2014’ün Alternatif Avrupa Filmleri

2014’ün Alternatif Avrupa Filmleri

1951
0
PAYLAŞ

2014 yılının en iyi 10 filmini seçerken, ilk 10’a girmese de sevdiğimiz ve değerli bulduğumuz filmleri ne yapalım derken, 2014’ün alternatif 20 filmi gibi bir liste daha hazırlamaya karar verdik. Bu listenin adındaki alternatiflik, şüphesiz ilk 10’la ilgili. Yoksa içinde kimi dergilerin listelerinde yer alan önemli, kalburüstü filmler de var. Amacımız ilk 10’ün ötesindeki Avrupa filmlerine de bir yer açmaktı. Umarız kimileri için bir vizyon rehberi kimileri için de bir keşif olur.
İşte yıl boyu bizi heyecanlandıran filmlerden bir demet…

Mr. Turner
İngiliz yönetmen Mike Leigh Happy-Go-Lucky ve Ömrümüzden Bir Sene gibi seyirliği yüksek filmlerden sonra 150 dakikalık zorlayıcı filmi Mr. Turner’la kaldığı yerden devam ediyor. Ressam J. M. W. Turner’in hayat hikâyesinden bir kesitin anlatıldığı filmde, yönetmen ressamın iç dünyasını bütün nüanslarıyla birlikte seyirciye aktarmayı başarıyor. Başroldeki Timothy Spall’ın hayatı boyunca bu rolü bekliyormuşçasına harikalar yarattığı oyunculuğuyla sürüklediği film, yılın kesinlikle en iyilerinden biri.

Blind
Bu yıl İskandinavya’dan etkileyici bir hikâye daha… Reconstruction filmini sevenler kulak kabartsın. Onun kadar vurucu ve cool olmasa da, Blind filmi de aynı yolun yolcusu diyebiliriz. Görme duyusunu kaybeden bir kadın yazarın hikâyesinin anlatıldığı filmde, gerçek ile kurmaca arasındaki sınırlar eriyerek kayboluyor. Başdöndürücü bir yolculuğa hazır olun.

Clouds of Sils Maria
Fransızların nevi şahsına münhasır yönetmenlerinden Oliver Assayas’ın Irma Vep filmini belki hatırlayanlarınız vardır. Yönetmen, filmde yeniden çevrim absürd bir vampir filminde oynamak için Fransa’ya gelen Çinli aktris Maggie Cheung’un sette yaşadıkları üzerinden hikâyesini kuruyordu. Film içinde film trüğünü kullanarak, hayat, sanat, rol yapma vb. meseleleri ele alıyordu. Assayas son filminde de Juliette Binoche’un oynadığı ünlü oyuncu Maria Enders karakteriyle benzer bir anlatım geliştiriyor. Yönetmenin yer yer Bergmanvari bir anlatıma ulaştığı filmi, sırf Juliette Binoche’un oyunculuk gösterisi için bile izlenebilir. Ama filmin bundan çok daha ötesini vaat ettiğini belirtelim. Yılın en şaşırtıcı filmlerinden.

Pozitia Copilului
Romen sinemasının her yıl ürettiği minimalist ama çarpıcı hikâyelerden bir diğeri de Çocuk Pozu. Çok sıradan, sade ve bildik bir hikâyeyle başlıyor film. Ama daha sonra katman katman açılarak küçücük bir mesele birden önümüzde bir sorun yumağı olarak büyüyor ve tabiri caizse boğazımıza düğümleniyor. Romen sinemasını beğenerek takip ediyorsanız, Çocuk Pozu bu yılın unutulmazlarından biri.

Sivas
Kaan Müjdeci’nin daha ilk uzun metrajlı filminde Venedik’te Jüri Özel Ödülü gibi önemli bir ödülü almasının heyecanı bir yana, Sivas bir ilk filmden beklenmeyecek derecede kusursuz ve duru anlatımıyla da izleyenleri çarpıyor. Yönetmen filmde toplumsal cinsiyet rollerinin inşası üzerine hassas bir hikâye anlatıyor. Kamerasının durduğu yer, başkarakterleri çocuk ve köpek ile olan mesafesi ve erkekliğin ataerkil toplumlarda nasıl bir norm olarak nesilden nesle aktarıldığı üzerine sert bir öykü.

Fehér Isten
Bu yıl Sivasgibi dövüş köpeklerinin çevresine takılan bir diğer önemli film de Macaristan yapımı Beyaz Tanrı’ydı. Çekilmesi çok güç bir filmin altından başarıyla kalkan yönetmen, köpekler ve insanlar arasındaki kurduğu analojiyle muazzam bir toplumsal gözlem yapıyor. Hazmı son derece güç olsa da, Beyaz Tanrısınıfsal eşitsizliği, kapitalizmi ve yaşayan her canlının birer metadan ibaret görüldüğü bir dünyanın da tokat gibi bir eleştirisi.

Mommy
Kanadalı genç yönetmen Xavier Dolan’ın filmleri enerjik, karmaşık ve “olmamışlık” hissini taşımayı sürdürse de, Mommyile birlikte yönetmenin yavaş yavaş sinemasını ve referanslarını da belirgin bir üsluba getirdiğine tanık oluyoruz. Bu yıl Cannes’da Altın Palmiye için yarışan ve Jüri Ödülü’nün sahibi olan Mommy, gerilimli bir anne-oğul ilişkisi üzerinden Hitchcockyen bir gerilim yaratmayı başarıyor. Süresinin uzunluğu ve yer yer sarkan bölümlerini gözardı edebilirseniz, yılın dikkat çekenlerinden biri olmaya aday.

Borgman
Bu yılın tartışmaz en kendine has ve tuhaf filmi Borgman dersek, sanırız yanılmış olmayız. Alex van Warmerdam Hollanda’nın banliyö evlerinden birine konuk olan yabancı bir misafir üzerinden türler arasında keyifli ve tedirgin edici bir yolculuğa çıkarıyor bizi. Hem bir burjuva eleştirisi hem de absürd bir komedi filmi şeklinde izlenebilecek yapımı fazla anlatıp da tadını kaçırmayalım. Keşfetmeyi seven sinefiller için yılın en ilginç sinema olaylarından biri.

The Double
Submarine filmiyle hatırı sayılır bir izleyici kitlesi edinen İngilizlerin yeni “harika çocuğu” Richard Ayoade yeni filmi Öteki ile kendisine yönelik umutların boş olmadığını ispatlıyor. Bir Dostoyevski hikâyesi ne kadar farklı anlatılabilir? Ya Dostoyevski hikâyesine Kafkaesk bir atmosfer yedirilirse? Üzerine biraz da günümüz gençlerinin ruh hali… İşte size yılın şaşırtıcı filmlerinden Öteki.

Corn Island
Filmde rol alan İlyas Salman’la gündemimize giren Mısır Adası, pastoral ve sade festival filmlerini sevenlere tavsiye edilebilir. Yaşlı bir çiftçi ile torununun hikâyesinin konu edildiği filmde, Gürcistan ile Abhazya arasında kalan küçük bir adanın nasıl büyüyerek bir siyasi sorun haline gelebileceği gösteriliyor. Politik referansları ve hümanist bakış açısının ötesinde, Mısır Adası zaman, mekân ve uzam üzerine şiir gibi bir film.

PAYLAŞ
Önceki makaleSİYAD’ın Onur ve Emek Ödülleri Açıklandı
Sonraki makaleKıskanmak

Sinemaya gönül veren bir grup sinefilin kurduğu Avrupa Sineması internet sitesi, Avrupa sinemasını daha geniş kitlelere tanıtmak ve bu filmlerle ilgili ufak da olsa bir tartışma ortamı yaratmak amacıyla kuruldu. Sitenin kuruluş amaçlarından biri de; tür sinemasını da yadsımadan, sinemanın sadece bir eğlence aracı olmadığının vurgusunu yapmak. Metin Erksan’dan bir alıntı yapacak olursak; bilimlerin ve sanatların varoluşlarının sınırları, geçmişin derinlikleri içindedir… Sinema bilim; sinema sanatı ve sinema bilimi kapsamında; sanatsal düşüncenin ve uygulamanın, sinemasal düşüncenin ve uygulamanın, yaratısal düşüncenin ve uygulamanın, görüntüsel düşüncenin ve uygulamanın, çekimsel düşüncenin ve uygulamanın, oluşumunu, gelişimini, dönüşümünü saptar ve oluşturur. Bu nedenle bizler de günümüzde çekilen filmler dışında, geçmişin derinliklerine doğru bir yolculuk yaparak; bu sanatı etkileyen filmleri ve yönetmenleri de tanıtmaya, eleştirmeye ve onların sinemayı nasıl algıladıklarını kavramaya gayret ediyoruz. Bir yandan da sinemanın diğer sanatlarla olan ilişkisini, filmler bağlamında tartışarak; sinemanın diğer sanatlardan ayrı düşünülemeyeceğini savunuyoruz. Bu amaçlarla, birbirinden farklı coğrafyalarda, farklı zamanlarda çekilmiş ve birbirinden farklı türlerde pek çok film eleştirisine yer vermeye çalışıyoruz. Sinemayı bir kültür olarak gören herkesin katılımına da açığız. Arzu edenler mail adresinden bizlere ulaşabilir, yazılarını paylaşabilir ve filmlerle ilgili görüşlerini iletebilir.

YORUM YOK

BİR CEVAP BIRAK