Bal-Can-Can

Bal-Can-Can

491
0
PAYLAŞ

balcancan

Darko Mitrevski’nin yazıp yönettiği Bal-Can-Can, başta The Godfather olmak üzere pek çok İtalyan merkezli mafya filmi ile Amerikan melodramlarına bol bol göndermelerin olduğu, son derece güçlü bir sinema diline sahip; yer yer eğlenceli yer yer de hüzünlü ama hepsinden önemlisi keyifli bir Balkan filmi. Yönetmenin Billy Wilder’a adadığı film; derme çatma hikayesinin haricinde, ülkesinin 2. Dünya Savaşı’ndan sonraki dönemini de kronolojik olarak eğlenceli parodiler eşliğinde bizlere sunuyor. Başta The Godfather, Casablanca ve Carlito’s Way olmak üzere daha pek çok filme selam çakan yönetmen, arka planda da Balkanların mevcut durumuna ayna tutuyor. Ama bunu kendine has, hafif ve olayları tiye alan üslubuyla yapıyor. Balkan müziklerinde olduğu gibi, Balkan filmlerinde de tempo hızlandıkça filmdeki eğlence kat sayısı artıyor. Ama tempo yavaşladığında, o eğlenceli melodiler birden yerini hüzne bırakıyor. Bal-Can-Can, genelde hızlı temposu ve bol sinemasal göndermeleriyle hoş bir seyirlikken, yeri geldiğinde de düşürdüğü temposuyla Balkan insanlarının yaşadığı acılara çanak tutuyor. Yalnız her şeye karşın, yönetmen Darko Mitrevski’nin güçlü sinema dili ve filme kattığı sinemasal yoğunluk görülmeye değer.

Barış Saydam
bar_saydam@hotmail.com

PAYLAŞ
Önceki makale4 Months, 3 Weeks & 2 Days
Sonraki makaleIn America

1983, İstanbul doğumlu. 2006 yılında Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden mezun olduktan sonra Altyazı dergisinde sinema eleştirileri yazmaya başladı. 2008’de Avrupa Sineması isimli web sitesini kurdu. 2011 yılında Hayal Perdesi dergisinde web sitesi editörlüğüne başladı ve derginin yayın kurulunda görev aldı. TÜRVAK bünyesinde çıkartılan Cine Belge isimli derginin yazı işleri müdürlüğünü yaptı. 2012’den beri Sinematek Derneği’nde Film Analizi dersi veriyor. 2013 yılından beri Türk Sineması Araştırmaları (TSA) projesinde koordinatör yardımcılığı ve içerik editörü olarak görev yapıyor. Ayrıca Giovanni Scognamillo’nun Gözüyle Yeşilçam(2011), Sinemada Tarih Yazımı (2015), Erol Ağakay: Yeşilçam’a Adanmış Bir Hayat (2015), Oyuncu, Yönetmen, Senarist, Yapımcı Yılmaz Güney (2015) ve Karanlıkta Işığı Yakalamak: Ahmet Uluçay Derlemesi (2016) isimli kitapları da bulunuyor. Başta Jean-Luc Godard olmak üzere Fransız Yeni Dalgası’nı, pek çok farklı sanat dalını filmlerinde ustalıkla kullanabilen yönetmenleri ve eleştirilerini sanattan ödün vermeden yapabilen filmleri seviyor. Istvan Szabo’nun sinemacılar dünyayı değiştiremez sözüne katılıyor; ama sinemanın insanı değiştirebileceğine inanıyor.

YORUM YOK

BİR CEVAP BIRAK