Flammen & Citronen

Flammen & Citronen

539
0
PAYLAŞ
Toz Bezi

Flammen & Citronen

II. Dünya Savaşı’yla ilgili anlatılmayan hikâye neredeyse kalmadı. Uzun vadeli, kısa vadeli, toplumsal, kişisel, yıkıcı, yapıcı vs. etkilerinin hepsi didik didik edildi. Buna rağmen bahsedilmemiş tarihin gerçeklerini insanlara hatırlatan filmler yine de bir yolunu bulup çekilmeye devam ediyor. Bu yapımlardan biri olan “Ateş ve Limon” da II. Dünya Savaşı’nın fazla bilinmeyen yönlerinden birine, Danimarka’daki Nazilere ve Nazi yandaşlarına karşı gerçekleştirilmiş direniş hareketine ışık tutuyor.

Direniş hareketinin iki tetikçisi olan Bent Faurschou-Hviid (Ateş) ve Jörgen Haagen Schmith (Limon)’ten ismini alan film Danimarka tarihinde önemli bir yere sahip bu iki karakterin şahsi hayatlarına, örgüt içindeki ilişkilerine ve üstlendikleri görevlere odaklanıyor. Dönem filmi çekmek yönetmenin sırtına zaten bir külfet yüklerken bir de filmin gerçek olaylardan esinlenilmesi didaktik bir yola girilme tehlikesini de yanında getiriyor. Ancak yönetmen Ole Christian Madsen tüm bu handikapların üstesinden çok temiz ve çapaksız bir film çekerek sıyrılmayı başarıyor. “Prag”da iyi bir uyum yakalamış Mads Mikkelsen ve Stine Stengade ikilisini bozmadan yanlarına Thure Lindhardt gibi genç ve dinamik bir oyuncuyu da katınca filmin üç başkarakterinden çok iyi verim alıyor. “Yeni Başlayanlar İçin İtalyanca” ile “Prag”ın da görüntü yönetmenliğini yapan Jørgen Johansson’un başarılı yönetimiyle usta oyunculuklar birleşince geriye düşünülecek sadece senaryo kalıyor ki zaten filmin de dudak büktüren tek kısmı burada oluşuyor. Karakter gelişimi üzerinden bu hikâyeyi anlatmayı seçen yönetmen kimi zaman kara filme, kimi zaman polisiyeye, kimi zaman savaş filmine, kimi zaman da siyasi bir söyleme kaysa da aslında Ateş ile Limon’un belgeselini çekiyor. Tabii bu seçimin eleştirilecek bir yanı yok ama gönül Danimarka’daki Nazi etki ve tepkisini izlemek isteyince hevesi kursağında kalıyor.

Melih Tu-men
tumenm@gmail.com

PAYLAŞ
Önceki makaleThree Wise Men
Sonraki makaleIl Divo
Bir çevirmen. Çeviri onun için kendini ifade etmenin en uygun yolu. Son dönemde animeye sinemadan daha çok önem (değer) veriyor ve haddizatında Japoncaya merak salmış durumda. Sinemada 80 öncesi (Godard hariç) filmlerini elinin tersiyle itmekten çekinmiyor, saygı duymasına rağmen izlemekten hoşlanmıyor. "Sinema öldü!" fikrine katılmasa da sürekli gençleştirme operasyonları geçirdiğini düşünüyor ve dolayısıyla da izleyeceği filmlere katmanlı bir seçicilik uygulamaktan vazgeç(e)miyor. Her tür kara film ve animasyon onun için bir şansı hak ediyor. Reha Erdem ve Satoshi Kôn ne çekse seyrediyor.

YORUM YOK

BİR CEVAP BIRAK