Mama Africa

Mama Africa

435
0
PAYLAŞ


Finlandiyalı yönetmen Aki Kaurismaki’nin ağabeyi Mika Kaurismaki’nin Güney Afrikalı şarkıcı Miriam Makeba’nın hayatını anlatan belgeseli, düz bir anlatımla ilerleyen “konuşan kafalar” tarzında bir belgesel olmasına rağmen izleyeni sıkmadan derdini anlatıyor. Tabi bunda Makeba’nın renkli kişiliğinin ve şarkılarının da etkisi büyük. Makeba sadece Nelson Mandela gibi siyah-beyaz çatışmasının sembol isimlerinden biri değil aynı zamanda Afrika kıtasının birliği ve bütünlüğü için de pek çok girişimde bulunan, Amerika’daki Kara Panter Partisi’nde etkin olan Stokely Carmichael’la evlenen ve hayatını siyahların bağımsızlığına adayan bir aktivist.

Kaurismaki, Makeba’nın ailesi ve arkadaşları aracılığıyla onun anısını yaşatırken, Malcolm X ve Nelson Mandela gibi ikonlaşmış isimlerin de özgürlük mücadelesinin arkasında yatan “adanmışlığı” ortaya çıkarıyor. Makeba’nın politik olarak giderek daha aktif olması ve “bir kişi bile özgür değilse, ben de özgür sayılmam” şiarını kendisine çıkış noktası olarak seçmesinden sonraki süreç, sanatçının hayatının önüne geçiyor. Mika Kaurismaki tıpkı kardeşi gibi markist bir perspektiften bakarak, Makeba’nın hayatını sınıf çatışması, ezilenlerin ve sömürülenlerin mücadelesi olarak görüyor ve perdeye bu şekilde aktarıyor. Bu açıdan, Mama Africa sözü olan ve bunu nasıl söyleyeceğini bilen, bilinçli bir belgesel.

Barış Saydam
bar_saydam@hotmail.com
PAYLAŞ
Önceki makale12 Angry Lebanese
Sonraki makaleBir Zamanlar Anadolu’da Filminin Türkiye Prömiyeri Yapıldı
1983, İstanbul doğumlu. 2006 yılında Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden mezun olduktan sonra Altyazı dergisinde sinema eleştirileri yazmaya başladı. 2008’de Avrupa Sineması isimli web sitesini kurdu. 2011 yılında Hayal Perdesi dergisinde web sitesi editörlüğüne başladı ve derginin yayın kurulunda görev aldı. TÜRVAK bünyesinde çıkartılan Cine Belge isimli derginin yazı işleri müdürlüğünü yaptı. 2012’den beri Sinematek Derneği’nde Film Analizi dersi veriyor. 2013 yılından beri Türk Sineması Araştırmaları (TSA) projesinde koordinatör yardımcılığı ve içerik editörü olarak görev yapıyor. Ayrıca Giovanni Scognamillo’nun Gözüyle Yeşilçam(2011), Sinemada Tarih Yazımı (2015), Erol Ağakay: Yeşilçam’a Adanmış Bir Hayat (2015), Oyuncu, Yönetmen, Senarist, Yapımcı Yılmaz Güney (2015) ve Karanlıkta Işığı Yakalamak: Ahmet Uluçay Derlemesi (2016) isimli kitapları da bulunuyor. Başta Jean-Luc Godard olmak üzere Fransız Yeni Dalgası'nı, pek çok farklı sanat dalını filmlerinde ustalıkla kullanabilen yönetmenleri ve eleştirilerini sanattan ödün vermeden yapabilen filmleri seviyor. Istvan Szabo'nun sinemacılar dünyayı değiştiremez sözüne katılıyor; ama sinemanın insanı değiştirebileceğine inanıyor.

YORUM YOK

BİR CEVAP BIRAK