Ana sayfa 2000'ler 2008 İki Dil Bir Bavul

İki Dil Bir Bavul

874
0

İki Dil Bir Bavul

İki Dil Bir Bavul, gücünü büyük oranda; Türkiye’de reel siyasetin günbegün içini boşaltmaya çalıştığı, her yeni gün başına eklenen bir dizi farklı tanımlamalarla “açılım” adı altında çözümünü başka bahara ertelediği Kürt realitesine ve onun varoluş nedenlerinden biri olan ‘kendi anadilinde yaşam talebi’ne yaklaşımındaki samimiyetinden ve sahiciliğinden alıyor. Hakkında neredeyse gök kubbe altında söylenmemiş sözün kalmadığı bir ‘hakikate’ görüntünün gücüyle ses veriyor. Resmi ideoloji tarafından inkar ve asimilasyona maruz bırakılan Kürtçeyi, bizatihi onu konuşanlar tarafından görünür kılarak haklı bir talebin sinemasal ispatını sunuyor. En basit ifadeyle, bu ülkede yaşayan milyonlarca Zilkif’in ilkokul sıralarından başlayarak, daha sonra yol çevirmelerinde, hastane koridorlarında, devlet dairelerinde ve bürokrasinin soğuk katlarında kendi anadilinden ötürü ayrımcılığa ve hakaretlere maruz kalmasının ve dilinden ötürü karşısına dikilen ‘yok sayılmanın’ ortadan kalkması için sinemanın gücüne başvuruyor. Uygulanan tektipleştirmenin, ortaya atılan resmi tezlerin, yaratılan anlamsız heyulanın çocukların masum evreninde pek de kıymet-i harbiyesinin olmadığını gözler önüne seriyor. Siyasetin yorgun düşmüş ‘dilinin’ imdadına Türkiye sinemasında örneği görülmemiş yeni bir ‘dil’ ve ‘üslup’la yetişiyor. Büyük sözler söylemeden, siyasetin yapay diline hapsolmadan da bu meseleye dair anlatacak/gösterecek çok şeyin olduğunu vurguluyor.

Not: Bu yazının tamamı Altyazı dergisinin 89. sayısında yayımlanmıştır.

Çetin Baskın
cetinbaskin@yahoo.com

Önceki makaleTricks
Sonraki makaleThe Dust of Time
Sinemaya gönül veren bir grup sinefilin kurduğu Avrupa Sineması internet sitesi, Avrupa sinemasını daha geniş kitlelere tanıtmak ve bu filmlerle ilgili ufak da olsa bir tartışma ortamı yaratmak amacıyla kuruldu. Sitenin kuruluş amaçlarından biri de; tür sinemasını da yadsımadan, sinemanın sadece bir eğlence aracı olmadığının vurgusunu yapmak. Metin Erksan’dan bir alıntı yapacak olursak; bilimlerin ve sanatların varoluşlarının sınırları, geçmişin derinlikleri içindedir… Sinema bilim; sinema sanatı ve sinema bilimi kapsamında; sanatsal düşüncenin ve uygulamanın, sinemasal düşüncenin ve uygulamanın, yaratısal düşüncenin ve uygulamanın, görüntüsel düşüncenin ve uygulamanın, çekimsel düşüncenin ve uygulamanın, oluşumunu, gelişimini, dönüşümünü saptar ve oluşturur. Bu nedenle bizler de günümüzde çekilen filmler dışında, geçmişin derinliklerine doğru bir yolculuk yaparak; bu sanatı etkileyen filmleri ve yönetmenleri de tanıtmaya, eleştirmeye ve onların sinemayı nasıl algıladıklarını kavramaya gayret ediyoruz. Bir yandan da sinemanın diğer sanatlarla olan ilişkisini, filmler bağlamında tartışarak; sinemanın diğer sanatlardan ayrı düşünülemeyeceğini savunuyoruz. Bu amaçlarla, birbirinden farklı coğrafyalarda, farklı zamanlarda çekilmiş ve birbirinden farklı türlerde pek çok film eleştirisine yer vermeye çalışıyoruz. Sinemayı bir kültür olarak gören herkesin katılımına da açığız. Arzu edenler mail adresinden bizlere ulaşabilir, yazılarını paylaşabilir ve filmlerle ilgili görüşlerini iletebilir.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here