2018’de Çıkan 15 Sinema Kitabı

2018’de Çıkan 15 Sinema Kitabı

1499
0
PAYLAŞ

Türkiye’de sinema yayıncılığı en nankör alanlardan biridir. Ülke çapında otuzun üzerinde iletişim fakültesi olmasına, bunların büyük bir bölümünde sinema bölümü aktif olarak yeni öğrenciler yetiştirmesine rağmen sinema dergilerinin de sinema kitaplarının da tirajları çok düşüktür. Film izlemeyi ve filmler üzerine gevezelik yapmayı çok severiz, ama ne filmleri sinemada izleriz ne de sinemayla ilgili yayınları takip ederiz. İlgimizin boyutu yüzeysel kalır. Bu yüzden de bu alandaki yayınların satış oranları çok düşük kalır. Sinema dergileri ortalama iki binlerde kalırken, sinema kitaplarının bin baskıyı bir yıl içerisinde tüketmesi mucize kabul edilir. Hâl böyleyken de yayınevlerinin en çok imtina gösterdiği yayınlar sinema alanındakiler olur. Sinema tarihçisi Giovanni Scognamillo 1960’lardaki ortamı anlatırken, yayıncıların sinema kitaplarından vebadan kaçar gibi kaçtıklarından bahsederdi.

2010-2018 yılları arasında Türkiye’de sinema yayıncılığı büyük bir ivme kazandı. Giovanni Scognamillo’nun ifadesiyle “veba mikrobu” gibi yayıncıların uzak durduğu sinema kitapları 2010’dan sonra tam da makus kaderini bıraktı diyorduk… Dolar kurundaki artış, ekonomik kriz ve yayıncılık sektöründeki durgunluk yeniden ilk başta kültür-sanat alanındaki yayınları etkiledi. Türkiye’nin her alanda zor bir dönemden geçtiği 2018 yılında bu yüzden çıkan sinema kitaplarını tanıtmak bizler için daha bir elzem oldu.

İşte 2018 yılında sinemayla ilgili dikkat çeken 15 kitap…

Hikaye & Diyalog – Robert McKee (İstanbul Medya Akademisi Yayınları)

“Senaryo üzerine ders veren bir yığın insan var ama benim dinlediğim kişi içlerinde en ünlü olanı: Robert McKee… Kendisi bilgili, tutkulu ve yorulmak bilmez bir konuşmacı. Bir haftada tam üç gün dolu dolu ders verdi ve bu dersler esnasında hiç kimse kendini kandırılmış hissetmedi… Hangi kıtada yaşıyorsanız yaşayın, eğer çevrenize baktığınızda bir grup yazarın veya sinema delisinin toplaştığını görürseniz, şehre mutlaka Robert McKee gelmiştir.”

Yeni Türk Sinemasında Biçem – Serhat Koca (Literatür Academia)

“Değişen dünya ve Türkiye’de karşılaşılan yeni toplumsal koşullar, anlatılacak yeni konulara olanak tanımış ve bu yeni konuları eski biçemle ifade etmek zorlaşmıştır. Yönetmenlerin yaşadıkları gerilimde bu durum başlıca etkendir. Ayrıca biçemin toplumsal alanda  özneleri etkileyen pek çok değişken ile ilişkisi de bu doğrultuda çalışmada  sizlere sunulmaktadır. Bu bağlamda sinema sanatının ruhunun anlaşılması, karşılaşılan eserlerin yorumlanması ve yeni eserler için yeni konumlanma noktaları yaratmak adına önemli bir kaynakolacağını düşündüğüm  “ Yeni Türk Sinemasında Biçem”, akıcı dili ve farklı bakış açısıyla sinemaya sizlerin de başka bir pencereden bakmasını sağlayacaktır.”

Gastro Sinema – İlkay Kanık (Alfa Yayınları)

Modernite ile büyüsü bozulmuş dünya yeniden nasıl büyülenir? Modernite öncesinin büyüsel evren algısı, her şeye kadir kapitalist mekanik teknoloji ile büyü bozumuna uğramıştır. Marx’ın, “her şeyin buharlaştığı” dönem olarak gördüğü; Weber’in “büyüsünün silindiği” dünya dediği yabancılaşma, postmoderniteyle, ama modernitenin bir uzantısı olarak, büyüsüne tekrar kavuşturulmaktadır. Bu, yemeğin ana karekter olarak yıldızlaştığı filmlerde de görülmektedir. Gastro Sinema’da büyünün modernitede yemek filmleriyle yeniden oluşan serüvenini okuyacaksınız.

İmparatorluktan Cumhuriyete Türk Sineması (1895-1939) – Süleyman Beyoğlu (Dergah Yayınları)

Bu eser, sinemanın dünyada doğup Osmanlı topraklarına girdiği yıllardan, 1939 yılına kadar Türkiye’de sinemanın sergüzeştini değişik boyutlarda incelemekte. Arşiv belgeleri üzerine kurulu eser, pek çok yeni belge ve bilgiyi sinema tarihi alanına kazandırıyor. Beş bölümden oluşan çalışmanın dikkat çekici bir başka yönü, sinemacılıkla uğraşan kurumlara ve sinema şirketlerine ayrıntılı yer vermesi. Çalışmada taşrada sinema hayatına da geniş bir yer ayrılarak sinemanın İstanbul’la sınırlı olmadığı gerçeği ve yerel tarih araştırmalarına duyulan ihtiyaç fark ettiriliyor. Kitapta 1895-1939 dönemi sinema evrenine esas olarak; kurumsallaşma, yayılış, toplum, devlet-sinema ilişkisi ve mevzuat olguları çerçevesinde bakılıyor. Sinema alanında Osmanlı’dan Cumhuriyete uzanan süreklilik ortaya konuluyor.

Sinema Toplum Siyaset – Levent Yaylagül (Dipnot Yayınları)

Yazar, elinizdeki kitapta okurunu Türk sineması üzerinden tarihten güncele bir yolculuğa çağırıyor. İrdelediği film içeriklerini tarihsel ve toplumsal boyutlarıyla ele alan yazar, sinemanın serüveni üzerinden modern Türkiye tarihinin bir panoramasını sunuyor. Türk sinemasının yüz yıllık tarihini; Atatürkçülük, ulusal sinema, milliyetçilik, sanatta muhafazakârlık, Kürt sorunu, 12 Eylül, sansür ve aydın sorunu temaları altında mercek altına alırken, Türk sinemasının şekillenmesinde tarihsel ve toplumsal koşullarla güncel siyasetin ne kadar belirleyici olduğunu vurguluyor.

Edebiyatta, Sinemada, Televizyonda Tür Kuramı Temel Metinler – Jale Özata Dirlikyapan (Doğu Batı Yayınları)

Tür nedir? Tanımlanabilir mi, yoksa tarihsel süreçte tanımı sürekli değişen, dönüşen bir kavram mıdır? Toplumdan topluma değişiklik gösterir mi? Sayıca sonlu mu sonsuz mudur? Dahası, ne işe yarar bu tür denen şey? Kültür ürünlerini sınıflandırmak bize ne kazandırır, ne kaybettirir? Tek bir ürün farklı türlere ait olabilir mi? Peki türsüz metin var mıdır? Türsel uzlaşımlarla iyi geçinmek ya da çatışmak ne anlama gelir? İşte bu kitabın amacı, edebiyatta, sinemada ve televizyonda tam da bu sorular çevresinde yürütülen tür tartışmalarına odaklanmak, bu konuda en sık atıf yapılan önemli makaleleri bir araya getirmekti. Kuşkusuz pek çok makale arasından bir seçim yapmak gerekiyordu ve nihayetinde 12 makale Türkçeleştirildi.

Sinema… Sinema – Onat Kutlar (Yapı Kredi Yayınları)

1965-1976 yılları arasında Türk Sinematek’inin kurucularından biri ve aynı zamanda yöneticisi olarak görev yapan yazar, şair Onat Kutlar dünya sinemasına ilişkin yazılarını Sinema Bir Şenliktir (1985) kitabında bir araya getirmişti. Dünya sinemasını daima yakından takip ederken Türk Sineması’nın içinden geçtiği bunalımlarda nabzını tutmayı, Türk Sineması üstüne eleştirel düşünceler üretmeyi de sürdürdü, güncel tartışmalarda aktif rol almaktan geri durmadı. Sinema.. Sinema Onat Kutlar’ın arşivinde kalan, kitaplaşmamış konuşmalarını, dönemin sinema gündemi üstüne yazılarını –sansür tartışmaları, ulusal Türk sineması için alan araştırmaları vb.– bir araya getiriyor.

Hitchcock ve Truffaut – François Truffaut (Hayek Yayınları)

“Bu kitap bir sinema öğrencisi veya heveslisi için altın değerinde bir kaynaktır ve Hitchcock’un filmlerini hiç bilmeseniz bile size yararı olacaktır. Yıllar içinde onun filmlerini izledikçe içinizde kitaba tekrar tekrar dönme isteği oluşacak ve her dönüşünüzde bazı şeyleri nasıl kaçırdığınıza şaşıracaksınız.

Yıllar sonra bugün hem Türkiye’de hem dünyada sinema büyük oranda tüccarların, pazarlamacıların, sosyologların, ideologların ve “salt sanat” hayranı sözde “yaratıcı yönetmen”lerin eline düşmüş durumda. Gerçek sinemacılar ne yazık ki azınlıkta. Elinizdeki kitabı okuduktan sonra bu gerçeği siz de kavrayacaksınız.” – İlker Canikligil

Kültürel Çalışmalar ve Sinema – Serpil Kırel (İthaki Yayınları)

Sinemanın gündelik yaşamdaki yerine, seyircinin filmlerle ilişkisine, sinematografik düzenlemelerin sırlarına, film üretiminin ardında yatan temel oluşumlara ve filmlerin ilettikleri temsiller aracılığıyla aslında nasıl birer ideolojik düzenleme olduklarına dair kuramsal yaklaşımların bir araya getirildiği kitap, sinemayı seyirci, bakış, kültür endüstrisi ve temsil bağlamında irdeliyor.

Serpil Kırel’in çalışması, seyirci filmlerle baş başa kalınca neler yaşar, “bakmak” masum bir eylem olabilir mi, sinema öteki ile ilişkimizi nasıl düzenler, Doğu ve Batı birbirine nasıl bakar, Kültür Endüstrisi’nin üretimleri karşısında seyircinin konumu nedir gibi soruları; Hansen, Foucault, Mulvey, Hall,  Spivak, Said, Adorno ve Benjamin gibi önemli kuramcıların yapıtları üzerinden tartışmaya açıyor.

Nuri Bilge Ceylan Sineması – Bülent Diken, Graeme Gilloch, Craig Hammond (Metis Yayınları)

Nuri Bilge Ceylan, sinemaseverler kadar eleştirmenlerin de övgüsünü alan filmleriyle uluslararası başarı kazandı ve yirmi birinci yüzyılın en özgün ve provokatif sinemacılarından biri olarak kendini kabul ettirdi. Buna rağmen film ve medya araştırmacılarının Ceylan’ın filmlerinin kendine has üslubunu, havasını ve temalarını keşfetme girişimleri sınırlı kaldı, Ceylan sinemasının temaları henüz kapsamlı bir sosyolojik ve eleştirel düşüncenin konusu olmadı.

Üç yazar, tartışmacı bir diyalog içinde birlikte yazdıkları kitapta buna girişiyorlar: Ceylan’ın filmlerine ayırt edici özelliğini veren “diyalektik etkileşim anları”nı, paradoks ve çelişkileri çözmeye değil, taklit ederek pekiştirmeye çalışıyorlar. Ceylan sinemasında süreklilik gösteren beş temel temanın izini takip ediyorlar: yersiz yurtsuzluk, nostalji, göç ve yer değiştirme gibi tikel zaman ve mekân biçimlenimleri; süregiden bir hiçlik ve yokluk duygusu; yas, melankoli ve can sıkıntısı; metropoliten modernlik; ulusötesilik. Böylece Ceylan sinemasını filizlenmekte olan bir “Yeni Türk Sineması” bağlamında ele almak yerine, bu filmleri klasik Avrupa (özellikle Fransız, Alman ve Rus) düşüncesi, edebiyatı ve filmleriyle desteklenen ulusötesi bir bağlama yerleştiriyorlar.

Sinema Felsefesine Giriş – Serdar Öztürk / Ütopya Yayınevi

Elinizdeki kitap, filmlerin nasıl felsefe yapabileceğini incelemek amacıyla, lisans ve lisansüstü öğrencileri, öğretim üyeleri ve alan dışından sinemaya gönül vermiş bireylere hitap etmek üzere hazırlanmıştır. Çalışmada, sinemanın kendi tarzında ürettiği felsefe “film-yapımı felsefe” kavramıyla ele alınmakta ve bu kavram, sinema filmlerinden aktarılan sahnelerle tartışılmaktadır. Felsefe; sözlü, yazılı ve sinematik olmak üzere üçe ayrılmış şekilde ele alınmalıdır. Kitabın temel iddialarından biri, Antik Yunan’da Pazaryeri’nde sözlü olarak başlayan felsefenin, yazıyla birlikte ‘fildişi kulesine kapandığı’ ve sinema ile tekrar Pazaryeri’ne inerek, “Sinematik Felsefe” olarak tanımlanabileceği düşüncesidir. Sözlü felsefenin temel medyası söz iken, yazılı felsefenin yazı, sinemanın ise “imajlar”dır. İmajlarla yapılan sinematik felsefeyle birlikte, varlıklara oluş halinde ulaşma imkânı doğmuştur. Filmin yaptığı felsefe, aynı zamanda, hayattan taşan unsurların yakalanması şansına da erişilmesini sağlar. Film-yapımı felsefenin yapılma olanaklarını ve sunduğu fırsatları analiz eden bu çalışma, kuramsal tartışmaları sinematik imajlardan ve yazılı felsefeden yararlanarak gerçekleştirmekte ve Pelin Esmer’in yönettiği İşe Yarar Bir Şey filmi örneğinde argümanlarını somutlaştırmaktadır.

Modernist Estetik Türkiye’de Sanat Sineması Tarihine Giriş (1896-2000) – Ali Karadoğan (De Ki Yayınları)

Türkiye’de sanat sineması ve popüler sinema arasındaki karşıtlık hiçbir zaman belirgin bir biçimde ortaya konmamıştır. Elinizdeki kitap bu kuralların yerleşik hale gelme sürecinin geçirdiği tarihsel evreler üzerinde durarak, bu süreçte hangi eğilimlerin hangi rolleri üstlendiğine odaklanmaktadır. Her tarihsel dönemde modernist sinema düşüncesinin -elbette ki Türkiye’ye özgü- hangi argümanlarla geliştirildiğini ya da hangi argümanlara içkin olarak varsayıldığını; bu tarihsel dönemlerin sinemaya ilişkin söylemlerinden yola çıkarak ve film yapma pratiğinin buna verdiği yanıtlar üzerinden tartışarak ortaya koymaya çalışan bu kitap, sanat sinemasının kısa bir tarihini bu çerçevede sunmaktadır. Bu bağlamda Türkiye’de sanat sinemasının gelişimi; hem anlatının biçimsel olarak önceki dönemler de benimsemediği yeni biçimlerin ortaya çıkması, hem de anlatının dışarıda bıraktığı yeni içeriklerin anlatıya dahil edilmesi açısından ele alınmış, anlatının dışarıda bıraktığı ya da dünyasına dahil ettiği anlatı stratejileri ve temalar üzerinden tartışılmıştır. Genellikle sıkıcı, uzun ve eylemsiz bir film izleme deneyimi sunduğuna inanılan sanat sinemasının Türkiye’deki tarihine bu kısa giriş, belki de Türkiye’de sinema tarihinin eksik bırakılmış bir yanını tamamlamaktadır. Bu kitap, sinema tarihinin hep popüler filmler üzerinden yazan eğilimlerin aksine, dışarıda kalanı, dışlananı, az olanı, farklılık barındıranı merkeze alarak sinemayı anlamaya çalışmaktadır.

Belgesel Sinemanın Üçüncü Sinemada Temsili – Özlem Arda (Kriter Yayınları)

İçinde yaşanılan topluma açık gözlerle bakabilmek her sinemacının ve özellikle belgesel sinemacının kendi toplumuna karşı koşulsuz bir görevidir. Bu bağlamda; Üçüncü Sinema, hâlâ keşfedilmeyi bekleyen bir alandır. İmgesel ya da belgesel yapımların bu anlayışı taşıyarak izleyicilerle buluşması,birtakım sorunları içeriyor olsa da kültürel özgüllük, ulusal çıkarlar ve toplumsal eşitlik adına yapılması beklenen bir üretim alanıdır. Toplumsal refah için zihinlerin yeni ve gerçek bileşenlerle yapılandırılması belgesel sinemanın ve Üçüncü Sinemanın birincil işlevleri arasındadır. Özetle; yapılması gereken keşfetmek ve kaydetmek!

Vale’in Senaryo Teknikleri – Eugene Vale (Küsurat Yayınları)

“Eugene Vale’in elinizdeki kitabı 1944 yılında Amerika’da yayınlanır yayınlanmaz çok satanlar listesine girdi ve günümüze kadar senaryo yazımı ile ilgilenen amatör profesyonel her ilgili için başucu kitabı olmayı başardı. Yalnızca senaristler değil; yapım şirketleri, stüdyolar ve senaryo seçimine özen gösteren yönetmenler için eşi bulunmaz bir hazine haline geldi.

Türk sineması için önemi hepimizin malumu olan Ertem Eğilmez’de de bu kitabın iki ayrı çevirisi vardı. Süt Kardeşler ile başlayıp hasılat rekorları kıran ve günümüzde de aynı ilgiyle izlenen filmlerinin yol haritası da Vale’in bu kitabıdır. Ertem Hoca’nın bu kitaba olan ilgisini öğrenip kitabın orijinalini edindiğim günden beri, Türkçeleştirilip ülkemizde sinema ile ilgilenenlerin faydasına sunulması hayallerimden biriydi ve şimdi Küsurat Yayınları bu hayali gerçekleştiriyor. Kitabın tüm meslektaşlarıma ve gelecekte sinema sektöründe iz bırakacak yeni sinemacılara yepyeni bir bakış açısı kazandırmasını ve başucu kitaplarının arasına girmesini ümit ediyorum.” – Selçuk Aydemir

Kendi Işığında Yanan Adam – Ercan Kesal (İletişim Yayınları)

Susuz Yaz ve Sevmek Zamanı gibi iki kült filmin yaratıcısı olan, sinema tarihimizin en üretken ve özgün yönetmenlerinden Metin Erksan hakkında bir küçük kitap… Ercan Kesal, usta yönetmenin hayatının son demlerine eşlik edişini, onunla arkadaşlıklarını, yaptıkları sohbetleri anlatıyor. Sadece sinema değil, insan halleri, memleket, İstanbul, her şey hakkındaki sohbetleri… Meslektaşlarına ve “sektöre” kızgın, zaten “huysuzluğuyla” maruf ama aklıyla, enerjisiyle hemfikir olmayanlara bile ilham ve can veren bir adam. Kesal, Erksan’ı adeta bir roman kahramanı gibi tasvir ediyor.

Kitabın sonunda Erksan’la yapılmış son mülakat yer alıyor – Sevmek Zamanı üzerine. Ercan Kesal, “Abim, dostum, yad ellerde babam, arkadaşım, şahidim, hastam, hocam ve ustamdı” diyor Erksan hakkında. Bu kitap, aynı zamanda bir yarenlik, bir dostluk, bir muhabbet hikayesi.

 

PAYLAŞ
Önceki makalePera Müzesi’nde Sergei Parajanov Üzerine Söyleşi
Sonraki makaleThe Place
1983, İstanbul doğumlu. 2006 yılında Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden mezun olduktan sonra Altyazı dergisinde sinema eleştirileri yazmaya başladı. 2008’de Avrupa Sineması isimli web sitesini kurdu. 2011 yılında Hayal Perdesi dergisinde web sitesi editörlüğüne başladı ve derginin yayın kurulunda görev aldı. TÜRVAK bünyesinde çıkartılan Cine Belge isimli derginin yazı işleri müdürlüğünü yaptı. 2012’den beri Sinematek Derneği’nde Film Analizi dersi veriyor. 2013 yılından beri Türk Sineması Araştırmaları (TSA) projesinde koordinatör yardımcılığı ve içerik editörü olarak görev yapıyor. Ayrıca Giovanni Scognamillo’nun Gözüyle Yeşilçam(2011), Sinemada Tarih Yazımı (2015), Erol Ağakay: Yeşilçam’a Adanmış Bir Hayat (2015), Oyuncu, Yönetmen, Senarist, Yapımcı Yılmaz Güney (2015) ve Karanlıkta Işığı Yakalamak: Ahmet Uluçay Derlemesi (2016) isimli kitapları da bulunuyor. Başta Jean-Luc Godard olmak üzere Fransız Yeni Dalgası'nı, pek çok farklı sanat dalını filmlerinde ustalıkla kullanabilen yönetmenleri ve eleştirilerini sanattan ödün vermeden yapabilen filmleri seviyor. Istvan Szabo'nun sinemacılar dünyayı değiştiremez sözüne katılıyor; ama sinemanın insanı değiştirebileceğine inanıyor.

YORUM YOK

BİR CEVAP BIRAK