Börn

Börn

544
0
PAYLAŞ

börn

Tarantinovari girişiyle izleyicilerde şaşkınlık yaratan Börn, üç farklı öyküyü birbirine paralel bir şekilde anlatırken, bir yanıyla da ebeveynler üzerine sorgulayıcı bir bakış açısı yakalıyor. Hastanede çalışan ve kocasından ayrılmış bir kadın, şizofrenik ve hâlâ büyüyememiş dev cüsseli bir adam ve de şiddet ile suça eğilimli Gardar karakterleri çevresinde dönen film; aslında bir türlü büyüyemeyen ve hayatına istediği gibi yön veremeyen insanların öyküsü. İskandinav filmlerinin kendi has mizah unsurlarını içinde barındıran, yer yer çiğ şiddetiyle izleyiciyi irkiltmeyi başaran, ele aldığı farklı karakterleri ustalıkla birleştiren ve mekan tasarımlarıyla da göz dolduran bir film, Börn. İzlanda’nın Oscar Aday Adayı olan yapım, çok ilginçtir hiç belli olmamasına rağmen doğaçlama çekilmiş. Yönetmenin de belirttiği gibi filmin ilham kaynakları, Godard, Mike Leigh ve Cassavetes gibi büyük ustalar…

Barış Saydam
bar_saydam@hotmail.com

PAYLAŞ
Önceki makaleDu Levande (You, the Living)
Sonraki makaleThe Pervert’s Guide to Cinema
1983, İstanbul doğumlu. 2006 yılında Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden mezun olduktan sonra Altyazı dergisinde sinema eleştirileri yazmaya başladı. 2008’de Avrupa Sineması isimli web sitesini kurdu. 2011 yılında Hayal Perdesi dergisinde web sitesi editörlüğüne başladı ve derginin yayın kurulunda görev aldı. TÜRVAK bünyesinde çıkartılan Cine Belge isimli derginin yazı işleri müdürlüğünü yaptı. 2012’den beri Sinematek Derneği’nde Film Analizi dersi veriyor. 2013 yılından beri Türk Sineması Araştırmaları (TSA) projesinde koordinatör yardımcılığı ve içerik editörü olarak görev yapıyor. Ayrıca Giovanni Scognamillo’nun Gözüyle Yeşilçam(2011), Sinemada Tarih Yazımı (2015), Erol Ağakay: Yeşilçam’a Adanmış Bir Hayat (2015), Oyuncu, Yönetmen, Senarist, Yapımcı Yılmaz Güney (2015) ve Karanlıkta Işığı Yakalamak: Ahmet Uluçay Derlemesi (2016) isimli kitapları da bulunuyor. Başta Jean-Luc Godard olmak üzere Fransız Yeni Dalgası'nı, pek çok farklı sanat dalını filmlerinde ustalıkla kullanabilen yönetmenleri ve eleştirilerini sanattan ödün vermeden yapabilen filmleri seviyor. Istvan Szabo'nun sinemacılar dünyayı değiştiremez sözüne katılıyor; ama sinemanın insanı değiştirebileceğine inanıyor.

YORUM YOK

BİR CEVAP BIRAK