sistemin korkunç boyutlarını teşhir ediyor.

Yuriy Bykov, bir önceki filmi Mayor’ın sahip olduğu ilkelere paralellikler gösteren bu hikayesinde, yozlaşmanın artık bir yaşam biçimi, sistemi işletmek için vazgeçilmez bir parça olduğu toplumların hazin bir fotokopisini çekiyor. Nasıl ki Mayor’da ölümle sonuçlanan bir trafik kazasından, aşama aşama büyüyüp serpilen bir sistem çürümüşlüğüne uzanmışsa, Durak’ta da dürüst bir bireyin sistemin birbirine bağlı paslı dişlileri arasında verdiği dürüstlük mücadelesini ele alıyor. Tesisatçı Dima’nın inatçı, sanki hiç adaletsizlik görmemişçesine saf ve ailesini bile geri plana atabileceğini kadar sinirlerle oynayan bu dürüstlüğü sayesinde Bykov, kendine mükemmel bir eleştiri alanı yaratıyor. Doğru olanı yapmanın ödenecek ağır bedelleri olabileceğine dair son yılların en doyurucu senaryolarından birini abartısız bir yönetimle perçinleyerek hayata geçiriyor.

Dima’nın çökme tehlikesini fark ettikten sonra başlayan uyarı ve ikna ısrarı, belediye başkanı Nina Galaganova’nın doğum günü sebebiyle bir tavernaya toplanmış tüm belediye birimlerinin müdürlerini de aynı ortamda yakalıyor. Bu ortama adeta pimi çekilmiş bir bomba gibi düşen dürüstlük timsali saf ve temiz Dima, alkolün de etkisiyle birbirini suçlamaya başlayan bürokratların maskelerini bir bir düşürüyor. Yaşanan bu çözülme ile herkesin içinde olduğu yozlaşmanın korkunç boyutları su yüzüne çıkıyor. Filmin her bir cümlesi, içinden çıkılması imkansız bir bürokrasi ve yolsuzluk bataklığını işaret ediyor. Kendini bir anda kurtlar sofrasında bulan Dima ise bir an olsun vazgeçmeyi düşünmeyen duruşuyla bu domino taşlarının devrilmesine sebep olacak bir tehdit gibi algılanıyor haliyle. Nina Galaganova, başlangıçta o binadaki 800 insanın hayatı için endişe ediyor gibi görünse de, onun da tek derdinin bulunduğu mevkiyi, alıştığı rahatı kaybedip hapse girme korkusu olduğu çok geçmeden anlaşılıyor.

Bu çürümüşlük içinde Dima’nın sahip olduğu değerlerin geçerliliğinin kalmamış olması, biraz daha açarsak, hiç tanımadığı yoksul, ailesine şiddet uygulayan, içki, kumar, fuhuş, borç batağında yüzen insanların olduğu 800 kişinin hayatları için çırpınması onu biraz da ütopik bir dürüstlük kalıbına sokuyor. Hele bu uğurda ailesini bile göremez hale gelişini, kendi hayatını tehlikeye atışını kabullenmek çoğu seyirci için emek istiyor. Onu filme adını veren “durak” (enayi) yapan da bu inanılmaz idealistliği. Bu korkusuz dürüstlüğe sahip, “sırf birbirimizin hiçbir şeyi olmadığımız için hayvanlar gibi yaşayıp, hayvanlar gibi ölüyoruz” cümlesini kurabilecek bir insanın yaşadığına Bykov kadar inanmak istiyoruz. Dima gibi insanların artık bir enayi, bir uzaylı gibi görülmesinin sebebini haklı olarak yozlaşmış sisteme yükleyen Bykov, o sistemi besleyip büyüten, onu acımasız bir canavara dönüştüren, öte yandan bu canavarın yaratılmasına seyirci kalan insanlara da yükleniyor.

Finalde bu epik, ütopik, tertemiz, uzaydan gelmiş dürüstlüğün, ezen kadar ezilene de yaranamadığı gerçeğini tokat gibi çarpan Yuriy Bykov, böylelikle Mayor’da ele aldığı emniyet – adalet eleştirisinin boyutlarını daha da genişleterek, hazırladığı uygun zemin sayesinde başka kavramları da içine dahil ederek, üstelik güçlü ve zayıfın dürüstlük karşısında aldığı ortak tutumun trajikliğine ve ironosine vurgu yaparak çok önemli bir film inşa ediyor. Söz konusu bürokratik yolsuzluklar, çıkar ilişkileri, bunların mağdur ettiği alt kesimdeki toplumsal çöküşler olunca sadece Rus halkına değil, evrensel boyutlarda herhangi bir toplumda görülebilecek şeyleri işliyor Durak. Sadece belediyede dönen dolapları duyuyoruz ama oradan valiye ve daha kimbilir nerelere, nasıl uzandığını hiç lafı gevelemeden anlatıyor Bykov. Bunlar bize hiç yabancı gelmiyor ne yazık ki. Başta Dima’yı canlandıran Artyom Bystrov olmak üzere rol ağırlığı olan tüm oyuncular iyi performanslara sahip. Sade çekimler, akıcı ve sürükleyici diyaloglar, yumruk gibi cümleler, gösterilenler, gösterilmeyenler, akıl tutulması yaşatan müthiş bir final… Durak, bir toplumsal hiciv filminin sahip olmak isteyeceği hemen her şeye sahip bir yapım.

Osman Danacı

odanac@gmail.com

 

PAYLAŞ
Önceki makalePera Film’de Andrey Tarkovsky Filmleri
Sonraki makaleRüzgarın Hatıraları
İngiliz Dili ve Edebiyatı mezunu. Sinema, müzik ve edebiyat, ilgi alanı olmaktan öteye geçmiş, yaşam biçimi olmuş. Geçmişinde radyo programı, bir gazetenin Pazar ekinde albüm eleştirmenliği ve amatör fotoğrafçılık yapmışlığı var. Öğrenciyken Shakespeare, Wordsworth, Austen, Hardy, Lawrence okumanın, Virginia Woolf üzerine bitirme tezi vermenin, önüne gelen her albümü dinlemenin, özellikle 80'leri ve 90'ları türlü komikliği ve dramatikliğiyle yaşamanın sonucu doğan yazma ihtiyacını sinema ve müziğin bünyesinde anlamlandırmaya çalışıyor.

YORUM YOK

BİR CEVAP BIRAK