Jellyfish

Jellyfish

687
0
PAYLAŞ

jellyfish

Üç ana karakterin hikâyesine odaklanan Meduzot, bu ana karakterlerin etkileşimde bulunduğu yan karakterlerle de hikâyesini çeşitlendiriyor. Karayipler’de balayı yapmak yerine sıradan bir otele gitmek zorunda kalan yeni evli bir çift, çocuğunu ülkesinde bırakarak İsrail’de bakıcılık yapan Filipin’li bir anne ve toplumdan kopuk yaşayan, çeşitli durumlarda içindeki çocuksu yanı dışavuran Batia’nın hayatları üzerine kurulan film, Etgar Keret’in kendine has mizahıyla şekillenirken gerçeküstü ve masalsı öğeleri de içinde barındırıyor. Yer yer simgesel anlatımın ve gerçeküstü öğelerin kullanıldığı bu şirin bağımsız, özünde hepimizin peşinden koştuğu mutluluğu anlatıyor aslında. Karakterlerin içine düştükleri durumlardan komik mizansenler yaratan yönetmen(ler), zaman zaman absürde varan bu mizansenlerde insani yanları sürekli ön planda tutmayı da ihmal etmiyor. Masalsı ve sıcak bir film olan Meduzot; hayatın içinden geçen, sıradan ama etkileyici öyküleri seven izleyicileri tatmin edecek bir çalışma.

Barış Saydam
bar_saydam@hotmail.com

PAYLAŞ
Önceki makaleMataharis
Sonraki makaleNon Pensarci
1983, İstanbul doğumlu. 2006 yılında Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden mezun olduktan sonra Altyazı dergisinde sinema eleştirileri yazmaya başladı. 2008’de Avrupa Sineması isimli web sitesini kurdu. 2011 yılında Hayal Perdesi dergisinde web sitesi editörlüğüne başladı ve derginin yayın kurulunda görev aldı. TÜRVAK bünyesinde çıkartılan Cine Belge isimli derginin yazı işleri müdürlüğünü yaptı. 2012’den beri Sinematek Derneği’nde Film Analizi dersi veriyor. 2013 yılından beri Türk Sineması Araştırmaları (TSA) projesinde koordinatör yardımcılığı ve içerik editörü olarak görev yapıyor. Ayrıca Giovanni Scognamillo’nun Gözüyle Yeşilçam(2011), Sinemada Tarih Yazımı (2015), Erol Ağakay: Yeşilçam’a Adanmış Bir Hayat (2015), Oyuncu, Yönetmen, Senarist, Yapımcı Yılmaz Güney (2015) ve Karanlıkta Işığı Yakalamak: Ahmet Uluçay Derlemesi (2016) isimli kitapları da bulunuyor. Başta Jean-Luc Godard olmak üzere Fransız Yeni Dalgası'nı, pek çok farklı sanat dalını filmlerinde ustalıkla kullanabilen yönetmenleri ve eleştirilerini sanattan ödün vermeden yapabilen filmleri seviyor. Istvan Szabo'nun sinemacılar dünyayı değiştiremez sözüne katılıyor; ama sinemanın insanı değiştirebileceğine inanıyor.

YORUM YOK

BİR CEVAP BIRAK