Odgrobadogroba

Odgrobadogroba

522
0
PAYLAŞ

Bu filmi görmeden önce hiç düşünmemiştim, Salinger’in yazılarıyla Balkan filmlerinin benzerliğini… Fakat filmin başında Salinger’in kitabından yapılan alıntıyla birlikte, benimde aklım bu ikisinin arasındaki ortak noktalara takıldı. Ne zaman bir Salinger kitabına başlasam, zamanım kısıtlı bile olsa kendimi kitaba kaptırmış hissederim. Balkan filmlerinde de aynı sıcaklık, çekicilik ve karşı koyması ve adlandırması zor olan o hissiyatı iliklerinizde hissedersiniz. İnsani ilişkilerin sıcaklığı, birbirinden farklı karakterlerin oluşturduğu cümbüş, eğlence ve müzik ekranda tek bir potada erirken, diğer yandan gerçek hayatın katılığı, şiddeti ve ağırlığı da kendini gösteriverir. Bir yanıyla romantiktir, öte yanıyla da gerçekçidir. Tıpkı Salinger kitaplarında insanı çeken gizemli atmosfer gibi… Tam beni anlatıyor dediğiniz yerde, birden karakterlerini bambaşka bir dünyanın içinde bırakan Salinger’i selamlayan yönetmen Jan Cvitkovic, filmini de hayat ve ölüm arasındaki ince çizginin üstünde kurmuş. Filmde hayatın canlılığı ve beklenmedik sürprizleriyle gülerken, çizginin diğer ucuna geçmek için bin türlü Ali Cengiz oyunu sahneleyen karakterin trajikomik halleriyle ne yapacağımızı şaşırırken üstüne bir de, bu ince çizgide gidip gelen güzel ve saf genç kızın iki arada bir derede kalmışlığına içimiz burkuluyor. Kimileri ölümü düşünürken yaşama sevincini yeniden kazanıyor, kimileri ise çizgide dolanırken yolunu kaybediyor. Tıpkı hayat gibi…

Odgrobadogroba ne tipik bir Balkan filmi, ne de çok iyi bir hikayeye sahip, tıkır tıkır işleyen kurgusu olan kusursuz bir bağımsız. Pek çok kusuru ve boşluğu var. Fakat hayatın gerçeklerini kendine has stiliyle aktaran, haddini bilen ve insanı zorlamadan kendini izlettirmeyi başaran orta karar bir Avrupa filmi. Filmdeki I will Survive şarkısının Slovence yorumu da çok enteresan…

Barış Saydam
PAYLAŞ
Önceki makaleBerlin is in Germany
Sonraki makaleIl Caimano
Sinemaya gönül veren bir grup sinefilin kurduğu Avrupa Sineması internet sitesi, Avrupa sinemasını daha geniş kitlelere tanıtmak ve bu filmlerle ilgili ufak da olsa bir tartışma ortamı yaratmak amacıyla kuruldu. Sitenin kuruluş amaçlarından biri de; tür sinemasını da yadsımadan, sinemanın sadece bir eğlence aracı olmadığının vurgusunu yapmak. Metin Erksan’dan bir alıntı yapacak olursak; bilimlerin ve sanatların varoluşlarının sınırları, geçmişin derinlikleri içindedir… Sinema bilim; sinema sanatı ve sinema bilimi kapsamında; sanatsal düşüncenin ve uygulamanın, sinemasal düşüncenin ve uygulamanın, yaratısal düşüncenin ve uygulamanın, görüntüsel düşüncenin ve uygulamanın, çekimsel düşüncenin ve uygulamanın, oluşumunu, gelişimini, dönüşümünü saptar ve oluşturur. Bu nedenle bizler de günümüzde çekilen filmler dışında, geçmişin derinliklerine doğru bir yolculuk yaparak; bu sanatı etkileyen filmleri ve yönetmenleri de tanıtmaya, eleştirmeye ve onların sinemayı nasıl algıladıklarını kavramaya gayret ediyoruz. Bir yandan da sinemanın diğer sanatlarla olan ilişkisini, filmler bağlamında tartışarak; sinemanın diğer sanatlardan ayrı düşünülemeyeceğini savunuyoruz. Bu amaçlarla, birbirinden farklı coğrafyalarda, farklı zamanlarda çekilmiş ve birbirinden farklı türlerde pek çok film eleştirisine yer vermeye çalışıyoruz. Sinemayı bir kültür olarak gören herkesin katılımına da açığız. Arzu edenler mail adresinden bizlere ulaşabilir, yazılarını paylaşabilir ve filmlerle ilgili görüşlerini iletebilir.

YORUM YOK

BİR CEVAP BIRAK