Last Hangman

Last Hangman

388
0
PAYLAŞ

İngiltere’de 1933’te başlayan cellatlık kariyerini kapsayan 22 yıl boyunca tam 608 kişiyi idam eden Albert Pierrepoint‘in bu dönemini anlatan The Last Hangman, TV yönetmeni Adrian Shergold‘un çektiği, yine TV filmlerinden hallice bir dram. Bu tüyler ürperten mesleği tam bir disiplin içerisinde soğukkanlılıkla yerine getiren Pierrepoint, aşk cinayetleri işleyenlerden, Yahudi katliamında fiilen görev almış nazilere kadar yüzlerce insanın hayatına son vermiş bir memur. Hiçbir şekilde idam mahkumlarını kafasında sorgulamıyor/sorgulatmıyor. Ne bu mahkumlar, ne de mesleği hakkında hiçkimse ile konuşmuyor/konuşturmuyor. Ancak öldürdüğü insanların, ölüp kabahatlerinin bedellerini ödemiş olduklarından dolayı artık masum olduklarını savunarak onlara saygı duyuyor. Bu yüzden, ne kadar suçlu olursa olsunlar o ölü bedenleri kimseye ezdirmiyor. Yeri geldiğinde eğleniyor, şarkı söylüyor, içiyor, gülüyor. Kısaca her haliyle normal bir insan. Ülkenin bir numaralı infazcısı olduktan sonra ünlenmeye başlayınca, uzunca bir süre sadece “iş” olarak gördüğü cellatlık üzerine daha derinlemesine düşünme fırsatı buluyor. Bazı sivil toplumların idam cezasının kaldırılması yönündeki protestolarının hedefi haline gelmesinin ve gerçekleştirmek zorunda kalacağı çok trajik bir idamın ardından iyice ipleri koparıyor. İlk ve belki de en yetkili ağızdan idamın tarifini de yapıyor. Artık gerisi bizim o tarifi olumlu veya olumsuz açıdan yorumlamamıza kalıyor. Tarih dağarcığımızda yer almayan ilginç bir kişiliği daha bizlere tanıtan bir film olması itibariyle önemli sayılabilecek The Last Hangman, elindeki malzemeyi gayet güzel sunan bir film. Özellikle Pierrepoint‘i canlandıran İngiliz oyuncu Timothy Spall‘ın göz dolduran profesyonel yorumu için bile görülmeye değer.

Osman Danacıoğlu
odanac@gmail.com

PAYLAŞ
Önceki makaleMutluluk
Sonraki makaleBroken
İngiliz Dili ve Edebiyatı mezunu. Sinema, müzik ve edebiyat, ilgi alanı olmaktan öteye geçmiş, yaşam biçimi olmuş. Geçmişinde radyo programı, bir gazetenin Pazar ekinde albüm eleştirmenliği ve amatör fotoğrafçılık yapmışlığı var. Öğrenciyken Shakespeare, Wordsworth, Austen, Hardy, Lawrence okumanın, Virginia Woolf üzerine bitirme tezi vermenin, önüne gelen her albümü dinlemenin, özellikle 80'leri ve 90'ları türlü komikliği ve dramatikliğiyle yaşamanın sonucu doğan yazma ihtiyacını sinema ve müziğin bünyesinde anlamlandırmaya çalışıyor.

YORUM YOK

BİR CEVAP BIRAK