Sex is Comedy

Sex is Comedy

660
0
PAYLAŞ

sex-is-comedy

Catherine Breillat genelde Fransa’nın yenilikçi sinemacılarından biri olarak anılır. Birbirinden hassas konuları son derece kışkırtıcı ve sert bir şekilde beyaz perdeye taşımaktan geri durmayan Breillat’ın en ilgi çekici yanı yanı ise; “post-modern” anlatımı benimsemesi ve bunu etkileyici şekillerde ekrana yansıtışı. Sex is Comedy’de ise; Breillat yönetmen-oyuncu arasındaki karmaşık ilişkiye ve bir filmin yapım sürecine izleyicileri ortak etmeye çalışıyor. Yönetmenin kişisel tatmininden, oyuncu yönetimine, oyuncuyla yönetmen arasında sınırları belirsiz çizgilerden kadrajlamaya kadar pek çok konuya değinen film; esasında Breillat’ın kafasındaki sinema anlayışını ortaya koyması maksadıyla da ilgi çekici. Yoksa film olarak oldukça sıradan ve tekdüze, hatta sıkıcı.

Yönetmenin sinemasının mihenk taşlarını açığa vurduğu Sex is Comedy, aynı zamanda da kadın-erkek ilişkilerine de değinmeden geçmiyor. Erkeğin kadına yakınlaşma süreci, kadının erkeği kabullenişi, arada yapılan “flörtler” ve nihayetinde gerçekleşen şiddet ve tatminin kuşattığı teslim oluş… Aslında bu süreç Breillat’ın sıkça anlattığı konulardan oluşuyor, fakat Sex is Comedy’de bu sürecin görüntülerden çok diyaloglarla ilerlediğini ve ekrana yansıdığını görüyoruz. Eğer yönetmenin Fat Girl filmini izlediyseniz, bu filmi de izlemenizi tavsiye ederim, her ne kadar yavan olsa da… Çünkü iki film arasında ciddi bir bağ var. Sanki Fat Girl’ün mental olarak açıkta kalan kısımları bu filmle tamamlanıyor gibi…

Barış Saydam

bar_saydam@hotmail.com

PAYLAŞ
Önceki makaleFat Girl
Sonraki makaleEternity and a Day
1983, İstanbul doğumlu. 2006 yılında Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden mezun olduktan sonra Altyazı dergisinde sinema eleştirileri yazmaya başladı. 2008’de Avrupa Sineması isimli web sitesini kurdu. 2011 yılında Hayal Perdesi dergisinde web sitesi editörlüğüne başladı ve derginin yayın kurulunda görev aldı. TÜRVAK bünyesinde çıkartılan Cine Belge isimli derginin yazı işleri müdürlüğünü yaptı. 2012’den beri Sinematek Derneği’nde Film Analizi dersi veriyor. 2013 yılından beri Türk Sineması Araştırmaları (TSA) projesinde koordinatör yardımcılığı ve içerik editörü olarak görev yapıyor. Ayrıca Giovanni Scognamillo’nun Gözüyle Yeşilçam(2011), Sinemada Tarih Yazımı (2015), Erol Ağakay: Yeşilçam’a Adanmış Bir Hayat (2015), Oyuncu, Yönetmen, Senarist, Yapımcı Yılmaz Güney (2015) ve Karanlıkta Işığı Yakalamak: Ahmet Uluçay Derlemesi (2016) isimli kitapları da bulunuyor. Başta Jean-Luc Godard olmak üzere Fransız Yeni Dalgası'nı, pek çok farklı sanat dalını filmlerinde ustalıkla kullanabilen yönetmenleri ve eleştirilerini sanattan ödün vermeden yapabilen filmleri seviyor. Istvan Szabo'nun sinemacılar dünyayı değiştiremez sözüne katılıyor; ama sinemanın insanı değiştirebileceğine inanıyor.

YORUM YOK

BİR CEVAP BIRAK