Berlin is in Germany

Berlin is in Germany

445
0
PAYLAŞ

Berlin is in Germany

Berlin is in Germany, Berlin Duvarı yıkılmadan önce hapishane girmiş Doğu Berlin’li Martin’in hapishaneden çıktıktan sonra değişen ve gelişen Almanya’ya uyum sağlama mücadelesini anlatıyor. Martin’in eski yaşamını yeniden kurma girişimde Almanya’nın o dönemine özgü sorunları gözlemlemek mümkün. Bu açıdan Goodbye Lenin filmiyle de pek çok yönden benzerlikleri var. Özellikle Martin’in hapishaneden çıkışında, yönetmen Yeni Almanya’yı izlenimci ve sakin bir bakış açısıyla ekrana yansıtıyor. Martin’in neredeyse yeni bir ülkeye uyum sağlamasında yaşadığı güçlükler, içine düştüğü derin yalnızlık hali ve geleceğe yönelik hiç kaybetmediği umutları filmde çok güzel anlatılmış. Belki Berlin Duvar’ının yıkılmasıyla ilgili yapılan en güzel film değil, Berlin is in Germany. Fakat bu zor dönemde insanların hayata tutunma çabalarını ve her şeye rağmen geleceğe umutla bakabilmelerini vurgulayan dokunaklı ve insancıl bir hikaye. Yönetmenin kendi hayatından da izler taşıyan, özgün olmasa da derinlikli bir hikayeye sahip Berlin is in Germany, Goodbye Lenin filmini sevenlere özellikle tavsiye olunur.

 

Barış Saydam

bar_saydam@hotmail.com

PAYLAŞ
Önceki makaleBulutları Beklerken
Sonraki makaleOdgrobadogroba
1983, İstanbul doğumlu. 2006 yılında Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden mezun olduktan sonra Altyazı dergisinde sinema eleştirileri yazmaya başladı. 2008’de Avrupa Sineması isimli web sitesini kurdu. 2011 yılında Hayal Perdesi dergisinde web sitesi editörlüğüne başladı ve derginin yayın kurulunda görev aldı. TÜRVAK bünyesinde çıkartılan Cine Belge isimli derginin yazı işleri müdürlüğünü yaptı. 2012’den beri Sinematek Derneği’nde Film Analizi dersi veriyor. 2013 yılından beri Türk Sineması Araştırmaları (TSA) projesinde koordinatör yardımcılığı ve içerik editörü olarak görev yapıyor. Ayrıca Giovanni Scognamillo’nun Gözüyle Yeşilçam(2011), Sinemada Tarih Yazımı (2015), Erol Ağakay: Yeşilçam’a Adanmış Bir Hayat (2015), Oyuncu, Yönetmen, Senarist, Yapımcı Yılmaz Güney (2015) ve Karanlıkta Işığı Yakalamak: Ahmet Uluçay Derlemesi (2016) isimli kitapları da bulunuyor. Başta Jean-Luc Godard olmak üzere Fransız Yeni Dalgası'nı, pek çok farklı sanat dalını filmlerinde ustalıkla kullanabilen yönetmenleri ve eleştirilerini sanattan ödün vermeden yapabilen filmleri seviyor. Istvan Szabo'nun sinemacılar dünyayı değiştiremez sözüne katılıyor; ama sinemanın insanı değiştirebileceğine inanıyor.

YORUM YOK

BİR CEVAP BIRAK