La Regle du Jeu

La Regle du Jeu

509
0
PAYLAŞ

La Regle du Jeu

Jean Renoir’in, Andre Bazin’e ithaf ettiği Rules of Games, Renoir’in burjuva sınıfına olan eleştirisini parodileştirdiği ve satirik yolla kadın-erkek ilişkilerini irdelediği, alan derinliğini kullanarak Orson Welles’in Citizen Kane filmine ilham veren ve ileride de başta Fransız Yeni Dalgası olmak üzere pek çok filmin göndermelerde bulunacağı büyük eseridir. Aşkı ve kadın-erkek arasındaki ilişkileri kendine has bir mizah anlayışıyla ve alışılmadık bir dille aktaran Renoir, burjuvazinin gerçeklikten uzak yaşam tarzını, dış dünyadan izole olmuş bir şatoda yaşanılan bir geceyle aktarır. Filmdeki her şey baştan sona satirik bir eleştiri malzemesidir ve bu yüzden film tamamen tersten okumayı gerektirir. İnsanların dünyadan kopuk yaşamları ve kimin eli kimin cebinde olduğu belirsiz ilişkiler yumağı burjuvanın çarpıklığına, av sahneleri hayvanların eğlence için katledildiğine ve finaldeki kaza açıklamasıyla geçiştirilen olay ise, dostluğun ve insan hayatının değerini yitirdiğine işarettir. Çekildiği yıllarda ağır eleştiriler alması ve değerini bulamaması da bundan dolayıdır.

Çağının çok ötesinde ve çok zekici kurgulanmış bir yapım olan Rules of Games’te, Renoir oyunun kurallarını gösterirken, izleyicilere kendisi de bir oyun oynar. Filminin ambalajını farklı alt metnini farklı bir şekilde hazırlar. Ambalajla yetinen çoğunluk oyuna gelirken, ambalajın altını görenler ise oyunun kurallarının farkına varabilenlerdir. Rules of Games, başta anlatım teknikleri açısından Orson Welles olmak üzere, Fransız Yeni Dalgası, Luis Bunuel ve toplumsal eleştiriyi izleyen daha pek çok yönetmene ve filme kaynaklık eder. Sinema tarihinin öncü filmlerinden biri olarak bugün değeri daha da anlaşılan filmin, tersten okunması sonrasında tekrar başa dönülerek girizgahtaki Figaro’nun Düğünü’nden yapılan alıntıya bakılması ise izleyenlere yeni bir kapı aralar. Mozart’ın bu operasında, hizmetkar sınıfı yüceltilerek aristokrat sınıfı eleştirilir. Ya Rules of Games’teki bunca şaşaa ve eğlence neye delalettir dersiniz?


Barış Saydam

bar_saydam@hotmail.com

PAYLAŞ
Önceki makaleLa Bete Humaine
Sonraki makaleIt’s a Free World
1983, İstanbul doğumlu. 2006 yılında Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden mezun olduktan sonra Altyazı dergisinde sinema eleştirileri yazmaya başladı. 2008’de Avrupa Sineması isimli web sitesini kurdu. 2011 yılında Hayal Perdesi dergisinde web sitesi editörlüğüne başladı ve derginin yayın kurulunda görev aldı. TÜRVAK bünyesinde çıkartılan Cine Belge isimli derginin yazı işleri müdürlüğünü yaptı. 2012’den beri Sinematek Derneği’nde Film Analizi dersi veriyor. 2013 yılından beri Türk Sineması Araştırmaları (TSA) projesinde koordinatör yardımcılığı ve içerik editörü olarak görev yapıyor. Ayrıca Giovanni Scognamillo’nun Gözüyle Yeşilçam(2011), Sinemada Tarih Yazımı (2015), Erol Ağakay: Yeşilçam’a Adanmış Bir Hayat (2015), Oyuncu, Yönetmen, Senarist, Yapımcı Yılmaz Güney (2015) ve Karanlıkta Işığı Yakalamak: Ahmet Uluçay Derlemesi (2016) isimli kitapları da bulunuyor. Başta Jean-Luc Godard olmak üzere Fransız Yeni Dalgası'nı, pek çok farklı sanat dalını filmlerinde ustalıkla kullanabilen yönetmenleri ve eleştirilerini sanattan ödün vermeden yapabilen filmleri seviyor. Istvan Szabo'nun sinemacılar dünyayı değiştiremez sözüne katılıyor; ama sinemanın insanı değiştirebileceğine inanıyor.

YORUM YOK

BİR CEVAP BIRAK