Ana sayfa 2010'lar 2015 Tetarti 04:45

Tetarti 04:45

4
0

Atina’da bir caz kulübü işleten Stelios, ülkedeki mali kriz yüzünden iflasın eşiğine gelince birkaç yıl önce Romen tefeciden aldığı borcu ödeyemez hale gelir. Tefeci parasını geri istediğinde ise tüm borcu ödemek için sadece bir günü vardır. Stelios bir yandan para bulmaya çalışırken, bir yandan da tehlikeli tefecinin kendisine verdiği birtakım ayak işlerini yapmak zorunda kalır. Alexis Alexiou’nun yazıp yönettiği 2. uzun metraj olan Tetarti 04:45 (Wednesday 04:45), Yunan sinemasının Yunan Yeni Dalgası’na ait arthouse örnekleri dışına da çıkabileceğini gösteren başarılı bir kara film örneği. Alışılmış suç kalıplarının dışında olmayan ama ana karakterinin etrafına iyi bir çember çizip o çemberi ufak ufak daraltarak basit yapısını diri tutan Alexiou, aile babası ve caz kulübü işletmecisi Stelios merkezli hikayesini gün, saat vererek ve içindeki diyaloglarda geçen bazı cümlelerle isimlendirilmiş bölümlere ayırarak kendine has bir geriye sayımla anlatıyor. Tefeciden borç alıp ödemeyen, kokain çeken, karısını aldatan, çocuklarını ihmal eden geçmişi karanlık bir adam olarak resmettiği Stelios’u seyirciye karşı belli ölçülerde mesafeli hale getirdiği gibi, onu borcunu ödemesi gereken sınırlı zamana hapsedip türlü olaylarla empati yaratarak o mesafeyi fazla uzun tutmuyor.

Para bekleyen bir tefeci, ilgi bekleyen bir aile, kriz ortasında finansal destek bekleyen bir caz kulübü arasında kalan Stelios’u öznesi olarak cepte tutan Alexiou, bu özneye es vererek kısa süreliğine striptiz kulübü işletmecisi Arnavut göçmeni Omer’i öne çıkarıyor. Stelios’un borçlu olduğu tefeciye de borcu olan Omer’in bir göçmen olarak yıllar önce Atina’ya gelip kendi işini kurmasından, Yunanca’yı bir Yunan kadar iyi konuşabilmesinden, oğluyla olan baskıcı ilişkisinden dem vuran Alexiou, her iki işletmeci üzerinden girişimcileri tefecilere muhtaç eden ekonomik düzene isyanını dile getiriyor. Aynı zamanda Stelios ve Omer’in oğlu arasında bağlanmamış bağcıklar aracılığıyla dramatik bir bağ da kuruyor. Gerek bu bağcıklar sayesinde çocukluğuna, gerekse Romen tefeci hesabına çalışan ve tercümanlık yapan eski dostu Vassos sayesinde geçmişine dair muğlak ipuçları taşıyan Stelios, kendini tümüyle açıklamayan bir karakter olarak tasarlanmış. Gün ve gece boyunca yaşadıklarına istinaden kendi sıkışmışlığının muhasebesini yapan, bu fiziksel ve ruhsal çıkışsızlığından kurtulmak için kendi çıkış planını yapan Stelios, tümüyle olmasa da bazı yönleriyle Coen karakterlerini andırıyor.

Yunanistan’ın içinde bulunduğu ekonomik krizi, emniyet güçlerindeki yozlaşmayı, toplumsal çürümeyi, milliyetçiliği azar azar filmine sızdıran Alexis Alexiou’nun bu farkındalık duruşu, hikayesinin elverdiği üzere abartılı veya didaktik ölçeklerde seyretmiyor. Karakterler, onların geçmişleri, şimdiki zamana biriken sıkıntıları bazen satır aralarında, bazen de sadece topu seyirciye atıp hissettirerek kendini konumlandırıyor. Kara komediye ya da aksiyona bile uyarlanabilecek bir suç hikayesini doğru bir tercih olarak kara film sularında gezdiren Alexiou’nun sinema dili, yer yer şiddeti estetize etmekten de kaçınmıyor. Yunan sinemasının iki tecrübeli aktörü Stelios Mainas (Stelios) ve Dimitris Tzoumakis (Vassos) ile birlikte Omer’i canlandıran Giorgos Symeonidis’in performansları da filmin ruhuyla ahenk içinde. Ayrıca Romen tefeci rolünde Moartea domnului Lãzãrescu, Pozitia copilului, Portretul luptãtorului la tinerete, Sieranevada, Periferic gibi Romanya sinemasının önemli filmlerinde bulunmuş Mimi Branescu’yu görmek mümkün. Tetarti 04:45, Avrupa menşeli kara film izlemek isteyenler için saklı kalmış yapımlardan biri.

Osman Danacı

odanac@gmail.com

Twitter

Önceki makaleAşk, Büyü vs.
Sonraki makaleRiders Of Justice
İngiliz Dili ve Edebiyatı mezunu. Sinema, müzik ve edebiyat, ilgi alanı olmaktan öteye geçmiş, yaşam biçimi olmuş. Geçmişinde radyo programı, bir gazetenin Pazar ekinde albüm eleştirmenliği ve amatör fotoğrafçılık yapmışlığı var. Öğrenciyken Shakespeare, Wordsworth, Austen, Hardy, Lawrence okumanın, Virginia Woolf üzerine bitirme tezi vermenin, önüne gelen her albümü dinlemenin, özellikle 80'leri ve 90'ları türlü komikliği ve dramatikliğiyle yaşamanın sonucu doğan yazma ihtiyacını sinema ve müziğin bünyesinde anlamlandırmaya çalışıyor.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here