Absurdistan

Absurdistan

491
0
PAYLAŞ

Absurdistan

Temelko ile Aya kendilerini bildiler bileli birliktedirler. Aya’nın büyük annesi ikisinin falına bakarak ilk geceleri için en uygun zamanı söyler. Şayet o gün ikisi de yıkanmış olarak birleşirlerse yıldızlara uçabileceklerdir. Arada Temelko şehre gider ve eğitimini tamamlar ama döndüğünde köyün suları kesilmiştir ve köy kadınları su borularını tamir etmeye yanaşmayan kocalarına seks grevi uygulamaktadır. Aya da bu greve katılır. Temelko yıllardır hasretle beklediği ilk gecesini yaşamak istiyorsa boruları tamir etmek zorundadır.

Adından da anlaşılacağı üzere absürt bir film “Absurdistan”. Kuş uçmaz kervan geçmez, izole ve münhasır bir köyde yaşanan olayları masalsı ve mizahi bir üslupla anlatan Alman yönetmen Veit Helmer’in film için çıkış noktası 2001 yılında Antalya’nın Sirt köyündeki kadınların, su borularını onarmayan kocalarına karşı uyguladıkları grev haberini gazetede görmesi olmuş. Film de bu konuya sırtını bir hayli dayayıp üstüne kondurduğu Temelko-Aya aşkıyla romantik ve absürt bir komediye dönüşmüş. Afganistan’daki bir köyde çekilen filmin ve karakterlerinin canlılıkları da kolaylıkla benzetileceği üzere Kusturica filmlerini andırmakta ki yönetmen de zaten “Çingeneler Zamanı” ve “Kara Kedi, Beyaz Kedi” filmlerinin senaristi Gordan Mihic ile çalışarak bu filmlerden alıştığımız coşku dolu ve rengarenk görselliği bizlere yansıtmış. Ekseriyetle dış sesin kullanılması da masalsılığı kuvvetlendiren unsurlardan biri olmuş.

Eğlenceli ve keyifli vakit geçirtmeye yarayan bir seyirlik olan “Absurdistan” bu hikâyeyi hem gazetelerden okumuş hem de farklı bir motivasyonla çekilmesine rağmen aynı grevi işleyen “Şalvar Davası”nı izlemiş bizler için çok da farklı yaklaşımlar getirmiyor. Avrupalı bir gözden durum komedisi tadında aktarılması da mizahının bir süre sonra sıradanlaşmasına yol açıyor belki ama Kerem ile Aslı, Ferhat ile Şirin ayarındaki Temelko-Aya çiftinin aşkları ve Temelko’nun çabaları gerçekten de görülmeyi hak ediyor.

Melih Tu-men
tumenm@gmail.com

PAYLAŞ
Önceki makaleIn the Electric Mist
Sonraki makaleSummer
Bir çevirmen. Çeviri onun için kendini ifade etmenin en uygun yolu. Son dönemde animeye sinemadan daha çok önem (değer) veriyor ve haddizatında Japoncaya merak salmış durumda. Sinemada 80 öncesi (Godard hariç) filmlerini elinin tersiyle itmekten çekinmiyor, saygı duymasına rağmen izlemekten hoşlanmıyor. "Sinema öldü!" fikrine katılmasa da sürekli gençleştirme operasyonları geçirdiğini düşünüyor ve dolayısıyla da izleyeceği filmlere katmanlı bir seçicilik uygulamaktan vazgeç(e)miyor. Her tür kara film ve animasyon onun için bir şansı hak ediyor. Reha Erdem ve Satoshi Kôn ne çekse seyrediyor.

YORUM YOK

BİR CEVAP BIRAK