Flight of the Red Balloon

Flight of the Red Balloon

394
0
PAYLAŞ

Flight of the Red Baloon

Kırmızı balon etrafında şekillenen hayatlar…

Albert Lamorisse’nin 1956 yapımı kısa filmine saygı duruşunda bulunan yönetmen Hsiao-hsien Hou, kendi kırmızı balonuyla da bambaşka hayatlara ortak oluyor. Üç ana karakter üzerine kurulan Flight Of The Red Balloon, bu üç ana karakter aracılığıyla insanın geçirmiş olduğu farklı evrelere de vurguda bulunuyor. Bir kukla tiyatrosunda çalışan Suzanne, onun küçük oğlu Simone ve yeni işe aldıkları Çinli bakıcı Song’un hayatları üzerinden modern dünyada yaşayabilmek, hayata karşı umutla bakabilmek ve çocukluk döneminin neşesini ve masumluğunu koruyabilmek üzerine yalın, ama büyüleyici bir hikaye.

Filmdeki her karakterin aslında kendine göre sorunları var, fakat hepsi bir şekilde birbirlerinin hayatına etkide bulunarak koca bir şehirde yaşamaya çalışıyor. Hikayedeki en kilit rolü oynayan küçük Simone ise, yaşından beklenmeyecek derecede çevresine ilgili ve çevresindeki insanların sorunlarını anlamaya çalışıyor. Onun hayata bakışındaki masumiyet sanırım hikayenin de kilit noktasını oluşturuyor. Hikayedeki bir diğer baş karakter olan Çinli sinema öğrencisi Song ise, çoğunlukla Lamorisse’in kısa filmi ve genel olarak yönetmenin sinemaya olan yaklaşımı açısından bizlere açıklayıcı bilgiler veriyor. Yalnız burada yönetmen Hou’nun ilginç bir tercihi de göze çarpıyor. Uzakdoğu kültürünün önemli öğelerinden olan kukla sanatında bir Fransız’ın derin bilgi sahibi olması ve o kültürü benimsemesi yanında, bir Çinli’nin de Fransız sineması ve kültürü hakkında derin bilgi sahibi olması oldukça şaşırtıcı bir şey. Yönetmen burada karakterlerin kültürel rolleri üzerinde de oynama yapıyor.

Hou’nun şu ana kadar klasik anlatıya en çok yakınlaştığı filmi olan Flight Of The Red Balloon, Fransa’yı da fondaki piyano müziği eşliğinde şiirsel kompozisyonlarla ekrana taşıyor. Özellikle camlara yansıyan görüntüler, şehrin kalabalığı, bu kalabalığa karşın yalnızlıkları daha da belli olan karakterlerin o kesifliği yönetmenin uzun plan sekanslarıyla daha da etkileyici hale geliyor. Yönetmenin diğer filmlerine nazaran, odaklanması ve izlenmesi daha kolay bir film olan Flight Of The Red Balloon, özünde hayata bakışımızla ilgili bir hikaye. Filmin finalindeki çocukların resim analizi sahnesiyle de yönetmen hikayesini bir nevi özetliyor esasında. Hayata dair, sade ama bir o kadar da etkileyici ve şaşırtıcı bir film.

Barış Saydam
bar_saydam@hotmail.com

PAYLAŞ
Önceki makaleDrabet
Sonraki makaleMan on Wire
1983, İstanbul doğumlu. 2006 yılında Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden mezun olduktan sonra Altyazı dergisinde sinema eleştirileri yazmaya başladı. 2008’de Avrupa Sineması isimli web sitesini kurdu. 2011 yılında Hayal Perdesi dergisinde web sitesi editörlüğüne başladı ve derginin yayın kurulunda görev aldı. TÜRVAK bünyesinde çıkartılan Cine Belge isimli derginin yazı işleri müdürlüğünü yaptı. 2012’den beri Sinematek Derneği’nde Film Analizi dersi veriyor. 2013 yılından beri Türk Sineması Araştırmaları (TSA) projesinde koordinatör yardımcılığı ve içerik editörü olarak görev yapıyor. Ayrıca Giovanni Scognamillo’nun Gözüyle Yeşilçam(2011), Sinemada Tarih Yazımı (2015), Erol Ağakay: Yeşilçam’a Adanmış Bir Hayat (2015), Oyuncu, Yönetmen, Senarist, Yapımcı Yılmaz Güney (2015) ve Karanlıkta Işığı Yakalamak: Ahmet Uluçay Derlemesi (2016) isimli kitapları da bulunuyor. Başta Jean-Luc Godard olmak üzere Fransız Yeni Dalgası'nı, pek çok farklı sanat dalını filmlerinde ustalıkla kullanabilen yönetmenleri ve eleştirilerini sanattan ödün vermeden yapabilen filmleri seviyor. Istvan Szabo'nun sinemacılar dünyayı değiştiremez sözüne katılıyor; ama sinemanın insanı değiştirebileceğine inanıyor.

YORUM YOK

BİR CEVAP BIRAK