Ana sayfa Haber 13. Filmekimi Tavsiyeleri

13. Filmekimi Tavsiyeleri

711
0

Her sene olduğu gibi yılın en merak edilen filmlerini programına dahil ederek başlayan sinema sezonunun müjdecisi olan Filmekimi, bu sene de birbirinden önemli filmlere ev sahipliği yapıyor. Bir kısmı Adana’da Türkiye prömiyerini yapan filmlerden öne çıkanları derledik.
Garantili Filmler
Filmekimi programları her zaman kağıt üzerinde çok dikkat çekicidir, ancak kağıt üzerinde öne çıkan filmler sıklıkla hayal kırıklığı da yaratır. Neticede dünya sinemasının şu anki durumu malum. 60’lardaki gibi yılda 15-20 klasik üretilmiyor artık. O yüzden bizler de programdan her bünyeye uygun filmler çıkardık.
İki Gün Bir Gece / Two Days One Night
Garantili filmler başlığının ilk filmi Dardenne Kardeşler’in son filmi İki Gün Bir Gece, işini kaybetmemesi için çalışma arkadaşlarını alacakları primden vazgeçirmeye çalışan fabrika işçisi Sandra’yı merkezine alıyor. Klasik bir Dardenne Kardeşler hikâyesi ve anlatımı… Rosetta’yı sevenler özellikle kaçırmasın deriz! Marion Cotillard’ın yıldızının parladığı filmin yılın en iyilerinden olduğunu ifade edelim.
İnsanları Seyreden Güvercin / A Pigeon Sat on a Branch Reflecting on Existence
Roy Andersson’ın upuzun isimli son filmi de Andersson’ın tarzını bilenler için gönül rahatlığıyla tercih edebileceği bir film. Yurtdışında filmin aldığı eleştirilere bakılırsa, üçlemenin diğer filmlerindeki başarısını tekrarlıyor usta.
Çocukluk / Boyhood
Richard Linklater’ın Türkiye’de vizyona girmeyeceği açıklanan Çocukluk filmi de bu yılın en iyi filmlerinden biri olarak gösteriliyor. Dört bir yandan ödülle dönen filmde, boşanmış bir çiftin hikâyesi anlatılıyor. Annesiyle babası boşanan bir çocuğun büyüme serüvenin konu edildiği yapım en son FIPRESCI tarafından yılın en iyi filmi seçilmişti.
Leviathan
Dünya sinemasına pek çok usta yönetmen yetiştiren Rusya’dan çıkan son büyük usta Andrei Zvyaginstev’in son filmi tam bir Çehov öyküsü tadında. Uzun süreğine rağmen meselesini gittikçe derinleştiren ve katman katman açmayı başaran yönetmen, son derece güçlü bir filme imza atıyor. Özellikle filmin senaryosunun çok sağlam olduğunu belirtmekte fayda var.
Ya Sev Ya Nefret Et Filmleri
Sanırız bu başlığa en uygun filmlerin başında Godard filmleri gelir. Yönetmenin son filmi Dile Veda’da da aynı şekilde insanların ya çok seveceği ya da nefret edeceği tarzda bir film. Görüntü, ses ve dil arasındaki ilişkinin sorgulandığı yapımda, Godard üç boyutlu sinemanın imkanlarını da sonuna kadar zorluyor. 70 dakikalık süresine rağmen Godard’ı tanımayanların şoke olmamak için uzak durmalarında fayda var. Zira Adana’daki gösterimlerinde seyirciler filmden sonra pelte oldu.
Bay Turner / Mr. Turner
İngiliz yönetmen Mike Leigh Happy-Go-Lucky ve Another Year gibi herkese hitap eden acı-tatlı hikâyelerden sonra bu kez ressam Turner’ın son günlerine kamerasını uzatıyor. 19. Yüzyıl İngiltere’sini kusursuz bir şekilde betimleyen yönetmen, 150 dakika süren filminde ressamın karmaşık iç dünyasını titizlikle beyazperdeye yansıtıyor. Eğer dönem filmleriyle aranız iyi değilse Leigh’in filmi sizi bunaltabilir, şimdiden uyarmakta fayda var!
Pasolini
Abel Ferrara sinema dünyasının en asi figürlerinden biri. Kendine has bir bakışı, anlatım tarzı var. Pasolini gibi dünya sinemasının önemli yönetmenlerinden birinin hayatına el atan Ferrara’nın çalışmasını bu yüzden kestirmek oldukça güç. Çok özgün bir Pasolini portresi de çıkabilir, çok kötü bir yapıma da dönüşebilir. Risk almaya değer.
Bahsi geçen filmlerin haricinde,
Avrupa Sineması’nın Önerdiği Filmler
– Force Majeur / Ruben Östlund
– Le meraviglie / Alice Rohrwacher
– Timbuktu / Abderrahmane Sissako
– Mommy / Xavier Dolan
– Still the Water / Naomi Kawase
– Jimmy’s Hall / Ken Loach

Önceki makaleAltın Portakal’daki Yarışacak Filmler Belli Oldu
Sonraki makaleSinematek Derneği Yeni Döneme Başlıyor
Sinemaya gönül veren bir grup sinefilin kurduğu Avrupa Sineması internet sitesi, Avrupa sinemasını daha geniş kitlelere tanıtmak ve bu filmlerle ilgili ufak da olsa bir tartışma ortamı yaratmak amacıyla kuruldu. Sitenin kuruluş amaçlarından biri de; tür sinemasını da yadsımadan, sinemanın sadece bir eğlence aracı olmadığının vurgusunu yapmak. Metin Erksan’dan bir alıntı yapacak olursak; bilimlerin ve sanatların varoluşlarının sınırları, geçmişin derinlikleri içindedir… Sinema bilim; sinema sanatı ve sinema bilimi kapsamında; sanatsal düşüncenin ve uygulamanın, sinemasal düşüncenin ve uygulamanın, yaratısal düşüncenin ve uygulamanın, görüntüsel düşüncenin ve uygulamanın, çekimsel düşüncenin ve uygulamanın, oluşumunu, gelişimini, dönüşümünü saptar ve oluşturur. Bu nedenle bizler de günümüzde çekilen filmler dışında, geçmişin derinliklerine doğru bir yolculuk yaparak; bu sanatı etkileyen filmleri ve yönetmenleri de tanıtmaya, eleştirmeye ve onların sinemayı nasıl algıladıklarını kavramaya gayret ediyoruz. Bir yandan da sinemanın diğer sanatlarla olan ilişkisini, filmler bağlamında tartışarak; sinemanın diğer sanatlardan ayrı düşünülemeyeceğini savunuyoruz. Bu amaçlarla, birbirinden farklı coğrafyalarda, farklı zamanlarda çekilmiş ve birbirinden farklı türlerde pek çok film eleştirisine yer vermeye çalışıyoruz. Sinemayı bir kültür olarak gören herkesin katılımına da açığız. Arzu edenler mail adresinden bizlere ulaşabilir, yazılarını paylaşabilir ve filmlerle ilgili görüşlerini iletebilir.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here