Ana sayfa 2000'ler 2008 Pazar: Bir Ticaret Masalı

Pazar: Bir Ticaret Masalı

7
0

1994 yılındaki konjonktürel ve siyasal kriz atmosferinde, küresel kapitalizmin neden olduğu sorunların dünyanın yoksul bir taşrasına yansımalarını konu edinen Pazar: Bir Ticaret Masalı, 2008 yılında Ben Hopkins senaristliğinde ve yönetmenliğinde çekilir. Hopkins’in filminde anlattığı ekonomik krizin hat safhada yaşandığı 1994 yılında Türkiye’ye ilk defa cep telefonları gelmeye başlar. Bu yüzden ülkenin dört bir yanına telefon şebekesi ağları örülmektedir. 23 Şubat 1994 tarihinde cep telefonu ile konuşma olanağı sağlayan ilk şebekelerin açılışı Başbakan Tansu Çiller ile Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel arasındaki telefon görüşmesiyle yapılır. Ülkede yaşanan dramatik ekonomik krize rağmen cep telefonuna rağbet çok fazladır. Yaşanan fazla talep karşısında GSM şirketleri kurulmaya başlar. 28 Şubat’ta Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk GSM operatörü olan Turkcell, 19 Mayıs’ta ise ikinci GSM operatörü olan Telsim kurulur.

Bir Ticaret Masalı’nda küreselleşmenin etkisi ile Doğu’nun en ücra köşesinde bile yaşanan değişim, hafif mizah ve Çehovyen bir anlatımla gözler önüne serilir. Mihram’ın yaşadığı taşraya cep telefonu şebekesi gelir ve Mihram’ın aklını cep telefonu satma işi kurcalayıp, bir anda tüm hayallerini süslemeye başlar. Bunu kendisi, hamile eşi ve kızı için bir kurtuluş yolu olarak görür. Mihram karakteri ise ne içkisini ne de duasını eksik etmeyen, yeri geldiğinde Tanrıyla pazarlık yapmaya bile kalkışan, kendi deyişiyle kundaktan beri bir şeyler satmaya çalışan bir pazarcıdır. Şivesi ve diyalogları o kadar doğaldır ki yabancı bir yönetmen tarafından yaratıldığına ve senaryonun İngilizce ele alınmasına şaşırmamak işten bile değil. Türk yönetmenlerin çoğu zaman çektiği filmlerde Doğulu karakterlerde donukluk, espri yapılmaması ve yapmacık şiveler dikkat çekerken Hopkins’in filminde gülen, içen, espri yapan, sarılan ve öpen karakterler mevcuttur. Hopkins bu başarısını diğer İngilizler’in aksine insanlarla kolay bir şekilde kaynaşmasına ve gözlem yeteneğine bağlar. Tayanç Ayaydın’ın ise Doğu Anadolu’da hiç yaşamamış olmasına rağmen tavırları, duruşu ve aksanı o kadar doğaldır ki bu oyunculuk ona Antalya Altın Portakal’da ve Locarno Film Festivali’nde En İyi Erkek Oyuncu ödüllerini kazandırır.

Ben Hopkins Londra’da film yönetmenliği öğrenimi görmüş, National Achievement Day isimli mezuniyet filmini çekip, uluslararası alanda 14 ödül almış başarılı bir yönetmendir. Türkiye’nin Doğusu ile olan tanışmasını ise tamamen “kader” diye nitelendirir. Hopkins, 2006 yılında çektiği, Kırgızlar’ın Türkiye’ye göç edip yerleşmelerini konu edinen Ölmüş Bir Koyunu Değerlendirmenin 37 Yolu isimli belgeselinin de Doğu’da geçtiğinin altını çizerek, Doğu Anadolu kültürünü çok beğendiğini ve burada bir de film çekmek isteyip Bir Ticaret Masalı‘nı yarattığını söyler.[1] Yönetmen aynı zamanda İstanbul’u konu edinen Hasret (Sehnsucht) isimli belgeseli ve Lost in Karastan filmiyle de Türkiye’de tanınır. Hasret belgeselinin aslında bir belgesel olmadığını ve Karastan isimli bir ülkenin de hiç varolmadığını söylemekte fayda var. Çünkü Hopkins sanat için kuralları çiğnemeyi sevdiğini söyleyerek kendi sinemasında birçok yeniliğe imza atar. TRT’ye verdiği bir röportajda, “her zaman o anda üzerinde çalıştığım filmin özgün bir eser olup olmayacağı, sinema adına yeni bir şeyi ortaya koyup koymayacağı üzerine düşünmeye çalışırım. Ortaya çıkardığım eser tamamen çığır açıcı ya da devrimsel olmak zorunda diye düşünmüyorum tabii ama yine de izleyenleri biraz olsun şaşırtmak isterim”[2] diyerek, aslında yaptığı işleri en iyi şekilde yine kendisi özetler. Yönetmenin filmlerini bu açıdan Emir Kusturica ve Tony Gatlif filmlerinin harmanlanması olarak da görebiliriz. Film, aynı zamanda Türkiye’nin Doğusu’nu anlatan benzeri yapımların içerisine düştüğü oryantalizm tuzağı ve global ekonominin çarklarını anlatırken didaktik bir anlatım dilinin benimsenmesi gibi tehlikelere düşmez. Konuyu mümkün mertebede şematik yaklaşımlardan uzak tutup aslında Yılmaz Güney filmlerine olan hayranlığının da etkisiyle yolculuk temasının da hâkim olduğu bir yol filmine de dönüştürür. Bir Ticaret Masalı filminde bu üç yönetmenin de izlerini görebilmek mümkündür.

Filmde küresel boyutta sayılabilecek bir resesyon döneminin telefon şirketleri aracılığıyla yükselişe geçmeye başladığı, Türkiye’nin Doğusu’ndaki küçük bir kasabada insanların bu sürece nasıl ayak uydurmaya çalıştığı anlatılır ve birçok yerde kapitalizm eleştirisi ekonomideki arz talep kavramları üzerine esprili bir şekilde verilmeye çalışılır. Filmin ilk sahnelerinden birinde bir fabrikanın sabit telefon hattının kablosu çalınır. Yaşar yani fabrika sahibi ise çözümü filmimizin başrolü olan, bulunamayacak şeyleri bile bulabilen nitelikte olan Mihram’da arar. Mihram bir kablo getirip Yaşar’a satmak ister fakat Mihram’ın getirdiği kablo aslında Yaşar’ın kablosu çıkar. Sahnenin verdiği mesaj yine kapitalizmedir: “Sizden çalınan, size satılır.”

Filmin dönüp dolaşıp etrafında durduğu asıl konu ise Mihram’ın yaşadığı çıkışsızlıktır. 1990’lı yıllarda sıkça tekrarlanan en trajik olay, dispensere ilaç taşıyan araçların, önlerinin kesilip soyulması ve çalınan ilaçların karaborsada fahiş fiyata satılmasıdır. Filmde de bu konu alegorik bir şekilde işlenir. Taşra hastanesinde çalışan doktor, Mihram’a gider ve çocuklar için acil bir ihtiyaç olan bir aşının çalındığını, bunu sınır dışı yollarla temin edip edemeyeceğini sorar. Mihram’ın çıkışsızlığı burada başlar ve açmak istediği telefon dükkânı için bir fırsat olabileceğini düşünerek teklifi kabul eder. Sınırı geçtiğinde ise bir yandan aşıya ihtiyaç duyan çocuklar, bir yandan para kazanma hırsı Mihram’ın kafasını son derece karıştırır ve vicdan muhasebesi yapmasına neden olur.

Nahçivan sınırına vardığında onu bekleyen Genco Erkal’ın oynadığı Fazıl amcasıdır. Genco Erkal’ın hem Doğu hem de Azeri şivesini harmanlayan konuşma tarzı son derece keyiflidir. Yemek yeme sahnesinde Mihram’a anlattığı samimi hikâye ise izleyiciye tekrar tekrar dinleme hissi verir. Fazıl karakteri yirmi beş yıllık çalışmasından sonra işten çıkarılmıştır. Eskiden çalıştığı yer ise herhangi bir şey üretmeyen, Afrika’dan gelen kimyasal bir ham maddeyi işleyerek Finlandiya’ya satan bir fabrikadır. Bu madde cep telefonu imalatında kullanılır. Fabrikada Fazıl’ın yerine çalışmaya başlayan kişi ise Sarp Akkaya’nın canlandırdığı Faruk Bey’dir. Ezel izleyicilerinin o dönemde Tefo karakteriyle özdeşleştirdiği Akkaya filmde sadece birkaç dakikalık bir sahnede etkileyici bir performans sergiler. Mihram’ın ilaç almaya gittiği sahnede ise şimdilerde popüler bir isim haline gelen Nesrin Cavadzade karşımıza çıkar. Yer aldığı ilk film olan Bir Ticaret Masalı‘nda Cevadzade tedirgin ve suçlu bir ifadeyle kısacık rolünün hakkını fazlasıyla teslim eder.

Dario Moreno’nun Votka, Rakı ve Şarap şarkısı eşliğinde çekilen sahnede Mihram’ın dansıyla birlikte kameranın da hareketli çekimi sahneyi eğlenceli kılar fakat Mihram’ın aciz hallerini yakalamaya çalışan, kapitalizmin görünmez eli olan, Mustafa karşısına bir mani olarak çıkar. Mustafa bir simge olarak kullanılmıştır filmde. Küçük tefecilik oyunları ile uğraşıp, insanları borçlandıran, dispenser araçlarının önünü keserek ilaçları karaborsada satan bir üçkâğıtçıdır. Film boyunca Mustafa’dan kaçmaya çalışan Mihram filmin sonunda yakayı biraz ele verir.

1994 yılında yaşanan ekonomik bunalımı ilk sahnede ekrana yansıtılan 1 milyon liranın yaklaşık 10 Amerikan dolarına eşit olmasından anlayabilmek mümkündür. 1994 yılında Türk Lirası 13,6 oranında devaüle edilmiştir ve bu durum 1980’den beri ilk defa yaşanmıştır. Ülkenin içinde bulunduğu buhran her alanda etkisini göstermektedir. Birçok fabrikada işten çıkarmalar başlar. Bunun en büyük örneği ise Bursa’da Tofaş fabrikasında yaşanır. Fabrikadan 2404 işçi çıkarılır ve buna tepki olarak iş bırakma eylemleri yapılır. Filmin Doğu Anadolu’da çekilmiş olması ise daha çok kaçakçılık faaliyetlerine dikkat çeker. Beklenildiği gibi Kürt Sorunu’na değinilmiez fakat insani unsurları ön planda tutan hem mizahi hem de trajik unsurlar barındıran bir ticaret masalı yansıtılır.

 

Kaynakça

[1] Ben Hopkins, “Rendezvous with British Film Director and Screenwriter Ben Hopkins”, TRT World, https://www.youtube.com/watch?v=4QsvJ-0DFIo&feature=youtu.be (Erişim: 1 Haziran 2020)

[2] Hopkins, a.g.s.

 

Seher Kavut

kavutseher@gmail.com

Twitter

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here