Soğuktu ve Yağmur Çiseliyordu

Soğuktu ve Yağmur Çiseliyordu

455
1
PAYLAŞ

Soğuktu ve Yağmur Çiseliyordu

Soğuktu ve Yağmur Çişeliyordu, meşhur Türk Sanat Müziği solisti Leyla’nın, saz ekibindeki sanatçılardan udi Cemal’in ölümü sonrasında yaşadığı kimlik bunalımını anlatıyor. Çizgisel bir anlatımın olmadığı filmde, yönetmen biz şimdiyi yaşıyoruz sadece diyerek alt metnini açık ederken, yaşadığımız şimdiki zamanı bozmak istercesine geçmiş ve gelecekten görüntülerle hikâyesini aktarıyor. Leyla ve Cemal’in arasında hiç açıkça ifade edilmemiş olsa da, aslında çok derin bir aşk var ve bunu Cemal’in ölümü sonrasında, Leyla’nın yaşadığı kimlik bunalımıyla fark ediyoruz. Leyla, bu ölüm sonrasında kendi içinde bir nevi uyanış yaşıyor. Geçmişi çabucak unutan ve geleceği düşünmeyen, bütün vaktini ve enerjisini şimdiki zaman için harcayan bireylerin yaşadığı sorunlara değinen yönetmen, filmdeki udi Cemal karakterinin yaşarken farkına varılmayışıyla da kültürel kimliklerin erozyona uğrayışını vurguluyor. Tıpkı udi Cemal gibi, insanların da yaşarken görmezden geldiği kültürel mirasımız bir süre sonra sadece antikacılarda boy gösteren nesnelere dönüşüyor. Alt metni oldukça zengin ve düşündürücü olan filmin, yüzeyindeki platonik aşk hikâyesi de türün bütün gereklerini yerine getiren oldukça etkileyici bir hikâyeye sahip. Hem yüzeyde anlattığı kayıp aşk hikâyesiyle hem de alt metnindeki eleştirel mesajlarıyla Soğuktu ve Yağmur Çiseliyordu, komedi ve melodrama sırtını dayamış olan Türk Sineması için değerli hazinelerden biri.

Barış Saydam
bar_saydam@hotmail.com

PAYLAŞ
Önceki makaleSecond Breath, The
Sonraki makaleZeynep’in Sekiz Günü
1983, İstanbul doğumlu. 2006 yılında Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden mezun olduktan sonra Altyazı dergisinde sinema eleştirileri yazmaya başladı. 2008’de Avrupa Sineması isimli web sitesini kurdu. 2011 yılında Hayal Perdesi dergisinde web sitesi editörlüğüne başladı ve derginin yayın kurulunda görev aldı. TÜRVAK bünyesinde çıkartılan Cine Belge isimli derginin yazı işleri müdürlüğünü yaptı. 2012’den beri Sinematek Derneği’nde Film Analizi dersi veriyor. 2013 yılından beri Türk Sineması Araştırmaları (TSA) projesinde koordinatör yardımcılığı ve içerik editörü olarak görev yapıyor. Ayrıca Giovanni Scognamillo’nun Gözüyle Yeşilçam(2011), Sinemada Tarih Yazımı (2015), Erol Ağakay: Yeşilçam’a Adanmış Bir Hayat (2015), Oyuncu, Yönetmen, Senarist, Yapımcı Yılmaz Güney (2015) ve Karanlıkta Işığı Yakalamak: Ahmet Uluçay Derlemesi (2016) isimli kitapları da bulunuyor. Başta Jean-Luc Godard olmak üzere Fransız Yeni Dalgası'nı, pek çok farklı sanat dalını filmlerinde ustalıkla kullanabilen yönetmenleri ve eleştirilerini sanattan ödün vermeden yapabilen filmleri seviyor. Istvan Szabo'nun sinemacılar dünyayı değiştiremez sözüne katılıyor; ama sinemanın insanı değiştirebileceğine inanıyor.

1 YORUM

  1. yolculukta otel odasında sabaha kadar şarkı söyledikleri an,Aşk’ın vücut bulmuş haliydi bence ve çok etkileyiciydi geçişler.<br /><br />bu filmi bana hatırlattığın için teşekkür ederim.

BİR CEVAP BIRAK