Daniel Sánchez Arévalo Röportajı

Daniel Sánchez Arévalo Röportajı

302
0
PAYLAŞ


DarkBlueAlmostBlack’in başarısından sonra üzerinizde bir yükümlülük ve baskı hissettiniz mi?

Daniel Sánchez Arévalo: Yazmaya başlarken epey zorlandım ama senaryoyu ve kadroyu tamamladıktan tüm o gerginlikten kurtuldum. Ancak sona ulaşıp da dağıtıma girmemizden önce güvensizlik, baskı ve asabiyet geri döndü. Artık çok da sıcak karşılanmıyorum: DarkBlueAlmostBlack’in yarattığı samimi hava dağıldı. Şimdi şu soruyla karşılaşıyorum: “Bakalım ne yapmışsın?” Ve fark ettim ki insanların bulduğu hataların altı daha fazla çiziliyor. Bir düşmanlık görmedim. Medya ve seyircilerin beni sevdiklerini hissediyorum ama elbette ki ikinci filmde ne yaptığımı görmek için bekliyorlar…

Gordos gibi şişmanlar hakkında ve onlarla çekilen bir projeyi yapımcıya sunmak tuhaf olmuştur herhâlde.

Hiç de değil. Akşam yemek yerken ona birkaç safhada anlattım. En başta José Antonio Félez (Tesela P.C.) bu fikri beğendi. Bir oyuncunun 30 kilo alması gerektiğini söylediğimde biraz işler karıştı gerçi. Birkaç farklı dönemde çekecektik, masraflar artacaktı ve bünyesinin bunu kaldıramama riski vardı. Félez “Tamam ama yalnızca bir oyuncu: Antonio de la Torre” dedi. Bir sonraki akşam yemeğinde ona şöyle dedim: “Grup terapisini düşün: Obezite sorunu olan insanlar tedavi görecek, yani sadece bir kişi kilo vermeyecek.”

Antonio’dan başka oyuncular da fiziksel değişim yaşadı: Verónica Sánchez, Leticia Herrero ve María Morales. Diyetisyenler ve endokrinolojistlerin takibindeydiler. Antonio’nun aldığı kiloları vermesi 8 ay sürdü. Bu aşamanın ortalarında enzim seviyeleri feci şekilde arttı ki bunun da hayatınıza birtakım etkileri olur. Sadece filmin başını çekmiştik ki durmak zorunda kaldı. İki hafta mola verdikten sonra tekrar kilo almaya başladı ve sonrasında hiçbir problem yaşamadı.

Sürenin 10 ay uzaması filmin bütçesini arttırdı mı?

Yarım milyon Avro kadar arttı.. Toplam bütçe 3.5 Milyon Avroya geldi.

Çekimler sırasında verilen bu aralar yüzünden filmin temposunu ve amacını muhafaza etmek kolay mıydı?

Endişelerimden biri de anlatım tarzını uyum içinde tutabilmekti. Senaryonun avantajı kronolojik olmayan, kolaj sayılabilecek konuyu takip etmenize imkân vermesi. Çekimlerin bu kadar uzun sürmesi benim de yönetmen olarak olgunlaşmam için zaman sağladı. Filmin sonlarında çektiğim sahneler ve oyuncu yönetimi çok daha iyi. Aylar boyunca pek çok şey denedik. Hamilelik sırasında yaşanan hormon patlaması gibi montajda sürekli bir aksaklık ve sorun çıkıyordu ki bir yandan da yeni mekânlar arıyordum. Filmin değerini de arttıran telaş verici bir deneyimdi çünkü çektiğiniz sahneleri izlediğinizde nasıl ilerleyeceğinizi ve hataları nasıl düzelteceğinizi görebiliyorsunuz. Projeye bu kadar güvenle yaklaşan bir yapımcı bulduğum için kendimi çok şanslı görüyorum. Zihnen de tükendim çünkü 10 aydan beri çekim yapıyorduk ama film hâlâ bitmemişti. Rahatlamak zordu.

Gordos’taki hangi karakter size daha yakın?

Onların canlı olduklarına inanabilmek için tüm karakterlerime kendimden bir şeyler koydum. Ama seçmek zorunda kalsam terapisti (Roberto Enríquez) seçerdim. Diğerlerine karşı nazik ve ilgiyle yaklaşmaya çalıştım ama bu da müthiş bir baskıyı beraberinde getiriyor. Asla yanlış yapmamaya çalışmak çok korkutucu çünkü eğer yanlış yaparsanız daha büyük hatalar da onu takip ediyor. İçimde sürekli saklanmaya çalışan kötü huylu bir insan da var galiba. O canavar bir kez ortaya çıktı mı felaket oluyor. Kendimi iyi bir insan olarak tanımlıyorum ama içimde neyin uyuduğunu da biliyorum. Kendimi ondan kurtarmayı denedim ki terapistin durumunda olduğu gibi ortaya çıkmasın. Terapist benim korkularımı yansıttığım karakter.

İnsan ilişkileri sizin için niye bu kadar önemli: İhtiyaçlar, kişisel terapi vs.?

Tek bildiğim konu bu. Başka şeyler hakkında konuşacak kadar yetkin görmüyorum kendimi. Ayrıca bu da bir çeşit terapi: Başka karakterler üzerinden kendi sorunlarımı çözmeye çalışmak ve kendimi tamamen anlamak için bunları yazmak. Bana faydası dokunuyor.

Cineuropa.org
Alfonso Rivera

Çeviri: Melih Tu-men

PAYLAŞ
Önceki makaleAndrea Arnold Röportajı
Sonraki makaleVier Minuten
Sinemaya gönül veren bir grup sinefilin kurduğu Avrupa Sineması internet sitesi, Avrupa sinemasını daha geniş kitlelere tanıtmak ve bu filmlerle ilgili ufak da olsa bir tartışma ortamı yaratmak amacıyla kuruldu. Sitenin kuruluş amaçlarından biri de; tür sinemasını da yadsımadan, sinemanın sadece bir eğlence aracı olmadığının vurgusunu yapmak. Metin Erksan’dan bir alıntı yapacak olursak; bilimlerin ve sanatların varoluşlarının sınırları, geçmişin derinlikleri içindedir… Sinema bilim; sinema sanatı ve sinema bilimi kapsamında; sanatsal düşüncenin ve uygulamanın, sinemasal düşüncenin ve uygulamanın, yaratısal düşüncenin ve uygulamanın, görüntüsel düşüncenin ve uygulamanın, çekimsel düşüncenin ve uygulamanın, oluşumunu, gelişimini, dönüşümünü saptar ve oluşturur. Bu nedenle bizler de günümüzde çekilen filmler dışında, geçmişin derinliklerine doğru bir yolculuk yaparak; bu sanatı etkileyen filmleri ve yönetmenleri de tanıtmaya, eleştirmeye ve onların sinemayı nasıl algıladıklarını kavramaya gayret ediyoruz. Bir yandan da sinemanın diğer sanatlarla olan ilişkisini, filmler bağlamında tartışarak; sinemanın diğer sanatlardan ayrı düşünülemeyeceğini savunuyoruz. Bu amaçlarla, birbirinden farklı coğrafyalarda, farklı zamanlarda çekilmiş ve birbirinden farklı türlerde pek çok film eleştirisine yer vermeye çalışıyoruz. Sinemayı bir kültür olarak gören herkesin katılımına da açığız. Arzu edenler mail adresinden bizlere ulaşabilir, yazılarını paylaşabilir ve filmlerle ilgili görüşlerini iletebilir.

YORUM YOK

BİR CEVAP BIRAK