Room in Rome

Room in Rome

524
0
PAYLAŞ


Julio Medem’in, bir gecede oluşuverecek lezbiyen bir ilişkinin olasılığına olan inancının erkeksel subjektifliğine bulanmış bir film Room in Rome. Çıplak kadın imajının parlatılıp rötuşlandığı bir reklam estetiği almış yürümüş, üstüne bir de ağdalı laflarla anlatılıp duran trajik kadın öyküleri serpilmiş, sonunda ortaya çıkacak karışımın bir aşk filmi olması amaçlanmış. Oysa tek olabildiği şey, sipariş edilmiş lezbiyen taklitlerinden oluşan, Roma manzaralı otantik otel odası ambiyansından destek alan bir yapay erotizm seansı. Konu aslında, biri İspanyol (Alba) diğeri Rus (Natasha) iki kadının Roma’da tanışıp otel odasında geçirdikleri bir geceden ibaret. Tabii ki seks eşliğinde sürüp giden bir duygusal paylaşım ortamı oluşuyor, kadınlar birbirlerine karşı duymak istedikleri güveni adım adım test ederken birbirlerinin ve kendilerinin hayatlarını sorguluyorlar. Uzaktan bakınca (afişi görmedik sayalım) samimiyet yoksunu olmamasını dilediğiniz homoerotik bir romantik film beklentisine kapılıyorsunuz. Fakat lezbiyenliği yine yeniden erkeklerin kadınların hayatındaki yeri/eksikliği/fazlalığı üzerinden tanımlamaya eğilimli (oda görevlisi adamın bu homotik odayla ilişkisinin filmdeki yerini es geçmemek gerekli bu noktada), yapay bir soft lezbiyen pornosunun bile sahip olabildiği erotik samimiyetten yoksun, fantazicilik oynayan bir Medem oyuncağıyla karşılaşıyorsunuz. Medem’in dünyada en hızlı dağılan filmi olmasına şaşırmıyoruz, ilk İngilizce filminin böylesi bir içeriğe sahip oluşunun tesadüf olduğunu düşünecek kadar Medem’e karşı toleranslı olmak (Lovers of the Arctic Circle hatrına bile olsa), neredeyse imkânsız.

Temmuz S. Gürbüz
temmuzsr@gmail.com

PAYLAŞ
Önceki makaleUstalar Venedik’te
Sonraki makaleYeni Çıkan DVD’ler: Kâğıt
İstanbul Bilgi Üniversitesi'nde Bilgisayar Bilimleri ve Sinema okuyor. Sinemayla neredeyse fetişistik bir ilişki kurduğu için fazla heyecanlı, bir çeşit siberkültür çocuğu.

YORUM YOK

BİR CEVAP BIRAK