!f İstanbul’da Ödüller Sahiplerini Buldu

!f İstanbul’da Ödüller Sahiplerini Buldu

220
0
PAYLAŞ

!f İstanbul 10. AFM Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali’nin Keş!f ödülü bu yıl Dört Defa (Le Quattro Volte) filmi ile İtalyan yönetmen Michelangelo Frammartino’ya verildi.

Yönetmen Hüseyin Karabey’in başkanlığındaki jüri, Macar yönetmen Benedek Fliegauf, Hollandalı sinema ve sanat tarihçisi Erwin Houtenbrink, Van Hoy / Knudsen Prodüksiyon şirketinin kurucularından Lars Knudsen ve İngiliz bağımsız prodüksiyon şirketi Film and Music Entertainment’ın kurucusu Mike Downey’den oluştu.

“En İlham Veren Yönetmen” ödülünü alan Frammartino, böylece 15.000 dolarlık para ödülünün de sahibi oldu. Jüri ayrıca Danimarka filmi R ve yönetmenleri Michael Noer & Tobias Lindholm’a ise özel mansiyon ödülü verdi.

Jüri yaptığı açıklamada “Bu yıl seçkide yer alan filmlerin kalitesi oldukça yüksekti. Bu nedenle jüri iki filmi ödüllendirmeye karar verdi. Özel mansiyon ödülü ham ve şiddetli gerçekçiliğin ikna edici oyunculuklarla desteklendiği R filmine verilmiştir. Büyük ödül ise benzersiz, yumuşak ve saf bir masaldan oluşan şiirsel sinema anlayışı ve her şeyin birbiriyle olan kozmik bağlantısını anlatan hikâyesiyle bizleri etkileyen bir sinemacıya verildi. Kırsal kesimin günlük varoluşuna dair bir belge niteliğinde olan ve her şeyin dünyadan doğduğunu büyülü ve ruhani bir dille anlatan Dört Defa filmi ve yönetmeni Michelangelo Frammartino oybirliğiyle En İlham Veren Yönetmen seçildi” dedi.

SİYAD da Dört Defa Dedi

Festivalde Dört Defa filmi aynı zamanda SİYAD jürisi tarafından verilen “SİYAD Özel Ödülü”nü de aldı. SİYAD jürisi yaptığı açıklamada “Doğum ve ölüm arasındaki hayat döngüsünü, insanı merkeze yerleştirerek değil, yaşamın diğer öğeleriyle doğal bir akış halinde resmettiği; küçük bir İtalyan köyü üzerinden yaşamın tüm duygu ve evrelerini yakalayabildiği; belgeselvari bir yaklaşımla yola çıkıp çok titizlikle tasarlanmış bir yapıya ulaştığı için SİYAD jürisi olarak Dört Defa filmini ödüle değer bulduk” dedi.

“Danimarka’da Birçok Türk Var Ama Buraya Gelince Önyargılarım Yok Oldu”

27 Şubat Pazar akşamı The Hall’da yapılan ödül töreninde özel mansiyon ödülünü almak için sahneye çıkan R filminin oyuncularından Roland Muller filmin geçtiği hapishanede 4-5 yıl geçirdiğini ve şimdi geçmişini saklamak yerine o geçmiş sayesinde ayakta durduğunu söyledi.

İstanbul’u ve festival ortamını çok beğendiğini söyleyen oyuncu, önceden Türklere karşı ön yargılı olduğunu ancak buraya gelince bütün önyargılarının yok olduğunu söyledi. Buradaki deneyimi sonucunda Türkiye’nin AB’ye girmesini yürekten istemeye başladığını söyleyen Muller “Orada Türkiye gibi bir ülkeye ihtiyacımız var. Dünyaya beraber yaşayabileceğimizi göstermek için. Film de Müslüman ve Hıristiyanların hapishanedeki çatışmaları üzerine. Bunu kalpten hissettiğimiz için çok mutluyum. Çok onurlandım.”

Çifte ödüllü Dört Defa Türkiye’de dağıtımcı arıyor
Büyük ödülü yönetmeni adına alan yapımcı Marta Donzelli, “Geçen yıl çekilen çok iyi filmler vardı yarışmada. !f İstanbul harika bir festival ve gerçekten bağımsız filmler gösteriyor. Çok büyük bir onur. Ama film pek çok ülkede gösterilmesine rağmen Türkiye’de henüz dağıtımcı bulamadı. Umarım bu vesile olur.” dedi.

!f İstanbul Türkiye’den Kısalar 2011 izleyici ödülü Erol Mintaş’ın oldu
Cinebonus Gmall Maçka sinemalarındaki gösterimler sırasında gerçekleştirilen ve 216 geçerli oyun kullanıldığı !f İstanbul Türkiye’den Kısalar 2011 izleyici oylaması sonucunda “26-45” seçkisinde gösterilen Erol Mintaş’ın Berf (Kar) isimli kısası 85,6666 puanla birinci, yine “26-45” seçkisinde gösterilen Mehmet Emrah Erkan’ın Herkesin Bir Şansı Daha Olmalı isimli kısası 85,3333 puanla ikinci, Saniyede 24 Gündüz Düşü seçkisinde gösterilen M. Cem Tüfekçi’nin Nolya isimli kısası 85,1923 puanla üçüncü oldu.

PAYLAŞ
Önceki makaleSchwarzfahrer
Sonraki makaleFransızların Oscar’ı İnsanlar ve Tanrılar’a Gitti
Sinemaya gönül veren bir grup sinefilin kurduğu Avrupa Sineması internet sitesi, Avrupa sinemasını daha geniş kitlelere tanıtmak ve bu filmlerle ilgili ufak da olsa bir tartışma ortamı yaratmak amacıyla kuruldu. Sitenin kuruluş amaçlarından biri de; tür sinemasını da yadsımadan, sinemanın sadece bir eğlence aracı olmadığının vurgusunu yapmak. Metin Erksan’dan bir alıntı yapacak olursak; bilimlerin ve sanatların varoluşlarının sınırları, geçmişin derinlikleri içindedir… Sinema bilim; sinema sanatı ve sinema bilimi kapsamında; sanatsal düşüncenin ve uygulamanın, sinemasal düşüncenin ve uygulamanın, yaratısal düşüncenin ve uygulamanın, görüntüsel düşüncenin ve uygulamanın, çekimsel düşüncenin ve uygulamanın, oluşumunu, gelişimini, dönüşümünü saptar ve oluşturur. Bu nedenle bizler de günümüzde çekilen filmler dışında, geçmişin derinliklerine doğru bir yolculuk yaparak; bu sanatı etkileyen filmleri ve yönetmenleri de tanıtmaya, eleştirmeye ve onların sinemayı nasıl algıladıklarını kavramaya gayret ediyoruz. Bir yandan da sinemanın diğer sanatlarla olan ilişkisini, filmler bağlamında tartışarak; sinemanın diğer sanatlardan ayrı düşünülemeyeceğini savunuyoruz. Bu amaçlarla, birbirinden farklı coğrafyalarda, farklı zamanlarda çekilmiş ve birbirinden farklı türlerde pek çok film eleştirisine yer vermeye çalışıyoruz. Sinemayı bir kültür olarak gören herkesin katılımına da açığız. Arzu edenler mail adresinden bizlere ulaşabilir, yazılarını paylaşabilir ve filmlerle ilgili görüşlerini iletebilir.

YORUM YOK

BİR CEVAP BIRAK