Go West

Go West

477
0
PAYLAŞ

“Başka yerlerde endüstriler gelişirken, bilgisayar çipleri üretilirken, biz Ortaçağ’daki gibi birbirimizi doğramaya devam ediyoruz.”

Ahmed Imamovic 2002 yılında çektiği, Bosna savaşında yaşanan kaotik ortamla, Batı’nın sakin ve turistik görünümünün karşıtlığını gösteren kısa filmi ‘10 Minuta’ ile Avrupa’da “En İyi Kısa Film” ödülünü almıştı. Youtube’den de izlenilebilen, bu alegorik kısa filmiyle yeteneğini gösteren Imamovic aradan geçen üç yıldan sonra ilk filmiyle tekrar karşımızda. Yönetmenin ilk uzun metrajı Go West yine Bosna savaşını merkezine alıyor. Bu sefer hikayenin kahramanları biri Sırp, diğeri Müslüman olan iki homoseksüel.

Savaşın hemen öncesinde birlikte olan Kenan ve Milan, savaş çıktığında Batı’ya doğru kaçarak, hem hayatlarını hem de aşklarını kurtarmaya çalışıyorlar. Sırplar, sünnetsiz erkekleri tek tek öldürmeye başlayınca, Kenan’da kadın kılığına girerek Milan’la birlikte, Milan’ın babasının yaşadığı köye kaçıyor. Batı’ya doğru yolculuklarında ise, yönetmen Imamovic ekrana yansıyan gerçek katliam görüntüleriyle birlikte, izleyicileri de komediden dramaya doğru yönlendirerek, yaşanılan karanlık ve karışık ortamı bütün çarpıcılığıyla hissettiriyor.

Filmin türüne baktığımızda komedi ve dramanın dışında, western de yazdığını görüyoruz. İlk başta ne alaka desek de, filmin westernle bağlantısı, aslında yönetmen Ahmed Imamovic’in filmi babasıyla birlikte ithaf ettiği, western filmlerinin ustası Sergio Leone’ye olan saygı duruşundan kaynaklanıyor. Filmde, Milan’ın köyündeki western filmlerinde sıkça gördüğümüz bar dışında, filmin müzikleri de Sergio Leone’nin filmlerini hatırlatıyor. Bu sayede yönetmende çok sevdiği ve ilham aldığı Leone’ye göndermelerde bulunma fırsatı yakalıyor.

Go West, yer yer komedinin baskın olduğu yer yer hüznün ve kederin filmin geneline baskın çıktığı, çift katmanlı bir yapıya sahip olsa da, özünde savaşın böldüğü halkları ve mezhepleri birleştirmeye çalışarak, birlikte yaşamanın gerekliliğini vurguluyor. Yönetmen, komedi ve hüzün gibi, aşk ve nefret, barış ve savaş gibi birbirinin karşıtı olmalarına rağmen, aynı zamanda birbirlerini de tamamlayan zıtlıkları ortak bir potada eritmeyi başarıyor. Sırpların, Müslümanların ve Hırvatların bir arada yaşamalarına engel teşkil eden durumları tüm absürdlüğüyle ekrana taşırken, savaşın ve ölümün; ırk, din ve dil tanımadığını da gözler önüne seriyor. Go West ile tarafları birlik ve beraberliğe yönlendirecek bir mesaj verirken, filmin finalindeki gazetecinin Kenan’ın müziğini duymayarak, “üzgünüm ama biz hiçbir şeyi duymadık” demesiyle de Batı’nın Bosna’daki duruma bakışını yansıtıyor.

Filmin oyuncu kadrosunda, Before the Rain ile hatırladığımız Rade Serbedzija ile birlikte, Fransız sinemasının divalarından Jeanne Moreau’nun da yan rollerde ekranda görünmesi, filme ayrı bir renk katmış. Güçlü oyuncularıyla birlikte Go West, Balkan filmlerinin kendine has absürd komedi anlayışını, deli dolu, gerçeküstü karakterlerini içinde barındıran, bunlara yaşadığı coğrafyanın sorunlarını da katarak eleştirel bir boyut yakalayan ve her şeyden önemlisi evrensel bir barış mesajı veren, güçlü anlatımıyla da öne çıkmayı başaran bir film.

 

Barış Saydam

bar_saydam@hotmail.com

PAYLAŞ
Önceki makaleGadjo Dilo
Sonraki makaleIls
1983, İstanbul doğumlu. 2006 yılında Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden mezun olduktan sonra Altyazı dergisinde sinema eleştirileri yazmaya başladı. 2008’de Avrupa Sineması isimli web sitesini kurdu. 2011 yılında Hayal Perdesi dergisinde web sitesi editörlüğüne başladı ve derginin yayın kurulunda görev aldı. TÜRVAK bünyesinde çıkartılan Cine Belge isimli derginin yazı işleri müdürlüğünü yaptı. 2012’den beri Sinematek Derneği’nde Film Analizi dersi veriyor. 2013 yılından beri Türk Sineması Araştırmaları (TSA) projesinde koordinatör yardımcılığı ve içerik editörü olarak görev yapıyor. Ayrıca Giovanni Scognamillo’nun Gözüyle Yeşilçam(2011), Sinemada Tarih Yazımı (2015), Erol Ağakay: Yeşilçam’a Adanmış Bir Hayat (2015), Oyuncu, Yönetmen, Senarist, Yapımcı Yılmaz Güney (2015) ve Karanlıkta Işığı Yakalamak: Ahmet Uluçay Derlemesi (2016) isimli kitapları da bulunuyor. Başta Jean-Luc Godard olmak üzere Fransız Yeni Dalgası'nı, pek çok farklı sanat dalını filmlerinde ustalıkla kullanabilen yönetmenleri ve eleştirilerini sanattan ödün vermeden yapabilen filmleri seviyor. Istvan Szabo'nun sinemacılar dünyayı değiştiremez sözüne katılıyor; ama sinemanın insanı değiştirebileceğine inanıyor.

YORUM YOK

BİR CEVAP BIRAK