$9.99

$9.99

351
0
PAYLAŞ

$9.99

Etgar Keret’in kısa hikayelerinden uyarlanan ve stop-motion tekniğiyle hazırlanan $9.99 İstanbul Film Festivali’nde en keyifle izlediğim filmlerden biriydi. Hayatın anlamını bir şekilde sorgulayan karakterlerin melankolik yaşamları ve yaşantılarındaki sıradanlık hissi Keret’in etkileyici mizahıyla harmanlanırken; Keret’in diğer metinlerinde de olduğu gibi aynı zamanda yüzeyin altında derin bir sorgulama süreci ve insanların sıradan geçen hayatlarında bir arayışa çıkmaları yer alıyor. Hayatı sıradan geçen insanların dünyalarını çok iyi yansıtan Keret, sıradan yaşantıların aslında hiç de görüldüğü gibi sıradan olmadığını da göstermiş oluyor. Onun çılgın, deli dolu ve eğlenceliyken bile aynı zamanda hüzünlü, melankolik ve aksi de olabilen karakterleri bir anlamda insanların içsel dünyalarının da derinliklerini yansıtıyor.

Bir apartmanda yaşayan birbirinden farklı insanların hayatlarının anlatıldığı $9.99, bir sorgulama sürecinin haricinde; insan ilişkileri üzerine de hafif gözükmesine rağmen esaslı hikayeler anlatıyor. Eşini kaybetmiş yaşlı ve yalnız bir adam, gökten düşmüş bir melek, eşinin kendisini terk etmesinden sonra kendini toparlayamayan ve hayattan bıkmış bir baba, onun hayatı sorgulayan oğlu, aşkı için her şeyi yapmayı göze alabilen bir aşık ve bir türlü büyüyemeyen orta yaşlı bir adamın hikayesinin anlatıldığı animasyon; farklı karakter özelliklerine sahip insanlardan kendine küçük bir dünya kuruyor. Bu dünya üzerinden, hem genel olarak yaşamı hem de özelinde her karakterin kendi yaşamlarını sorguluyor. Keret’in canlı ve şaşırtıcı mizahı karakterlerin seyircilere aktarılmasında bir köprü rolü oynarken; hayatın ağırlığı altında gittikçe sinikleşen karakterlerin birbirleriyle etkileşim içine girerek hayatlarına heyecan ve neşe kattıklarını görüyoruz. Bu, aslında tam da Keret’in karakterlerine özgü bir ruh halini yansıtıyor. En büyük düşüşlerden sonra bile bir umut ışığı beliriyor, bunun yanında en yüksekteyken bile her zaman düşme ihtimali oluyor. Hayatın iki ucu arasındaki ince denge, karakterlere de yansıyor. Bu yüzden, eğlence ve hüzün Keret’in hikayelerinde peşi sıra gidiyor. Yüzeysel bir mizaha sırtını dayamadan, eğlenceli olduğu kadar da düşündürücü ve hicivsel olabilen Keret, sıradan insanların hüzünlü dünyalarını anlatırken; aynı zamanda da buz dağının altındakileri göstermekten de geri kalmıyor.

Barış Saydam
bar_saydam@hotmail.com

PAYLAŞ
Önceki makaleİki Çizgi
Sonraki makaleZelary
1983, İstanbul doğumlu. 2006 yılında Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden mezun olduktan sonra Altyazı dergisinde sinema eleştirileri yazmaya başladı. 2008’de Avrupa Sineması isimli web sitesini kurdu. 2011 yılında Hayal Perdesi dergisinde web sitesi editörlüğüne başladı ve derginin yayın kurulunda görev aldı. TÜRVAK bünyesinde çıkartılan Cine Belge isimli derginin yazı işleri müdürlüğünü yaptı. 2012’den beri Sinematek Derneği’nde Film Analizi dersi veriyor. 2013 yılından beri Türk Sineması Araştırmaları (TSA) projesinde koordinatör yardımcılığı ve içerik editörü olarak görev yapıyor. Ayrıca Giovanni Scognamillo’nun Gözüyle Yeşilçam(2011), Sinemada Tarih Yazımı (2015), Erol Ağakay: Yeşilçam’a Adanmış Bir Hayat (2015), Oyuncu, Yönetmen, Senarist, Yapımcı Yılmaz Güney (2015) ve Karanlıkta Işığı Yakalamak: Ahmet Uluçay Derlemesi (2016) isimli kitapları da bulunuyor. Başta Jean-Luc Godard olmak üzere Fransız Yeni Dalgası'nı, pek çok farklı sanat dalını filmlerinde ustalıkla kullanabilen yönetmenleri ve eleştirilerini sanattan ödün vermeden yapabilen filmleri seviyor. Istvan Szabo'nun sinemacılar dünyayı değiştiremez sözüne katılıyor; ama sinemanın insanı değiştirebileceğine inanıyor.

YORUM YOK

BİR CEVAP BIRAK