Michelangelo Frammartino Röportajı

Michelangelo Frammartino Röportajı

256
0
PAYLAŞ

Bu yıl Türkiye’de ilk gösterimini !f İstanbul’da yapacak olan The Four Times’ın yönetmen Michelangelo Frammartino, İtalya, Almanya ve İsviçre ortaklığında yapılan filmini uzun bir sürede tamamlanmış. Yönetmen filmini tamamlama sürecini açıklarken şu ifadeleri kullanıyor: “Çeşitli sorunlardan dolayı filmi yapmamız neredeyse beş yıl sürdü. Çekimler için farklı zamanlarda Calabria’ya gittiğimiz için ağacı farklı mevsimlerde çekmek durumunda kaldık.” Bu sıradışı filmde büyük bir köknar ağacı, yaşlı bir çoban, bir oğlak ve metrelerce yükseklikte kömür yığınıyla başrolü paylaşıyor.
Bu yılki festivallerin en çok ilgi çeken filmlerinden The Four Times’ı !f İstanbul’daki gösteriminde kaçırmamanızı tavsiye ediyor ve filmin yönetmeniyle Cannes Film Festivali’nde, Cineuropa’dan Camillo de Marco’nun yapmış olduğu söyleşiyi aktarıyoruz.

Camillo de Marco: Cannes’da “Directors’ Fortnight”

(Yönetmenlerin Onbeş Günü) bölümü için seçilen filminizde doğa çok önemli bir rol oynuyor.
Michelangelo Frammartino: Film, insan ve doğa arasındaki ilişki hakkında. Sinema insanın merkezde yer aldığı araçlardan biri. Bu yüzden insanı biraz daha az yalnız bırakması gerekiyor. Biz genellikle hayvanlar, bitkiler ve nesneler gibi sinema ve kültürün arka planını oluşturan unsurları göz önüne sererek bu unsurları ön plana çıkarmaya çalıştık. Tüm bunlar insan unsuruyla bir birliktelik ve denge sağlaması amacıyla filmin ana sekanslarında ön planda oldu.
Hikâye doğa unsuruyla ve görüntülerin kendisi aracılığıyla anlatılıyor.

Filmde eşi benzeri olmayan ve görünmeyen bir karakter var. Çoban, oğlak, bir ağaç ve kömür başrolü paylaşıyor olsalar da aslında gerçek başrol ruha ait. İçsel varlığı ortaya çıkarabilmek için insanların ve hayvanların dış görünüşlerini filme aldık. Her ne kadar bu yüzeylerin filmi olsa da, aynı zamanda kameranın ruhu yakalayıp gösterebileceğinin de filmi.

İzleyiciler bu ruhu yakalayabilecekler mi?
Film çok sade, neredeyse ilkel diyebileceğimiz görüntüler üzerine kurulu. Görüntüdeki tüm parçaları algılayabilmeniz için başınızı hareket ettirerek bir çaba sarf etmeniz gerekiyor. Kendi tabiat manzaranızı tasarlamak için bir kameraman veya makaraları bir araya getirmek için bir montajcı olmanız gerekiyor. İzleyiciler bu sorumluluğu üstlenerek filmi “tamamlamalılar”.
Zıtlıkların bir arada olduğu Calabria’da siz bunların arasından bir tercih yapmışsınız.

Evet, bu bölgeyle ilgilenmeyi göze aldığınızda tarihsel ve büyüleyici geleneklerle karşılaşırsınız. Alessandria’da yaşayan insanlara ağaç festivalini neden kutladıklarını sorarsanız size “bu hep yapılıyordu” diye cevap verirler. Bunun arkasında yatan önemi sizin aramanız gerekmektedir.

Filmde aynı zamanda modern unsurlar da bulunuyor.
Bir tema üzerinde çalışarak veya sinema dilini kullanarak ve bu dili uyarlayarak bir şeyleri gösterebilirsiniz. Bazı izleyici bağımlıkları sözde kötü niyetli olmayan dil dolayısıyla ortaya çıkıyor. Bunlar siyasette ve televizyonda izleyicilerin ikna edilecek çocuklar gibi görülerek yönlendirilmesi olarak karşımıza geliyor. The Four Times’ı politik bir film olarak değerlendiriyorum çünkü izleyicilere seçenek sunuyor.

Bu tarz bir film için fon bulmakta zorlandınız mı?
Öncelikle kamu fonlarını ve diğer türde fonlardan yararlanıp sonrasında festivallere ve üniversitelere dâhil olmayı istiyordum. Ancak yapımın önemli bir bölümünü karşılayan kamu fonları çok uzun bir süreç gerektirdi. Bunu gerçekleştirebilmek için çok fazla ayrıntıyı bir araya getirdik. Yapımcılar cesurdu, toplam bütçe yaklaşık 1 milyon euro civarı oldu.
Bir sonraki projeniz ne olacak?

İtalyan prodüksiyon şirketi Vivo Film ile 1978-1981 yılları arasında geçen ve küçük bir çocuğun hikâyesini konu edinen bir animasyon filmi üzerinde çalışıyoruz. O yıllar İtalya için boşluk dönemi olarak da anılan bir dönem. Toplum, şehir meydanları ve açık alanlardan evlerine, kendi özel alanlarına taşınarak televizyona maruz bırakıldı.

Röportaj: Camillo de Marco
Çeviri: Erdem Korkmaz

PAYLAŞ
Önceki makaleAvrupa Sineması Günlüğü -8-
Sonraki makaleİstanbul Modern’den Ustalara Saygı
Edebiyatını oldukça sevdiği Amerikan sinemasıyla bazı istisnalar dışında bir türlü aradığı etkileşimi kuramadı. Avrupa (özellikle Fransız ve İtalyan) sineması başta olmak üzere ‘kendi sinemasını’ yapan tüm bağımsızlarla ilgileniyor. Yanıt veremediği sorulara sinemayla yanıtlar aramaya çalışıyorken çoğu zaman kendisini yeni sorular sorarken buluyor. Sadece sinema değil tüm sanat dalları ve özellikle edebiyat ile müziğin peşinde yaşamı ve kendisini anlamaya çalışıyor. Siteye şimdilik çeviri yaparak destek vermeye çalışıyor.

YORUM YOK

BİR CEVAP BIRAK