Summer ’04

Summer ’04

609
0
PAYLAŞ


“Chabrol-Rohmer buluşması” diye anılan ve böylesi ilgi çekici bir tanıtım cümlesiyle dikkatleri üzerine çeken Summer ’04, sanırım film tanıtımlarına aldanmamız gerektiğini gösteren en iyi örneklerden biriydi. Fransız Yeni Dalgası içinde başladıkları yolculukta daha sonra farklı yönlere gitmeyi tercih eden bu iki usta yönetmenin filmleri nerede, bu film nerede… Gerçekten büyük bir umutla gitmeme rağmen, sinema salonundan hüsranla ayrıldığımı söyleyebilirim. Festival programındaki diğer Alman filmi Pingpong gibi bu filmde, toplumdan uzakta doğayla iç içe yaşayan çağdaş Alman ailesini merkezine alıyordu. Sessiz ve sakin yaşamlarını sürdüren ailenin, Amerika’dan gelen Bill ile tanışmalarıyla yaşamları ilginçleşiyor ve bu tanışmadan sonra aile trajik bir şekilde çözülüyordu. Hoş, ben trajik dedim ama olayın trajikliği kişiden kişiye değişebilir tabi. Zira filmdeki aile, bütün olan biteni hiçbir şey olmamış gibi soğukkanlılıkla kabul etti. Bu da onların kendi sosyal ve kültürel yaşantılarıyla alakalı olsa gerek.

Ne Eric Rohmer’in Ahlaki Öyküler adını verdiği serisindeki etik değerleri sorgulayışından filmde eser vardı, ne de Claude Chabrol sinemasının insan ilişkilerini mercek altına alan, yer yer eleştirel yer yerde gerilim unsurlarını içinde barındıran şaşırtıcı yapısından izler vardı. Basbayağı sıkıcı ve gereksiz bir filmdi. Ağır temposunu ve yavan anlatımını geçtim, ele aldığı bireylerin içsel değişimlerini ve gelişimlerini bile seyirciye üstün körü bir bakış açısıyla yansıtıyordu. Bütün bu saydığım özellikleriyle Summer ’04 festivalin en balon filmlerinden biriydi.


Barış Saydam
bar_saydam@hotmail.com

PAYLAŞ
Önceki makaleZeynep’in Sekiz Günü
Sonraki makalePingpong

Sinemaya gönül veren bir grup sinefilin kurduğu Avrupa Sineması internet sitesi, Avrupa sinemasını daha geniş kitlelere tanıtmak ve bu filmlerle ilgili ufak da olsa bir tartışma ortamı yaratmak amacıyla kuruldu. Sitenin kuruluş amaçlarından biri de; tür sinemasını da yadsımadan, sinemanın sadece bir eğlence aracı olmadığının vurgusunu yapmak. Metin Erksan’dan bir alıntı yapacak olursak; bilimlerin ve sanatların varoluşlarının sınırları, geçmişin derinlikleri içindedir… Sinema bilim; sinema sanatı ve sinema bilimi kapsamında; sanatsal düşüncenin ve uygulamanın, sinemasal düşüncenin ve uygulamanın, yaratısal düşüncenin ve uygulamanın, görüntüsel düşüncenin ve uygulamanın, çekimsel düşüncenin ve uygulamanın, oluşumunu, gelişimini, dönüşümünü saptar ve oluşturur. Bu nedenle bizler de günümüzde çekilen filmler dışında, geçmişin derinliklerine doğru bir yolculuk yaparak; bu sanatı etkileyen filmleri ve yönetmenleri de tanıtmaya, eleştirmeye ve onların sinemayı nasıl algıladıklarını kavramaya gayret ediyoruz. Bir yandan da sinemanın diğer sanatlarla olan ilişkisini, filmler bağlamında tartışarak; sinemanın diğer sanatlardan ayrı düşünülemeyeceğini savunuyoruz. Bu amaçlarla, birbirinden farklı coğrafyalarda, farklı zamanlarda çekilmiş ve birbirinden farklı türlerde pek çok film eleştirisine yer vermeye çalışıyoruz. Sinemayı bir kültür olarak gören herkesin katılımına da açığız. Arzu edenler mail adresinden bizlere ulaşabilir, yazılarını paylaşabilir ve filmlerle ilgili görüşlerini iletebilir.

YORUM YOK

BİR CEVAP BIRAK