Johnny Mad Dog

Johnny Mad Dog

301
0
PAYLAŞ

johnny-mad-dog

2008 yılında Cannes Film Festivali’nde Regard Hope ödülü kazanan Fransa/Belçika/Liberya ortak yapımı Johnny Mad Dog, türlü politik şiddet örnekleriyle kaynayan Afrika ülkelerinden birinde, güç odaklarının kullandığı bir grup çocuk askerin eylemlerini mercek altına alan, onların önderliğinde vaktinden önce büyümek zorunda kalmış bu çocukların çiğ şiddet kullanarak içlerindeki çocuğu nasıl öldürdüklerini hissettirmeye çalışan bir film. Gerçi “çalışan” diyorum ama ondan bile emin değilim. Çünkü bir süre sonra özünde ne demek istediği anlaşılamayan, anlaşılsa bile onları etkili bir biçimde sunamayan, derme çatma bir amatörlüğe dönüşüyor maalesef. Bir roman uyarlaması olması çok daha ilginç. Romana ne ölçüde sadık kalındı veya yazar Johnny üzerinden ne anlatmayı hedefliyordu bilinmez. Fakat şu haliyle bir romandan ziyade, uzun metraj için yeterince geliştirilmemiş bir kısa öyküyü andırıyor. Açılıştaki köy baskınıyla çok güçlü bir giriş yapıp, Johnny’nin önde, diğer çocuk isyancıların arkada yürüdüğü sahnesi ile sert olduğu kadar o sertliği psikolojik yönlerden anlamlandıracağını düşündüren film, ilerledikçe ne konu olarak, ne de Johnny’nin önderliğinde Afrika’nın çocuk askerlerine dram olarak yetkin değil bana göre.

Johnny’yi ve bir diğer çocuk asker olan No Good Advice’ı canlandıran çocukların başarılı oyunlarına rağmen, filmin eksiklikleri hayli fazla. 2006 yapımı Blood Diamond’ın sonunda belirtildiği üzere o zamanki sayıları 200.000 olan, Johnny Mad Dog’da da TV istasyonunu basan, muhabire tecavüz eden, keskin nişancıyı organize bir biçimde etkisiz hale getiren, BM askerlerine kafa tutan bu çocuklar, bu sahnelerin hiçbirinin yeterince etkileyici ele alınmamasından ötürü doğal ortamının ve amatör oyuncu kadrosunun nimetlerinden (evet bu da kullanmasını bilene göre bir nimettir) faydalanamayan başarısız bir film. Romanı senaryolaştıran ve yöneten Jean-Stéphane Sauvaire’in bunda payı büyük. Üstelik bu şekilde biten bir roman olması roman yazarlarına, bu şekilde biten bir film olması da her şeye rağmen filmden ümitli sinemaseverlere hakaret kabul edilmeli.

Osman Danacı

PAYLAŞ
Önceki makaleLondon River
Sonraki makaleIn the Electric Mist
İngiliz Dili ve Edebiyatı mezunu. Sinema, müzik ve edebiyat, ilgi alanı olmaktan öteye geçmiş, yaşam biçimi olmuş. Geçmişinde radyo programı, bir gazetenin Pazar ekinde albüm eleştirmenliği ve amatör fotoğrafçılık yapmışlığı var. Öğrenciyken Shakespeare, Wordsworth, Austen, Hardy, Lawrence okumanın, Virginia Woolf üzerine bitirme tezi vermenin, önüne gelen her albümü dinlemenin, özellikle 80'leri ve 90'ları türlü komikliği ve dramatikliğiyle yaşamanın sonucu doğan yazma ihtiyacını sinema ve müziğin bünyesinde anlamlandırmaya çalışıyor.

YORUM YOK

BİR CEVAP BIRAK