Ana sayfa 2010'lar 2011 Atmen

Atmen

1109
0


Ünlü Avusturyalı oyuncu Karl Markovics ilk filmi Nefes’te, ıslahevinde kalan ve belediye morgunda çalışan bir gencin hikâyesini beyazperdeye taşıyor. Bir ilk film için fazlasıyla bıçak sırtı bir meseleyi kendisine merkez alan Markovics, filmini ölümle yaşam arasındaki ince çizgi üzerine kuruyor. Kimi zaman hikâye odağını kaçırsa da, yoğunlaştığı Roman karakterinin iç dünyasıyla dış dünya arasında yakaladığı başarılı dengeyle eksikliklerini kapamayı başarıyor.

Roman film boyunca nefesini tutarak, nefessiz kalıyor: Yaşadığı şehrin mimarisi, gri gökyüzü, karşılaştığı insanların soğukluğu toplumun dışında yaşadığının altını çiziyor. Kaldığı tek göz odanın darlığı, hapishanedeki görevlilerin sataşmaları, metro istasyonundaki reklam panolarının ironik bir şekilde Roman’ın hayatının tam tersine vurgu yapması gibi pek çok detay üzerinden yönetmen karakterinin yaşadığı varoluşsal bunalımı seyircilere yansıtıyor. Ama Markovics’in esas başarısı, Roman’ın doğumundan beri yaşamının bir pamuk ipliğine bağlı olduğunu, daha doğrusu hayatı boyunca ölümün bir nefes uzağında kaldığını hissettirmesi oluyor. Filmin ölüm ve yaşam arasında sürekli salınarak gidip gelmesi ve kendini bu minvalde ifade etmeye çalışması, finalde annesinin Roman’a küçüklüğünde yaptıklarını anlatmasıyla anlam kazanıyor. Bandı sondan başa sardığımızda, Markovics’in ve Nefes’in övgüye değer yanı daha da belirginleşiyor. Roman’ın küçüklüğünde yaşadığı travmatik deneyim onun geleceğini şekillendirirken, film de ölümle yaşam arasındaki tek farkın bir nefesten ileri geldiğinin altını çiziyor.

Barış Saydam
bar_saydam@hotmail.com

Önceki makaleKathmandu Lullaby
Sonraki makaleThe Minister
1983, İstanbul doğumlu. Lisans, yüksek lisans ve doktora eğitimini Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Sinema Bölümü'nde yaptı. Altyazı dergisinde sinema eleştirileri yazmaya başladı. 2008’de Avrupa Sineması isimli web sitesini kurdu. 2011-2014 yılları arasında Hayal Perdesi dergisinde web sitesi editörlüğü yaptı ve derginin yayın kurulunda görev aldı. TÜRVAK bünyesinde çıkartılan Cine Belge isimli derginin yazı işleri müdürlüğünü yaptı. 2012’den beri Sinematek Derneği’nde Film Analizi dersi veriyor. 2013-2019 yılları arasında Türk Sineması Araştırmaları (TSA) projesinde koordinatör yardımcılığı ve içerik editörü olarak görev yaptı. 2018-2020 yılları arasında İstanbul Şehir Üniversitesi'nde ders verdi. 2018-2021 yılları arasında Sinema Yazarları Derneği'nin (SİYAD) genel sekreterliğini üstlendi. Ayrıca Giovanni Scognamillo’nun Gözüyle Yeşilçam(2011), Sinemada Tarih Yazımı (2015), Erol Ağakay: Yeşilçam’a Adanmış Bir Hayat (2015), Oyuncu, Yönetmen, Senarist, Yapımcı Yılmaz Güney (2015)- Burçak Evren'le ortak-, Karanlıkta Işığı Yakalamak: Ahmet Uluçay Derlemesi (2016), Aytekin Çakmakçı: Güneşe Lamba Yakan Adam (2019), Osmanlı’da Sinematografın Yolculuğu (1895-1923) [2020], Derviş Zaim Sinemasına Tersten Bakmak (2021) – Tuba Deniz’le ortak-, Orta Doğu Sinemaları (2021) – Mehmet Öztürk’le ortak-, Türkiye’de Sanat Sineması (2022) isimli kitapları da bulunuyor.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here