Ana sayfa 2000'ler 2006 Venus

Venus

938
0

venus

Filmin baş karakteri olan, Peter O’Toole’nin canlandırdığı Maurice, haz almayı ve çevresindekilere haz vermeyi her şeyden üstün gören, hayattan zevk almayı bilen ve hayatının son demlerini yaşayan bir oyuncudur. Onun en yakın arkadaşı olan Ian, artık günlük işlerini bile halledemeyecek duruma geldiği için taşrada yaşayan yeğenini yanına çağırır. Yeğeni Jessie ve Maurice arasında kısa süre sonra duygusal yakınlaşma başlar…

Jessie karakteri filmin odak noktası olana kadar, aslında film bana uzun yıllar önce gördüğüm ve hala izlediğim en güzel komedi filmlerinden biri olan, Walter Matthau ve George Burns ikilisini buluşturan Sunshine Boys filmini anımsattı. Peter O’Toole her ne kadar filme damgasını vursa da, karşılıklı oynadığı Leslie Phillips’le çok uyumlu ve eğlenceli bir ikili oluşturmuşlar. Venus, yaşlılık üzerine çekilen en komik veya en etkileyici film değil elbette, fakat filmin niyetinin bu olmadığıda aşikar. Venus’ün yaşlılığı işlediği ve nostaljik bir bakış açısına sahip olduğu doğru, ama yönetmen filminde eskiyle yeniyi çok iyi harmanlamış. Maurice’in Jessie’yle birlikte yeniden yaşama isteği duyması, tekrardan güzellik Tanrıçası Venüs’ü keşfedişi ve bütün bunları keşfederken ölümün yakınlığını hissetmesi çok başarılı yansıtılmış. Belki de Maurice’nin ölümsüz olmayı en çok istediği anda, bunun imkansız olduğunun farkına varması filmin en trajik sahnelerinden biri. Filmin genelinde mizah unsurları baskın olmasına rağmen, melankoliyi de her an hissedebiliyoruz. Yönetmenin 16mm kamerasıyla seçtiği mekanlar, filmde kullandığı grinin çeşitli tonlarıyla elde edilen atmosfer ve Peter O’Toole’nin filme damgasını vuran baskın oyunculuğu filmde en çok öne çıkan özellikler. Hem sinematografisiyle hem de anlatımıyla sırıtmayan, ayakları yere sağlam basan ve haddini bilen bir bağımsız; Venus.

 

Barış Saydam

bar_saydam@hotmail.com

Önceki makalePingpong
Sonraki makalePrag
1983, İstanbul doğumlu. 2006 yılında Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden mezun olduktan sonra Altyazı dergisinde sinema eleştirileri yazmaya başladı. 2008’de Avrupa Sineması isimli web sitesini kurdu. 2011 yılında Hayal Perdesi dergisinde web sitesi editörlüğüne başladı ve derginin yayın kurulunda görev aldı. TÜRVAK bünyesinde çıkartılan Cine Belge isimli derginin yazı işleri müdürlüğünü yaptı. 2012’den beri Sinematek Derneği’nde Film Analizi dersi veriyor. 2013-2019 yılları arasında Türk Sineması Araştırmaları (TSA) projesinde koordinatör yardımcılığı ve içerik editörü olarak görev yaptı. 2018 yılından itibaren İstanbul Şehir Üniversitesi'nde görev yapıyor. Ayrıca Giovanni Scognamillo’nun Gözüyle Yeşilçam(2011), Sinemada Tarih Yazımı (2015), Erol Ağakay: Yeşilçam’a Adanmış Bir Hayat (2015), Oyuncu, Yönetmen, Senarist, Yapımcı Yılmaz Güney (2015) ve Karanlıkta Işığı Yakalamak: Ahmet Uluçay Derlemesi (2016) isimli kitapları da bulunuyor.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here