Los Olvidados

Los Olvidados

608
1
PAYLAŞ

Los Olvidados

Luis Bunuel Amerika’da bir süre çalıştıktan sonra Meksika’da bir film çekmesi için davet alır. Bu daveti kabul eden Bunuel’in çekmiş olduğu Los Olvidados ise daha sonra Meksika’yı dışarıda kötü gösterdiği için eleştirilere maruz kalacaktır. Fakat Bunuel filmin daha başında Los Olvidados’un dünya genelinde olan bir sorunu anlattığını ve bunun Meksika’ya özgü bir sorun olmadığını hatırlatmıştır. Filmde sokak çocuklarının suçla iç içe yaşamlarını anlatan Bunuel, aynı zamanda bu sorunun nedenlerine dair de çarpıcı tespitlerde bulunur.

Los Olvidados oldukça sert bir filmdir. Ama onun sertliği doğallığından ve gerçekçiliğinden kaynaklanır. Filmin başında Bunuel filmde iyimserlik olmadığını açıkça söyler. Modern görünümlü büyük şehirlerin arka planında kalan varoşlardaki yaşamı ve evsiz çocukların hayatlarını derinlikli bir bakışla anlatan yönetmen, aynı zamanda sevgi, şefkat, güven ve eğitim eksikliğinin nelere yol açabileceğini de çok çarpıcı bir şekilde gözler önüne serer. Ailelerinden bir türlü istediği sevgiyi bulamayan çocuklar bir süre sonra bunu başka yerlerde aramaya başlar. Kötü bir arkadaş çevresi, sevgi eksikliği, eğitimsizlik ve yoksulluk bütün bu durumu daha da derinleştirirken ortaya son derece karamsar bir tablo çıkar. Ama Bunuel yine de iyimserliğini kaybetmez. Çocukların haklarına saygı gösterildiği gün bunlar değişecek, der. Bu sorunun çözümünün ilerleme ve gelişimle birlikte çözümlenebileceğine inanır. Oysa bugün de durum pek farklı değildir. 1950’lilerin Meksika’sında geçen Los Olvidados ne acıdır ki aynı zamanda günümüzdeki varoşların da bir yansımasını sunar.

Barış Saydam
bar_saydam@hotmail.com

PAYLAŞ
Önceki makaleL’age D’or
Sonraki makaleViridiana
1983, İstanbul doğumlu. 2006 yılında Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden mezun olduktan sonra Altyazı dergisinde sinema eleştirileri yazmaya başladı. 2008’de Avrupa Sineması isimli web sitesini kurdu. 2011 yılında Hayal Perdesi dergisinde web sitesi editörlüğüne başladı ve derginin yayın kurulunda görev aldı. TÜRVAK bünyesinde çıkartılan Cine Belge isimli derginin yazı işleri müdürlüğünü yaptı. 2012’den beri Sinematek Derneği’nde Film Analizi dersi veriyor. 2013 yılından beri Türk Sineması Araştırmaları (TSA) projesinde koordinatör yardımcılığı ve içerik editörü olarak görev yapıyor. Ayrıca Giovanni Scognamillo’nun Gözüyle Yeşilçam(2011), Sinemada Tarih Yazımı (2015), Erol Ağakay: Yeşilçam’a Adanmış Bir Hayat (2015), Oyuncu, Yönetmen, Senarist, Yapımcı Yılmaz Güney (2015) ve Karanlıkta Işığı Yakalamak: Ahmet Uluçay Derlemesi (2016) isimli kitapları da bulunuyor. Başta Jean-Luc Godard olmak üzere Fransız Yeni Dalgası'nı, pek çok farklı sanat dalını filmlerinde ustalıkla kullanabilen yönetmenleri ve eleştirilerini sanattan ödün vermeden yapabilen filmleri seviyor. Istvan Szabo'nun sinemacılar dünyayı değiştiremez sözüne katılıyor; ama sinemanın insanı değiştirebileceğine inanıyor.

1 YORUM

BİR CEVAP BIRAK